Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/3119 E., 2025/4808 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3119 E., 2025/4808 K. (22.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3119
Karar No
2025/4808
Karar Tarihi
22.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/3119 E. , 2025/4808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3576 E., 2024/847 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/408 E., 2023/417 K. Taraflar arasındaki alacak davasında Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; Dairemizin 22.10.2024 tarihli ve 2024/7479 Esas, 2024/14123 Karar sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığın müvekkilinin 26.04.2019-04.05.2020 tarihlerinde doğmuş olan işçilik alacakları ile ilgili değil, müvekkilinin bundan sonraki çalışma yaşamında geçerli olacak ücretine ilişkin olduğunu belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerden kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönülmesi mümkündür. Dosyanın değerlendirilmesinde Dairemizce dava konusu taleplerin uyuşmazlık döneminin hatalı değerlendirildiği anlaşılmıştır. Açıklanan sebeple; Dairemizin 22.10.2024 tarihli ve 2024/7479 Esas, 2024/14123 Karar sayılı kararının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığını ve ... Sendikası üyesi olduğunu ve toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, davacının 2018 yılında Dikimevi Müdürlüğü tarafından açılan iş ilanına başvurduğunu, sözlü ve uygulamalı sınavı başarı ile geçtiğini ancak davalı işverenin sağlık kurulu raporunu gerekçe göstererek işe alım işlemini iptal ettiğini, bu işlemin iptali için İdare Mahkemesinde dava açtığını, İdare Mahkemesince müvekkili lehine karar verilmesi üzerine Mahkeme kararı gereğince 04.05.2020 tarihinde işe başlatıldığını ancak davacının işbaşı yaptırılmama işleminin yargı kararı ile iptal edilmesinden dolayı davacının işe alımının iptal edildiği, 26.04.2019 tarihinde iş başı yapmış gibi değerlendirilmesi gerektiğini, ücret derecesinin ve intibakının bu tarih itibarıyla hesaplanarak yapılması gerektiğini belirterek fark ücret, fark ilave tediye ve fark ikramiye alacaklarının davalı Kurumdan tahsiline ve yıllık izin sürelerinin işe giriş tarihinin 26.04.2019 tarihi olarak belirlenmesi ile yeniden tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davada söz konusu talep ve miktarlar belirlenebilir olduğundan davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının usule aykırı olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, hizmet süresi dikkate alındığında eksik kullandırılan izinlerinin olmadığını, İdare Mahkemesi kararı gereği davacının yoksun kaldığı haklarının ödendiğini, talep edilen alacağa istenilen faiz türünün ve faiz başlangıç tarihinin de yasal dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Millî Savunma Bakanlığı, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, Kara Dikimevi Müdürlüğünün 26.04.2019 tarihli yazısında, davacının ilk işe giriş raporunun incelendiği ve “servikal diskopati” nedeniyle işe alım şartlarına uygun olmadığının belirtildiğinin görüldüğü, İstanbul 2. İdare Mahkemesi kararı göz önüne alınarak davacının işe başlangıç tarihinin 26.04.2019 tarihi olduğu kabul edilerek intibakının bu tarih itibarıyla yapılması gerektiği ve buna göre davacının fark ücret alacaklarına hak kazandığı, her ne kadar davacının işe başlangıç tarihinin 26.04.2019 tarihi olduğu kabul edilmişse de bu tespite rağmen fiilen çalışmayan işçinin yıllık ücretli izine hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işe başlangıç tarihinin 26.04.2019 tarihi olduğu ve intibakının bu tarih itibarıyla yapılması gerektiğinin tespiti ile bu hususa dayalı hatalı intibak nedeniyle mahrum kalınan fark ücret, fark sözleşme ikramiye, fark ilave tediye alacakları ve yıllık izin hakkı tespiti yönünden davaya konu talep dayanağının 26.04.2019-04.05.2020 tarihleri arasının intibakta ve ücret tespitinde nazara alınmaması olduğu anlaşıldığından bu tarihler arasında geçen dönemde davacı ile davalı İdare arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığının tespit edildiği bu itibarla dava konusu edilen işe başlatma tarihine dayalı yoksun kalınan dava konusu haklara ilişkin talepler bakımından uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(b) ve 115/2 maddesi gereğince davanın yargı yolu caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının işe başlatmama işlemi sanki hiç doğmamış gibi işlem tesis edilmesi gerekirken müvekkilinin 04.05.2020 tarihinde işe başladığının kabul edilerek buna göre ücret derecelerinin belirlenmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, b. Dava konusu uyuşmazlığın müvekkili ile davalı işveren arasındaki işçi işveren ilişkisinden doğmuş olduğunu bu nedenle uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözülmesi gerektiğini, ikame edilen işbu davada uyuşmazlık konusu olayın müvekkilinin 26.04.2019 - 04.05.2020 tarihlerinde doğmuş olan işçilik alacakları ile ilgili değil, müvekkilinin bundan sonraki çalışma yaşamında geçerli olacak ücret derecesinin ve müvekkilinin kullanabileceği yıllık ücretli izin süresinin tespiti olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereği lehlerine hükmedilen vekâlet ücretinin 17.900,00 TL olması gerekirken sehven 2.543,71 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, görevli yargı yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğu ve vekâlet ücreti noktasındadır. 1. Dosya içeriğine göre, davacı tarafça 2018 yılında Kara Dikimevi Müdürlüğü tarafından açılan iş ilanına başvurulduğu, davacının yapılan sözlü ve uygulamalı sınavı başarıyla geçtiği ancak davalı tarafça sağlık raporu gerekçe gösterilerek davacının işe alımının yapılmadığı, davacı tarafından bu işlemin iptaline yönelik yargı yoluna başvurulduğu, İstanbul 2.İdare Mahkemesinin 2019/1323 E., 2020/207 K. sayılı kararı ile söz konusu işlemin iptal edildiği ve davacının 04.05.2020 tarihinde işe başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının sağlık raporu kabul edilseydi işe başlayacağı tarih olarak belirttiği 26.04.2019 tarihine göre intibaklarının yapılarak ücretinin tespiti ile fark alacaklarının hüküm altına alınmasını ve yıllık izin sürelerinin belirlenmesinin tespitini talep etmiş, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda 26.04.2019 tarihinde davacının işe başladığı kabulü ile ücret tespiti yapılmış ve buna göre 04.05.2020 tarihinden dava tarihine kadar fark alacaklar hesaplanmıştır. Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu doğrultuda ücret tespiti ve fark alacaklara ilişkin taleplerin kabulü ile yıllık izin sürelerinin tespitine ilişkin talebin reddi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekilince yıllık izin sürelerinin tespiti talebinin reddi yönünden, davalı vekilince kabul edilen kısımlar yönünden istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni yönünden karar kaldırılarak davaya konu talep dayanağının 26.04.2019-04.05.2020 tarihleri arasının intibakta ve ücret tespitinde nazara alınmaması olduğu belirtilerek yargı yolu caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının fiilen işe başladığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 2019/1323 E., 2020/207 K. sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptali ile davacının emsaline göre yoksun kaldığı parasal tutarın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği belirtilerek davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal tutarın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş ve karar kesinleşmiş olup davacının dava dilekçesi, ıslah dilekçesi, yargılama sürecindeki talep dönemine ilişkin açıklamaları dikkate alındığında; talebinin fiilen çalışmaya başladığı tarihten sonraki işçilik alacaklarına ilişkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının talepleri bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeksizin davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Kabule göre, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu itibarla karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/1 maddesi uyarıca davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Dairemizin 22.10.2024 tarihli ve 2024/7479 Esas, 2024/14123 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ff79fddb1c23ad2e fd9823d4d18d4b6d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı