9. Hukuk Dairesi 2025/4221 E. , 2025/4837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/32 E., 2025/146 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankada 01.07.1998-31.07.2020 tarihleri arasında değişik unvan ve görevlerde çalıştığını, en son sistem odaları işletim müdürü olarak görev yaptığını, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, son aldığı ücretin brüt 30.622,37 TL olduğunu, normal çalışması haftanın 5 günü 09.00-18.00 saatleri arasında olmakla birlikte gün sonu işlemlerin tamamlanması ve beklemesi gerektiğinde çalışmasının 19.30-20.00 saatleri civarında bittiğini, ayda ortalama 5-6 gün 21.00'e kadar çalışmanın devam ettiğini, ayda 4-5 gün yoğun işlem zamanlarında sabah 07.00-07.30'da çalışmaya başladığını, işyerinde 1 saat mola kullanıldığını, buna göre davalı Bankanın personel yönetmeliğinde belirtilen haftalık 40 saat çalışmanın çok üzerinde çalıştığını ancak fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, çalıştığı birimde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde nöbetleşe çalıştıklarını, yılda ortalama 3-4 gün bu günlerde çalışmasının olduğunu ancak karşılığının ödenmediğini, sistem değişiklik geçişleri ya da tatbikat uygulamalarının hafta tatiline denk geldiğini, ayda 2-3 kere hafta tatili yapılmadığını, bunun karşılığının da ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul yönünden reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 01.07.1998-31.07.2020 tarihine kadar belirsiz süreli iş sözleşmesi ile bankanın muhtelif birimlerinde çalıştığını, çalışma saatlerinin 09.00-18.00 şeklinde olduğunu, davacının kendi isteğiyle emekli olarak işten ayrıldığını, tüm yasal haklarının ödendiğini, bu nedenle dava konusu ücretleri talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kararı ile istinaf incelemesi sonucu verilen kaldırma kararı doğrultusunda, iş sözleşmesinde fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğu kuralı fazla sürelerle çalışmayı da kapsadığından, tarafların iradesinin işyerinde belirlenen haftalık çalışma süresinin üzerindeki çalışmaların ilk 5,2 saatinin temel ücret içinde ödenmesi yönünde kararlaştırıldığı şeklinde anlaşılması gerektiği, buna göre 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği varsayıldığından fazla sürelerle çalışma ücretinin tamamen karşılandığı kanaatine ulaşıldığı, bu durumda davacının haftalık çalışma süresinin 60 saat olduğu, 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği, davacının haftalık 14,8 saat fazla çalışma ücretine hak kazandığının kabul edildiği, tanık beyanlarına göre belirlenen dönem için yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, insan takati, hayatın olağan akışı, insanın sosyal, ailevi yaşantısı ve şahsi ihtiyaçları düşünülerek fazla çalışma alacağı hesaplamalarından %30 indirim yapıldığı aynı şekilde ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebine ilişkin tanık beyanlarına göre belirlenen dönem için de bu alacak hesaplamalarından da %30 indirim yapıldığı diğer yandan tanık beyanlarından davacının haftalık izin kullandığı ancak ayda iki kez hafta sonu bakım çalışması yaptığı beyan edildiğinden davacının hafta tatili kullandığı, hafta tatili çalışması yapmadığı ve hafta sonları cumartesi veya pazar günü yapılan çalışmanın fazla çalışma niteliğinde olduğu kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarihli kararıyla Dairenin bir önceki ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararına uygun olarak İlk Derece Mahkemesince inceleme yapıldığı ve alacak talepleri hakkında karar verildiği, hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, tarafların diğer istinaf nedenlerinin bahsi geçen kaldırma kararında ayrıntılı olarak incelendiği gerekçeleriyle istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan inceleme sonunda davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, somut uyuşmazlıkta Mahkemece işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu, davacının hafta içi her gün 07.30-20.30 saatleri arasında bir saat ara dinlenme süresi kullanarak çalıştığının tanıkların beyanına göre ispat edildiği sonucuna varılarak bu kabul şekline göre hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı, ancak dava dilekçesinde davacının sürekli olarak 07.30'da işe başladığı yahut 20.30'a kadar çalıştığı yönünde bir iddiası bulunmadığı hâlde Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 25. maddesine aykırı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, bu durumda gerek dava dilekçesi, gerekse dinlenen tanıkların anlatımı ile tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında davacının ayda bir hafta, hafta içi beş gün 07.30-20.30 saatleri arasında diğer haftalarda ise hafta içi beş gün 09.00-19.