9. Hukuk Dairesi 2025/4052 E. , 2025/4854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/546 E., 2025/40 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427. ve 432. maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre bozma kararından sonra Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda davalı ... aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın, Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ve davalı ... İnşaat Taah ve Tic. Elektrik Üretim AŞ (... İnşaat Şirketi) vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Müdürlüğüne ait yol, köprü ve asfalt yapımı işinde davalı ... İnşaat Şirketi nezdinde 15.06.1991-07.05.2014 tarihleri arasında iş makinesi operatörü olarak aralıksız şekilde çalıştığını, ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu, son üç aylık ücretinin ve son iki yıla ait ikramiyelerin ödenmediğini, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları tam olarak ödenmediğinden davacının haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini, sürekli olarak emir ve talimatları veren ve denetimleri yapan kişilerin davalı ... yetkilileri olduğunu, davalı ... İnşaat Şirketinin alt işveren olduğunu, şantiyede kaldıklarını, davalı işyerinde 07.00-19.00 saatleri arasında çalışıldığını, akşam çıkış saati 19.00 olmasına rağmen çoğu zaman 20.00’ye kadar çalıştıklarını, genel tatil ve hafta tatili günlerinde de çalışıldığını, yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile ücret, ikramiye, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının ücretinin ödenmediğine dair müvekkiline başvuruda bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere asıl işveren konumunda olan kamu kuruluşunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 36. maddesi gereğince üç aylık ücret hariç diğer alacaklardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... İnşaat Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin davalı ... Müdürlüğüne ait Yerköy Ayrımı Yozgat-Sorgun Yolu 120-170 km yol inşaatı işini üstlendiğini, davacının bu işin şantiyesinde çalışmaktayken emekli olduğunu, daha sonra tekrar işe girip 28.10.2011-12.05.2014 tarihleri arasında iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, en son ücretinin 1.700,00 TL olduğunu, davacının kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, işçilere ikramiye ödenmesine ilişkin işyeri uygulamasının bulunmadığını, işin durumuna göre nadiren yapılan fazla çalışmaların karşılığının ödendiğini, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, davacı da dâhil şantiyede çalışan işçilerin tamamına yıllık izinlerin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.11.2014 tarihli kararıyla; dava konusu alacakların belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 18.11.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.02.2015 tarihli ilâmı ile; davacının dava dilekçesi ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak 100,00'er TL kıdem tazminatı, yıllık izin, ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini istediği, 03.11.2014 harç tarihli ıslah dilekçesinde ise dava konusu alacakların belirli alacak olduğunu açıklayarak dava değerini artırdığı, bu durumda davanın kısmi olarak açıldığı, kısmi istekle dava açılmasına yasal engel bulunmadığı da gözetilerek işin esasına girilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin duruşmadaki beyanından hareketle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğu ayrıca bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 16.03.2017 tarihli kararıyla; davalı ... Müdürlüğünün ihale makamı, davalı Şirketin ise müteahhit konumunda olduğu, ödenmeyen ücret alacağı bulunduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davalı ... Müdürlüğünün ihale makamı olması nedeniyle 4857 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince sadece ödenmeyen ücret alacağından sorumlu olduğu, davacı tanıklarının davalılar aleyhine açılmış davaları bulunduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının sadece kıdem tazminatı ve ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle kıdem tazminatının davalı Şirketten, ücret alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, diğer dava konusu taleplerin ise reddi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 16.03.2017 tarihli kararının süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ilâmı ile; somut olayda davacının operatör olarak davalı ... İnşaat Şirketi işçisi olarak davalı İdare bünyesinde çalıştığı, davalılar arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi incelendiğinde "Yerköy-Yozgat-Sorgun-Akdağmadeni-Yıldızeli yolları kesiminin yapım işi" olduğu, söz konusu işin niteliği gereği sürekli bir iş olduğu, bu hâli ile anahtar teslimi iş olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı İdare ile davalı Şirket arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, yapılan