9. Hukuk Dairesi 2025/4122 E. , 2025/5627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/278 E., 2025/341 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/239 E., 2024/410 K. MAHKEMESİ : Ankara 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/479 E., 2022/574 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacak davası olan asıl dava yönünden taraf vekillerince, tespit davası olan birleşen dava yönünden ise davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı tarafça işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesine ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine yönelik iki ayrı dava açılmış olup asıl dava olan alacak davası bakımından, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar ile reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin alacak davasına yönelik temyiz isteğinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Tespit davası olan birleşen davaya ilişkin olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 01.11.2016-29.03.2019 tarihleri arasında mühendis olarak çalıştığını, yedi kişiden oluşan çalışma ekibinin lideri pozisyonunda olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve hukuka aykırı biçimde feshedildiğini, çalışmış olduğu süre boyunca işini büyük bir özveriyle yerine getirmesine, yoğun bir tempoda çalışmasına rağmen asılsız bir takım suçlamalarla hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak salt Savcılığa başvuruda bulunulmasının davacının suçlu olduğu sonucunu doğurmayacağını, iş sözleşmesinin feshine ilişkin tarafına gönderilen ihtarnamede iddia olunan suçlamaların gerçek dışı olduğunu, işten çıkış kodunun Kod (29) olarak bildirilmesi nedeniyle işsizlik ödeneğinden faydalanamadığı gibi başka bir iş bulma olasılığının da azaldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline ve işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince; çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin talep tefrik edilerek Sosyal Güvenlik Mahkemesine gönderilmiş, sözü edilen Mahkemece iş bölümü kapsamında alacak mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine, 2022/479 Esas numarası alan dava dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 3. Davalı vekili birleşen Ankara 9. İş Mahkemesinin 2019/691 esas sayılı dava dosyasında, davacının müvekkilinin ticari sırlarını ifşa etmesi ve üstlendiği projeyi süresinde tamamlamaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı davalı Şirkete bağlı olarak şirketin piyasaya arzını gerçekleştireceği bir diyaliz makinasının geliştirilmesi projesi kapsamında geçici bir süre ile proje yürütücüsü görevini yaptığını, ancak yapılan şirket içi araştırma neticesinde aslında davacının içinde bulunduğu proje ekibinin projeyi bilerek geciktirdiğini, bu vesileyle gelecek proje desteklerini sonuna kadar kullanıp sonrasında yabancı kuruluşlara satıp pazarlamayı hedeflediğinin tespit edildiğini, bunun üzerine davalı Şirket tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, iş sözleşmesi bu nedenle haklı olarak feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının doğmayacağını ve çıkış kodunun düzeltilmesi talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemelerince verilen ilk kararın ortadan kaldırılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararı sonrası kararda adı geçen ve davalı Şirkete karşı aynı taleplerle dava açtıkları belirtilen tanıklara ait dava dosyaları temin edilip bilirkişi raporu aldırılarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2022 tarihli ve 2019/48305 Soruşturma ve 2022/37036 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında yürütülen suçlamalardan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddine karar verildiği, tüm dosya kapsamına göre iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedildiğinin ispatlanamadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının 28 gün yıllık izni karşılığı yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, davacıya ücret hesap pusulalarında tahakkuk ettirilen asgari geçim indirimi dâhil net ücretin davacının banka hesabına yatırıldığı, Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca işverene karşı davası bulunan tanıkların beyanlarının başkaca delillerle doğrulanması gerektiği ve tanıkların ancak davacı ile birlikte çalıştıkları dönemdeki çalışma koşullar ile ilgili bilgi sahibi olabilecekleri, dinlenen davacı tanıklarından A.S., T.S., B.