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek, bu kabule göre fazla çalışma yapıp yapmadığının belirlenmesi varsa hesaplanan alacaktan uygun bir indirim yapıldıktan sonra fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca davacının günlük on bir saate kadar (on bir saat dâhil) çalışmalarından bir saat, bu süreyi aşan çalışmalarından bir buçuk saat ara dinlenme süresi düşülmesi gerektiğinin gözetilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay ilâmı doğrultusunda bilirkişiden rapor alındığı, davacının fazla çalışma yaptığının dinlenen tanık beyanına göre sabit olduğunun anlaşıldığı, haftalık çalışma süresinin 60 saat olduğu, 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği, davacının haftalık 14,8 saat fazla çalışma ücretine hak kazandığı kabul edilerek 29.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda indirimli olarak hesaplanan brüt 386.561,86 TL fazla çalışma alacağı bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu, tanık beyanlarına göre davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı ve ücretinin ödenmediği kanaatine ulaşıldığı, tanık beyanlarından davacının haftalık izin kullandığı ancak ayda iki kez hafta sonu bakım çalışması yaptığı beyan edildiğinden davacının hafta tatili kullandığı ve hafta tatili çalışması yapmadığı ve hafta sonları cumartesi veya pazar günü yapılan çalışmanın fazla çalışma niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/224 Esas, 2024/883 Karar sayılı ilâmına karşı yaptıkları temyiz başvurusunun miktardan reddine ilişkin ilâmın maddi hataya dayalı olduğunu, b. Fazla çalışma ücreti alacağının hatalı bir şekilde hesaplandığını, yıllık 270 saati kapsayan, haftalık 40 saat üzerindeki her çalışmanın karşılığı fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanması gerektiğini, c. Hafta tatili ücreti alacağının reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporunda yalnızca Yargıtay ilâmında yer alan değerlendirmelerle sınırlı bir şekilde hesaplama yapıldığını, taraflarınca yapılan itirazların dikkate alınmadığını, b. Yargıtay ilâmında yer alan değerlendirmelerin bilirkişi tarafından hazırlanan daha önceki tarihli raporlarda yer alan bilirkişinin kanaat ve değerlendirmeleri ile açıkça çeliştiğini, bilirkişi tarafından bu çelişkileri giderir nitelikte herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, c. Dosyada tanık olarak dinlenen kişilerin ünvanının davacı ile aynı olmadığını, d. Davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması ile fazla çalışma ücreti yönünden gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. 1.6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-(c) maddesinde hükmün; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince Yargıtay ilâmı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişi tarafından 14.02.2025 tarihinde hesap raporu hazırlandığı ve davacının fazla çalışma yaptığının dinlenen tanık beyanına göre sabit olduğu, haftalık çalışma süresinin 60 saat olduğu, 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği, davacının haftalık 14,8 saat fazla çalışma ücretine hak kazandığı kabul edilerek 29.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda takdiri indirimli olarak hesaplanan brüt 386.561,86 TL fazla çalışma alacağının bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen hüküm kısmında brüt 135.356,27 TL fazla çalışma ücreti alacağına hükmedilmiştir. Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında fazla çalışma ücreti alacağı bakımından çelişki bulunmakta olup bu husus tek başına bozma sebebidir. Mahkemece bozma öncesi gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7a4fa97a24d99e06 8a5e14804f4e3e36