sözleşme kapsamının, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olduğu, bu nedenle yazılı gerekçe ile davalı İdarenin ihale makamı olduğu kabulünün hatalı olduğu, Mahkemece davalılar arasındaki ilişki asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğundan dava konusu alacaklardan davalıların birlikte sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, dosyada mevcut olan ancak hesaplamalara esas alınmayan bilirkişi raporunda Aralık ve Nisan ayları dışındaki çalışmalar için haftada altı gün 07.00-19.00 saatleri arasında çalışıldığı, günlük 3 saat fazla çalışma yapıldığı, ayda iki hafta tatili ile genel tatillerde çalışıldığının değerlendirildiği, nitekim gerek Dairenin 02.06.2016 tarihli ve 2016/7345 Esas, 2016/16301 Karar sayılı ilâmı, gerekse seri nitelikteki diğer dosyalarda aynı davalılara karşı dava açan işyeri çalışanlarına ilişkin dosyalarda da aynı doğrultuda yapılan hesaplamaların kabul edildiği, bu durumda davacının görevi, çalışma süresi, tanık beyanları ile emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının, fazla çalışma hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin dosyadaki bilirkişi raporu esas alınarak kabulü gerektiği gerekçesiyle, oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 26.10.2017 tarihli kararı ile; davalı Şirketin yol yapım işini üstlendiği, davalı ... Müdürlüğünün ihale ile kurulan bu yeni işyerinde işçi çalıştırmadığı, söz konusu yol yapım işinin tamamının davalı Şirkete verildiği, buna göre davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davalı ... Müdürlüğünün sadece üç aylık ücret alacağından sorumlu tutulabileceği, öte yandan bozma kararında geçen emsal kararda, dava konusu olan çalışma yerinin ve çalışma döneminin, davacının çalışma dönemi ve yerinden farklı olduğu, bu bağlamda bahsi geçen kararın emsal nitelikte olmadığı, ayrıca farklı nitelikteki işçilerin çalışma gün ve saatinin aynı olduğunun varsayılmasının da mümkün olmadığı, üstelik emsal kararda Mahkemece davalı taraf aleyhine açılmış davası bulunan tek tanık dinlenerek sonuca varıldığı, bu itibarla ispat yükü kendisinde olan davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 26.10.2017 tarihli direnme kararının süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli kararı ile; direnme kararında sadece "Bozma ilâmına uyulmayarak mahkememizce tesis edilen önceki kararda direnilmesine," denilmekle yetinildiği, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar kurulmadığı, bu durumda, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü bulunmadığı, Mahkemece taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece usuli eksiklikler giderilerek verilen 19.06.2018 tarihli direnme kararının süresi içinde davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2021 tarihli kararıyla; Mahkemece öncelikle davacının çalıştığı tüm işyerlerinin ünvanı, adresi, tescil belgeleri ile varsa ortak ve adreslerine ilişkin belgeler ve her iki davalı bakımından tüm kayıtların, davacının yaptığı iş ve yapılan işin davalılar ile ilgisi olup olmadığını gösteren kayıtların, davacının çalıştığı görünen tüm işyeriyle ilgili işe giriş ve ayrılış bildirgelerinin temin edilmesi, 15.06.1991-07.05.2014 çalışma dönemine ilişkin tüm hizmet alım sözleşmeleri, genel, idari ve teknik şartnamelerin getirtilmesi, daha sonra hepsi birlikte değerlendirilerek davacının 15.06.1991-07.05.2014 arasındaki tüm çalışmasını davalı Şirket nezdinde geçirip geçirmediği; tüm çalışma dönemi boyunca hangi hizmet alım sözleşmeleri kapsamında, hangi işi yaparak çalıştığı, çalışılan işlerin birbirinin devamı niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi için yapılan araştırma sonucuna göre, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ya da ihale makamı müteahhit ilişkisi olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, bunun sonucunda 2009-2014 yılları arasında davacının hangi işveren nezdinde, nerede, hangi şantiyede çalıştığı belirlenebileceğinden dosyadaki mevcut delil durumuna göre yeniden yapılacak bir değerlendirme ile davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazanıp kazanamayacağına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 18.04.2024 tarihli kararıyla; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı, nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin emsal 2022/17171 Esas, 2023/350 Karar sayılı ilâmında davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı, davalı Şirketin üstlendiği yol yapım işinin tamamının davalı İdare tarafından ihale ile verildiği, davalılar arasındaki ilişkinin ihale makamı ve müteahhit ilişkisi olduğu gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine dair verilen kararın kesinleşerek onandığı, davacının ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatından sadece davalı Şirketin sorumlu olduğu, ücret alacağı yönünden ihale makamı olan Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun davacının 3 aylık alacağı ile sınırlı olduğu ve davacının eksik ödenen ücret alacağından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, yıllık izin ve ikramiye alacaklarının reddi gerektiği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden; her ne kadar dinlenen tanıkların davalıya karşı davaları olsa da söz konusu tanık R.