9. Hukuk Dairesi 2025/1550 E. , 2025/4379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1908 E., 2024/2545 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/83 E., 2023/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.1994 tarihinden itibaren davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, istifa ettirilip 29.05.2003 tarihinde davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, daha sonra iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine müvekkili tarafından açılan işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin başvurusu üzerine işe iade edilmeyerek 22.03.2023 tarihinde geçerli olan ücret ve kıdem tazminatı tavanına göre ödemeler yapıldığını, yapılan ödemelerin eksik olduğunu, izin ücretinin de ödenmediğini iddia ederek, fark kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının alt işveren şirkette çalışırken kendi iradesi ile istifa ettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sonrasında yine kendi iradesiyle müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, alacaklarının eksiksiz ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı asıl işverenin işe alacağı işçinin alt işverende geçen çalışma süresinden sorumlu olmamak için iş ilişkisinin istifa suretiyle sonlandırılmasını istediğinden davacının davalı şirketin işçisi olabilmek için istifa ettiği, istifasını verirken maddi anlamda olmasa bile manevi olarak zorlandığı için istifa dilekçesinin gerçek istifa iradesini yansıtmadığı, istifa sonuçlarını doğurmadığından davacının istifa ile işinden ayrılmayıp aynı işi bu kez asıl işveren işçisi olarak yapmaya devam ettiğinin değerlendirildiği, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 10-15 günü aşan ara verme sürelerine ilişkin çalışma dönemlerinin dışlanması gerektiği yönündeki bozma ilâmları doğrultusunda hazırlanan 26.05.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, 21.06.2023 tarihli duruşmada davacı asıl " ben erdemir alt işverenlerde çalıştığım süre boyunca 15 gün yıllık izin kullandım." şeklinde beyanda bulunup, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde 15 gün yıllık izni düşerek talepte bulunduğu görüldüğünden davacının talep ettiği 223.758,09 TL brüt yıllık izin ücret alacağının hüküm altına alındığı, davacının diğer alt işverenlerde ve daha sonra davalı işyerine bağlı çalışmasının kesintisiz olması nedeniyle fesih tarihindeki (22.03.2023) ücret düzeyi üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olduğu, kesintisiz çalışma olgusu da gözetildiğinde zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emsal Yargıtay kararlarına göre alt işverenlerde geçen kesintisiz bulunan çalışma döneminin davacının kıdemine eklenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önce alt işverenlerde 01.10.1994 tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığı, alt işverenden istifa ile ayrılış tarihi olan 28.05.2003 tarihinden bir gün sonra 29.05.2003 tarihinden itibaren sözleşmenin feshi tarihi olan 11.08.2022 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığı, kesinleşen işe iade kararı sonrasında işe başlatılmayarak 22.03.2023 tarihinde davacıya bir kısım ödemelerin yapıldığı, davalı işyerinde çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatının ödendiği, alt işverende geçen süreye ilişkin kıdem tazminatı ödenmediği, emsal nitelikteki dosyalarda asıl işveren olan davalının alt işveren işçilerini önceki çalışma dönemine ilişkin istifa dilekçesi vermeleri şartı ile kendi kadrosuna geçirdiğinin belirlendiği, istifa dilekçelerinin şarta bağlı alındığı ve işçilerin gerçek iradesini yansıtmadığının belirtildiği, davacının alt işverende kesintisiz geçen çalışma süresinin asıl işverende geçen çalışma süresine eklenerek kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği, buna göre alt işverenlerde geçen çalışma süresi için davacının işten ayrılmış olduğu tarihteki son ücreti üzerinden (işe başlatılmadığı Mart 2023 tarihindeki ücret üzerinden) hesaplama yapılarak kıdem tazminatının belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, yıllık izin ücretlerinin işçinin aylık ücretinin 26 güne bölünmesi ile bulunan bir günlük ücret miktarı üzerinden ödenmesi yönünde işyeri uygulaması bulunduğu, kıdem tazminatı ve izin ücreti hesabına esas alınacak ücretin iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücreti olacağı, yıllık izin ücret alacağının feshe bağlı haklardan olduğu, fesih tarihindeki çıplak brüt ücret miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, davacının kesintisiz çalışması nedeniyle alacakların zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını, 2. Müvekkili Şirket ile davacının çalıştığı firmalar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa bulunmadığını, 3. Davacının kendi işvereninin dahi sorumlu olmadığı bir miktardan müvekkili Şirketin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini, 4. Davacının müvekkili Şirketten aldığı son ücret üzerinden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu, 5. Alacakların net olarak hüküm altına alınması gerektiğini, 6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu, 7. Zamaanaşımı def'i değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süresine eklenip eklenemeyeceği ve buna göre davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanma yöntemi noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1b48482b572185ed 8b0ce13a414e7d57