Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/3930 E., 2025/5379 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3930 E., 2025/5379 K. (24.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3930
Karar No
2025/5379
Karar Tarihi
24.06.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/3930 E. , 2025/5379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 25.02.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/339 E., 2024/58 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiş, 25.02.2025 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik sebebiyle reddine karar verilmiştir. Temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar 131.049,50 TL olup bu miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir. Diğer taraftan davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı katılma yoluyla temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesine göre, temyiz yolu bakımından kıyas yoluyla uygulanan 6100 sayılı Kanun'un 347 ve 348. maddeleri uyarınca; temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, karşı tarafın temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde vereceği temyize cevap dilekçesi ile katılma yolu ile temyiz yoluna başvurabilir. Davalı vekilinin süresinde katılma yolu ile temyiz başvurusunda bulunduğu, buna göre gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davacı vekilinin temyiz dilekçesi ile davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.01.2005-31.07.2019 tarihleri arası davalı Şirkette kaptan pilot olarak çalıştığını, en son almakta olduğu ücretinin net 8.250,00 Euro olduğunu, ücretinden zorunlu emeklilik kesintisi yapıldığını, davacının yıllık izinlerinin tamamını kullanmadığını toplam 55 günlük yıllık ücretli izin alacağı bulunduğunu, yıllık ücretli izin ücreti alacağının ödenmesi için davalıya ihtarname gönderdiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 15.000,00 Euro yıllık ücretli alacağının fiilî ödeme günündeki kur karşılığı Türk lirasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, 01.01.2016 tarihli iş sözleşmesi gereğince müvekkili Şirket nezdinde pilot olarak çalışan davacının 31.07.2019 tarihinde tüm hak ve alacaklarını eksiksiz biçimde alarak işten ayrıldığını, davacının müvekkili uhdesinde ödenmemiş herhangi bir alacağı bulunmadığını, tüm hak edişlerinin kendisine ödendiğini ve yıllık ücretli izin dâhil herhangi bir hak ve alacağı kalmadığına dair ibraname imzaladığını, kaldı ki hangi dönem yıllık ücretli izin alacağı bulunduğuna dair açık beyanı bulunmayan davacı tarafa öncelikle bu hususun açıklattırılması gerektiğin savunarak davanın reddini istemiştir..

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası bilirkişiden ek rapor alındığı, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile talebini 18.514,08 Euroya yükselttiği, dava tarihi olan 22.03.2022 tarihinde Euro alış kuru 7,0611 TL olup harca esas değerde bu husus belirtildiği, ıslah tarihinde ise kurun 8,78 TL olarak gösterildiği, buna göre yapılan talebin Türk lirası karşılığının toplamda 136.770,12 TL olduğu, davacının çalışma süresine, taraflar arasındaki iş sözleşmesine, sunulan belge ve delillere göre davacının kullanmadığı 53 gün ücretli yıllık izni kaldığı anlaşılmakla, kullanılmayan bu izinlerin parasının davacıya ödendiğini işveren davacının imzası bulunan tediye makbuzu, banka hesap özeti gibi belgelerle ispatlayamadığından, davacının kullanmadığı bu 53 gün iznin karşılığı hesaplanarak ve ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olduğundan ve 15.01.2024 düzenleme tarihli ek rapor Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırma kararına ve dosyadaki delillere daha uygun olmakla hesaplama olarak hükme esas alınabileceğinden ek rapordaki 2. seçenek hesaplama dikkate alınarak davacının yıllık ücretli izin talebinin hüküm fıkrasında belirtilen şekilde kısmen kabulüne dair karar verilerek 84.548,25 TL yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasına verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davacının karşılığının ödendiği ispat edilemeyen 53 gün yıllık izin hakkının kaldığı, buna ilişkin gönderilen ihtarname tebliğ tarihine göre temerrüt tarihinin yanlış belirlendiği, kararın bu açıdan düzeltilmesi gerektiği, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ücretin yabancı para olarak belirlendiği, dava dilekçesinde, alacağın fiilî ödeme günündeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilerek tahsilinin talep edildiği, konuya ilişkin içtihatlarda belirtildiği üzere, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi hâlinde alacaklı, bu borcun vade veya fiilî ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği, bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifâsını istemesinin mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta davacı taraf dava dilekçesiyle davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk lirası üzerinden ödenmesinin istenildiği, bundan sonra tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek dava tarihindeki kur üzerinden Türk lirası üzerinden hüküm kurulması gerekirken Hazine ve Maliye Bakanlığının 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'e (32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ) göre karar verilmesinin hatalı olduğu, yıllık ücretli izin alacağının çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekmekle birlikte sözleşmede kararlaştırılan uçuş tazminatının uçuş sayısına bağlı olsa bile çıplak ücretin parçası olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesine göre uçuş tazminatının uçuş sayısına bağlı olmadığının anlaşıldığı, davacı vekilinin davacının son bildirilen ücretinin prime esas kazanç tavanından bildirildiği itirazı dikkate alınarak davacının iş sözleşmesinde belirtilen