Ş'nin işçilik alacağı davasının görüldüğü Ankara 4. İş Mahkemesinin 2014/1462 Esas sayılı dosyasının kesinleştiği ve bu tanığın beyanlarına itibar edilmesi gerektiği ve fakat davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumlu olmadığı kabul edildiğinden söz konusu alacaklardan yalnız davalı ... İnşaat Şirketinin sorumlu olduğunun kabulüyle davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin de kabulü suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 18.04.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilnmesi üzerine Dairece; Mahkemece, davalıya karşı davası bulunan tanık R.Ş'nin açtığı davanın kesinleştiği ve davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığı gerekçesiyle bu alacakların kabulüne karar verildiği, davacı tanığının alacak davası incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2017/1802 Esas, 2017/2812 Karar sayılı kararı ile davacı tanıklarının davalı aleyhine dava açan, davacı ile menfaat birliği olan işçiler olduğu, dosyada fazla çalışma yapıldığına, hafta tatili ve genel tatillerde çalışıldığına dair yazılı belge de bulunmadığından, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden kurulan hükümde bu taleplerin reddine karar verildiği, ilgili kararın temyizi üzerine kararın, Dairenin 21.12.2020 tarihli ve 2020/3491 Esas, 2020/19360 Karar sayılı kararıyla onandığı, davacı tanığı R.Ş'nin açtığı dava gerekçe gösterilerek davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri hüküm altına alınmış ise de Mahkemenin tespitinin hatalı olduğu, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında salt davalıya karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği, başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, mevcut delil durumu itibarıyla fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça dinletilen tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde oldukları, ispata yarar başkaca delil bulunmadığı gözetilerek, ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi yerine kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığı, davacının ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatından sadece davalı Şirketin sorumlu olduğu, ücret alacağından ihale makamı olan Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun davacının 3 aylık alacağı ile sınırlı olduğu ve davacının eksik ödenen ücret alacağından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, yıllık izin ve ikramiye alacaklarının reddi gerektiği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ispatında salt davalıya karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği, başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, mevcut delil durumu itibarıyla fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden ispat yükü üzerinde olan davacı yanca dinletilen tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde oldukları, ispata yarar başkaca delil bulunmadığı gözetilerek, ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükmedilen alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, b. Davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, işçilerin fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştıklarını ve bu çalışmanın ispatı açısından tanıktan başka delilleri bulunmadığını, tanıkların dava açmasının taleplerin reddini gerektirmeyeceğini, c. Yıllık izin ücreti ve ikramiye alacağı taleplerinin de kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. İşyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığını, fazla çalışma yapılmadığını, hafta ve genel tatil günleri çalışılmadığını, davacının bu iddialarını ispatlayamadığını, davacı tanıklarının husumetli olduğunu, b. Kıdem tazminatı ve ücret alacağı kabulünün hatalı olduğunu, davacının hiçbir ücret alacağının kalmadığını, kıdem tazminatı alacağının bulunmadığını, c. İşbu dava müvekkili Şirketin iflas etmesi nedeniyle kayıt kabul davasına dönüştüğünden müvekkili aleyhine hükmedilen harçların maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... Müdürlüğünün temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatına ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... Temyizi Yönünden; Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davacı ve Davalı ... İnşaat Şirketi Temyizi Yönünden; Davacı ve davalı ... İnşaat Şirketi vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı ... İnşaat Şirketine yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4304b6d032a7cb42 1c759c1ed458b97f