9. Hukuk Dairesi 2025/2698 E. , 2025/4823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2222 E., 2024/2404 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/741 E., 2024/688 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işveren tarafından 26.11.2018 tarihinde sendikal sebeple haksız ve geçersiz olarak işten çıkarıldığını, 11.12.2018 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu fakat arabuluculuk aşamasında anlaşamadıklarını, bunun üzerine 13.05.2019 tarihinde Çerkezköy İş Mahkemesinin 2019/261 Esasına kayıtlı dava açılarak sendikal tazminat, bakiye kıdem tazminatı ve bakiye ihbar tazminatı alacaklarının talep edildiğini, Mahkemece 18.11.2020 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini, bu karara karşı davalı işverenin istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 2021/638 Esas, 2022/1764 Karar sayılı kararıyla reddedildiğini, kararın 14.12.2022 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu alacakların davacının işten çıkarıldığı 26.11.2018 tarihinde muaccel olduğunu, ancak davalı işveren söz konusu alacakları muaccel olduğu tarihte davacıya ödemediğini, söz konusu alacak kalemlerinin tahsili için 27.01.2021 tarihinde icra takibine geçildiğini, davalı işverence icra takibine rağmen davacıya ödeme yapılmadığını ve tehir-i icra kararı alınarak dosyanın durdurulduğunu, ödemelerin mahkeme kararı kesinleştikten sonra 25.01.2023 tarihinde yapıldığını, davacının muacceliyet tarihlerinden neredeyse 3 yıl sonra alacaklarına kavuştuğunu, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki yaklaşık 3 yıllık süre zarfında ülkede aşırı enflasyon ortamının oluştuğunu, döviz ve altın kurunda büyük artış yaşandığını, ülkede alım gücünün çok düştüğünü, bu kapsamda söz konusu alacaklara ilişkin temerrüt tarihi ve ödeme tarihi arasındaki süre zarfında ülkede yaşanan aşırı enflasyon ve döviz kurlarındaki artış sebebiyle karşılanmamış olan munzam zararın ortaya çıktığını ileri sürerek temerrüt faiziyle karşılanamamış olan munzam zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kıdem tazminatı için banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı, ihbar tazminatı ve sendikal tazminatin yasal faiziyle, ayrıca icra ve ilâm ücretlerinin de işlemiş faizleriyle birlikte davacıya ödendiğini, munzam zararın alacaklısının tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrüdünü, illiyet bağını ve bu alacağı tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumunda olduğunu, (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlanması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ve paranın satın alma gücünde meydana gelen azalama) dışında davacının durumuna özgü somut vakalarla ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından somut bir maddi zarara uğradığının ileri sürülmediği ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığının ispat edilemediğini, munzam zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut bir zarar olması gerektiğini, sadece yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun alacaklının faizi aşan munzam zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğunu, davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon vs) dayandığı bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında enflasyon verilerine dayanılarak munzam zararın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; emsal yargı içtihatları gereği aşırı enflasyon nedeniyle munzam zararın herhâlükârda oluştuğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 920e6be06a795a48 a961abd5f863be7e