Ö., ve C.S'nin davalı Şirkete karşı davaları bulunduğu, davacı tanığı Ş.K'nin ise davalı işyerinde davacıyla birlikte çalışmadığının, komşu işyeri tanığı olduğu ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olmadığı, buna göre ispat yükü üzerinde olan davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin davasını kanıtlayamadığı, davalı işverence maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davanın ise tefrikine karar verildiği açıklanarak işçilik alacaklarına yönelik davanın kısmen kabulüne, davacının sigortalı işten ayrılış bildirgesinde Kod (29) olarak bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olay değerlendirildiğinde, davalı tarafça davacının iş sözleşmesini haklı bir gerekçeyle sona erdirdiğine dair yeterli delil sunulmadığı, iş sözleşmesinin haklı bir nedenle feshedildiği iddiasını ispatla yükümlü olan işverenin bu iddiasını ispat edemediği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının fazla çalışma yaptığına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına yönelik iddiasını ispat bakımından tanık deliline dayandığı, ancak dinlenen davacı tanıklarından bir kısmının davalı işverene karşı davası bulunduğu ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ispat edilemediğinden reddine karar verildiği, diğer davacı tanığının ise davalı işyeri çalışanı olmadığından davacının çalışma şekline ve saatlerine ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin olamayacağı, tanıklar adına açılan davalarda kesinleşen kararlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, yıllık ücretli izin alacağının varlığına yönelik kabulün de dosya kapsamına uygun olduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, "davacının iş aktinin 29 kod numaralı sebeplerden feshedilmediğinin, bildirilmesi gereken doğru fesih kodunun 04 olduğunun tespitine" karar verilmesi gerekirken "davacının sigortalı işten ayrılış bildirgesinde kod 29 olarak bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu ancak bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı, istinaf sebepleriyle bağlı olarak inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekilinin alacak davası olan asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 2. Davalı vekilinin alacak davası olan asıl davaya ilişkin temyizi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 3. Davalı vekili tespit davası olan birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde; iş sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, birleşen davaya konu işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Asıl Dava Yönünden Davacı ve davalı vekillerinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının isteği hâlinde davacıya iadesine, B. Birleşen Dava Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatlarıyla birlikte işten çıkış kodunun Kod (29) olarak bildirilmesi nedeniyle işsizlik ödeneğinden faydalanamadığını da iddia ederek çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin talep tefrik edilerek Sosyal Güvenlik Mahkemesine gönderilmiş, sözü edilen Mahkemece iş bölümü kapsamında alacak mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine, 2022/479 Esas numarası alan dava dosyası, eldeki dava ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, çıkış kodunun düzeltilmesi istemine yönelik birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "Davacının iş aktinin 29 kod numaralı sebeplerden feshedilmediğinin, bildirilmesi gereken doğru fesih kodunun 04 olduğunun tespitine" karar verilmesi gerekirken "Davacının sigortalı işten ayrılış bildirgesinde kod 29 olarak bildirilen işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine" şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu; ancak bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı belirtilerek başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen dava olan tespit davasında verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak SGK'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de davanın kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında “tespit davası” niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona ermesi sebebi konusunda yapılan bildirimin, gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s.976-977). Yukarıda yapılan açıklamalara göre belirtmek gerekir ki; çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davada yapılan tespit, işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davasında da yapıldığından işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davası açmış olan işçinin “çıkış kodunun düzeltilmesi” davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta kıdem veya ihbar tazminatı ödenmesi yönünde yapılan anlaşmalar için de geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, kıdem ve ihbar tazminatları talebiyle birlikte işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. Alacak ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepleri iki ayrı dava olup işçinin kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır. Diğer yandan Türkiye İş Kurumunun (...) 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca işçi; fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro, banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle ...'a başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini de isteyebilir. Açıklanan nedenlerle işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin birleşen davanın, hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup İlk Derece Mahkemesi kararının, birleşen davadaki bu talep bakımından bozulması gerektiği kanaati ile Sayın Çoğunluğun birleşen davanın onanmasına ilişkin aksi yöndeki görüşüne katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a586442b2a50b2fe e3fc19d0cdc4e784