ve bankaya ödenen aylık 8.250,00 Euro olan çıplak ücreti net ücret olduğundan 15.02.2021 tarihli ek raporda, davacının brüt ücreti üzerinden önce Türk lirası olarak yıllık ücretli izin alacağı hesabı yapılıp bunun Euroya çevrilerek brüt yıllık izin alacağının bulunduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde bu bilirkişi raporunda hesaplanan brüt 18.514,08 Euro yıllık ücretli izin alacağı talep ettiği, talep brüt olduğu için brüt alacağa karar verilmesi gerektiği, son ayda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim kesintisi tavandan yapıldığında yıllık ücretli izin alacağından SGK prim kesintisi yapılmadan hesaplama yapılmasının belirtildiği, brüt 18.514,08 Euro yıllık ücretli izin alacağının dava tarihindeki Merkez Bankasının belirlediği efektif satış kuruna göre karşılığının brüt 131.049,50 TL olduğu, kabule göre davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, zira davacının kabul edilmeyen talebinin, alacağın Euro olarak tahsili talebi olduğu, gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hüküm kurulmak suretyle davanın kabulüne ve 131.049,50 TL yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı müvekkilin yıllık ücretli izin alacağının dava dilekçesinde talebi doğrultusunda fiilî ödeme günündeki Euro kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek ödenmesine karar verilmesi gerekirken talep dışı karar verildiğini, gerek dava gerek ıslah dilekçesindeki taleplerinin hiç birinde alacağın tercih hakkını Türk lirası üzerinden kullandığına dair bir beyanın olmadığını, b. Davanın hiçbir aşamasında alacağın dava tarihindeki kur üzerinden Türk lirası olarak ödenmesine ilişkin bir taleplerinin olmadığını, alacağın fiilî ödenme günündeki tutarı üzerinden hesaplanacak miktarda vekâlet ücretine de hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; a. Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında uyuşmazlığa 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümlerinin uygulanması sureti ile bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kesin karar verildiğini ve müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, buna rağmen kesin karar gereği yerine getirilmeden verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ve aynı zamanda kazanılmış haklarının da ihlali mahiyetinde olup kanuna aykırılık teşkil ettiğini, b. İlk Derece Mahkemesince hatalı bir şekilde dava değeri değil harca esas ücret dikkate alınarak vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına kanaat getirilmesi halinde 18.514,08 Euro üzerinden ret ve kabul oranına göre müvekkili lehine vekâlet ücreti hesaplanması gerektiğini, c. 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümleri ise Kanun'un emredici kuralları arasında sayılmakla aksine düzenleme yapılmasının mümkün olmadığını, d. Kabul anlamına gelememek kaydıyla hüküm altına alınan alacağa 29.12.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ücrete uçuş tazminatının dâhil edilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, zira davacının çıplak ücretinin 1.350,00 Euro olduğunu, uçuş tazminatının mahiyeti gereği yıllık ücretli izin dönemlerine ilişkin alacak bakımından uygulama alanı olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı talebine göre dava konusu yapılan yıllık izin ücreti alacağının yabancı para üzerinden mi yoksa Türk lirası olarak mı hüküm altına alınması gerektiği ile alacağın hesaplanması yöntemine ve bu bağlamda 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in uyuşmazlığa uygulanıp uygulanamayacağına, davacı ücretinin yabancı para olarak belirlenmesine ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8. maddesinin ilgili bölümleri şu şekildedir: "... (7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar." ... (20) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az yüzde elli hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür. ... (28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (...) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir. ... Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar... için bu fıkra hükmü uygulanmaz.” Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan ve 31.07.2019 tarihinde sona eren iş sözleşmesinin, 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de yer alan istisnai hükümler içinde kalmadığı anlaşılmakla; davacının ücretinin 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen usule göre Türk lirası olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda yapılması gereken iş, davacının ücretinin 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen usule göre Türk lirası cinsinden belirlenmesi ve buna göre yapılacak hesaplamaya itibarla bir karar verilmesidir. Yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olmuştur. Kabule göre ise 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca; “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”. Dosya içeriğine göre davacı tarafça yabancı para üzerinden belirlenen yıllık izin ücreti alacağın fiilî ödeme günündeki kur karşılığı Türk lirasının talep edildiği, buna göre talebin yabancı para cinsinden hüküm kurulması olduğu anlaşılmakla davacının Türk lirası üzerinden seçim hakkını kullandığı yönündeki gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Diğer yandan bozmadan sonra verilecek hükümde taraflar lehine belirlenecek vekâlet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerekeceği gözden kaçırılmamalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Ek Karar Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen 25.02.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, B. Asıl Karar Yönünden Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9deed25abe7a3f69 c7553ee5abd10b51

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı