Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1394 E., 2025/4097 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1394 E., 2025/4097 K. (06.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1394
Karar No
2025/4097
Karar Tarihi
06.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/1394 E. , 2025/4097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3475 E., 2024/3412 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/211 E., 2023/186 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kuruma ait işyerinde dava dışı alt işverenler nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, asgari ücretin %50 oranında fazlası ücret almaktayken ücretinin 01.03.2021 tarihinde muvafakati olmaksızın düşürülerek asgari ücretin %40 fazlası tutara indirildiğini, rızası hilafına yapılan bu uygulamanın 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22 ve 62. maddelerine aykırı olduğunu, benzer isteklerle açılan davaların kabulüne karar verildiğini ve kararların kesinleştiğini, davalı Kurumun 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre işçilik haklarından davalının asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunu, benzer taleplerle açılan davaların kabulüne karar verildiğini ve kararların kesinleştiğini ileri sürerek eksik ödenen ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili İdarenin işçisi olmadığını ve talep konusu yapılan işçilik alacaklarından sorumlu olmadıklarını ve taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, her yüklenici ile birbirinden bağımsız ayrı iş sözleşmeleri imzalandığını, yapılan ücret değişikliğinin işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan iş sözleşmesinde yer alan ihtirazı kaydın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; delillerin toplanıldığı, uyuşmazlık konusu yapılan dönemde davacının 01.03.2021 tarihinden itibaren davalı Kuruma bağlı olarak .. Koruma ve Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. (... Koruma Şirketi) adına işlem gören işyerinde sigortalı iş kaydının bulunduğunun anlaşıldığı, 01.12.2020-31.01.2021 yürürlük süreli iş sözleşmesinin dava dışı ... Koruma ve Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ile davacı arasında imzalandığı, davacının işyerinde asgari ücretin 4,50 fazlası ücretle özel güvenlik görevlisi olarak çalışacağının belirtildiği, daha önce asgari ücretin %50 fazlası olduğu, tarihsiz 01.03.2021-31.01.2024 yürürlük süreli iş sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin davacı ile ... Koruma Şirketi arasında imzalandığı ve davacının işyerinde asgari ücretin %40 fazlası ücretle özel güvenlik görevlisi olarak çalışacağının belirtildiği, davacının sözleşme altında adına atılı imzası ile birlikte “ücretimin düşürülmesine muvafakatim yoktur, haklarım saklı kalmak kaydıyla” şeklinde el yazısı çekincesinin bulunduğu, davalı ve ... Koruma Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı tarafça eksik ödendiği anlaşılan fark ücret alacağının zamanaşımına def'i gözetilerek hesaplandığı açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacının işvereni olan ... Koruma Şirketi ile davalı arasında güvenlik iş alımına dayalı asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı Kurumun 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. fıkrasına göre asıl işveren olarak ücret alacağından sorumlu olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 22 ve 62. maddeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede ücretlerde indirim yapılamayacağı yasağı, işverenin tek taraflı indirim yapamaması ile ilgili olup tarafların karşılıklı anlaşarak ve ileriye dönük her zaman asgari ücretin altına inmemek şartıyla ücrette indirim yapabileceği, somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında 01.12.2020-31.01.2021 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde davacının ücreti, asgari ücretin %50 fazlası olarak, 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde ise asgari ücretin %40 fazlası olarak kararlaştırıldığının anlaşıldığı, ancak 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde davacı, ücretlerinin düşürülmesine muvafakatinin olmadığı yönünde ihtirazı kayıt koyduğunun görüldüğü, bu hâle göre davacının 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin %40 fazlası ücreti kabul etmediğinin açık olduğu, gerek bu husus gerekse işyeri devri hükümleri dikkate alındığında değişikliğin işçiyi bağlamayacağı kabul etmediği hâlde davacıya iş sözleşmesindeki düzenlemeye uygun şekilde ödeme yapıldığı, dolayısıyla davacıya eksik ücret tahakkuku yapıldığı ve bu kapsamda davacının fark ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı işveren ile müvekkili İdare arasında ihale yapılan işin anahtar teslim suretiyle verildiğini, davacıyla müvekkili Kurum arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, zira ihale makamı olarak işi taahhüt suretiyle gördüren müvekkili İdare ile yüklenici işçiler arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı gibi yükleniciler ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisinin de olmadığını, 2. İş sözleşmesine konulan ihtirazı kaydın geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin tarafı olan işverenlerin değiştiğini, kaldı ki davacı işçinin ücretinin sayısal olarak arttığını, yapılan oransal değişikliğin esaslı değişiklik kapsamına girmediğini, 3. Davacının ücretinin belirlenmesinin davalı işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili İdareye hazineden ayrılan ödenekteki artışın, asgari ücret artışından oransal olarak çok düşük kaldığını, bu durumda yeni ihale döneminde ücretin ayrılan ödenek tutarı da gözetilerek yönetim hakkı kapsamında rasyonel olarak belirlendiğini, işverenin yönetim hakkı kapsamında çalışacağı işçi ile iş koşullarını düzenleme hakkının saklı olduğunu, davanın kabulü kararının işverenin yönetim hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ücretten kaynaklanan fark alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacağın hesaplanması yöntemi ile davalı İdarenin asıl işveren sıfatıyla hüküm altına alınan ücret farkı alacağından sorumlu olup olmadığı konularına ilişkindir. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü gereğince asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olup işyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri "işyeri devri" olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Anılan düzenlemede, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Dairemizce alt işverenlerle asıl işverenler arasında yapılan ihale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak; işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. Dosya kapsamına göre davacının kapsamında çalışmış olduğu hizmet alım sözleşmelerinin eki teknik şartnamelerde ücretin asgari ücretle irtibatlandırıldığı ve yeni alt işverenlerle son yapılan ihale kapsamında davacının ücretinin asgari ücrete oranı önceki ihale döneminde %50 iken bu kez %40 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. 18.02.2021 tarihli hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan bireysel iş sözleşmesinde, teknik şartnamede yer alan orana yer vermek suretiyle ücret belirlenmiş olup ödemeler de bu doğrultuda yapılmıştır. Davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati olmadığı hususu da uyuşmazlık dışıdır. İlk Derece Mahkemesince; sonraki tarihli hizmet alım sözleşmesinde önceki hizmet alım sözleşmesinde belirlenen asgari ücret katlarının değiştirilmesinin ücretin düşürülmesi şeklinde kabul edileceği değerlendirilerek bir önceki ihale sözleşmesinde belirlenen orana göre ücret tespiti ile fark alacağın tahsili gerektiğine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Zira davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmeli, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinden yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilerek ücret tespit edilmeli sonucuna göre hesaplama yapılmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1a274aceff910536 6ada633b57b0f36e This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 9. Hukuk Dairesi 2025/1394 E. , 2025/4097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3475 E., 2024/3412 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/211 E., 2023/186 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kuruma ait işyerinde dava dışı alt işverenler nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, asgari ücretin %50 oranında fazlası ücret almaktayken ücretinin 01.03.2021 tarihinde muvafakati olmaksızın düşürülerek asgari ücretin %40 fazlası tutara indirildiğini, rızası hilafına yapılan bu uygulamanın 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22 ve 62. maddelerine aykırı olduğunu, benzer isteklerle açılan davaların kabulüne karar verildiğini ve kararların kesinleştiğini, davalı Kurumun 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre işçilik haklarından davalının asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunu, benzer taleplerle açılan davaların kabulüne karar verildiğini ve kararların kesinleştiğini ileri sürerek eksik ödenen ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili İdarenin işçisi olmadığını ve talep konusu yapılan işçilik alacaklarından sorumlu olmadıklarını ve taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, her yüklenici ile birbirinden bağımsız ayrı iş sözleşmeleri imzalandığını, yapılan ücret değişikliğinin işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan iş sözleşmesinde yer alan ihtirazı kaydın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; delillerin toplanıldığı, uyuşmazlık konusu yapılan dönemde davacının 01.03.2021 tarihinden itibaren davalı Kuruma bağlı olarak .. Koruma ve Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. (... Koruma Şirketi) adına işlem gören işyerinde sigortalı iş kaydının bulunduğunun anlaşıldığı, 01.12.2020-31.01.2021 yürürlük süreli iş sözleşmesinin dava dışı ... Koruma ve Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ile davacı arasında imzalandığı, davacının işyerinde asgari ücretin 4,50 fazlası ücretle özel güvenlik görevlisi olarak çalışacağının belirtildiği, daha önce asgari ücretin %50 fazlası olduğu, tarihsiz 01.03.2021-31.01.2024 yürürlük süreli iş sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin davacı ile ... Koruma Şirketi arasında imzalandığı ve davacının işyerinde asgari ücretin %40 fazlası ücretle özel güvenlik görevlisi olarak çalışacağının belirtildiği, davacının sözleşme altında adına atılı imzası ile birlikte “ücretimin düşürülmesine muvafakatim yoktur, haklarım saklı kalmak kaydıyla” şeklinde el yazısı çekincesinin bulunduğu, davalı ve ... Koruma Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı tarafça eksik ödendiği anlaşılan fark ücret alacağının zamanaşımına def'i gözetilerek hesaplandığı açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacının işvereni olan ... Koruma Şirketi ile davalı arasında güvenlik iş alımına dayalı asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı Kurumun 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. fıkrasına göre asıl işveren olarak ücret alacağından sorumlu olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 22 ve 62. maddeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede ücretlerde indirim yapılamayacağı yasağı, işverenin tek taraflı indirim yapamaması ile ilgili olup tarafların karşılıklı anlaşarak ve ileriye dönük her zaman asgari ücretin altına inmemek şartıyla ücrette indirim yapabileceği, somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında 01.12.2020-31.01.2021 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde davacının ücreti, asgari ücretin %50 fazlası olarak, 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde ise asgari ücretin %40 fazlası olarak kararlaştırıldığının anlaşıldığı, ancak 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde davacı, ücretlerinin düşürülmesine muvafakatinin olmadığı yönünde ihtirazı kayıt koyduğunun görüldüğü, bu hâle göre davacının 01.03.2021-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönem için imzalanan iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin %40 fazlası ücreti kabul etmediğinin açık olduğu, gerek bu husus gerekse işyeri devri hükümleri dikkate alındığında değişikliğin işçiyi bağlamayacağı kabul etmediği hâlde davacıya iş sözleşmesindeki düzenlemeye uygun şekilde ödeme yapıldığı, dolayısıyla davacıya eksik ücret tahakkuku yapıldığı ve bu kapsamda davacının fark ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı işveren ile müvekkili İdare arasında ihale yapılan işin anahtar teslim suretiyle verildiğini, davacıyla müvekkili Kurum arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, zira ihale makamı olarak işi taahhüt suretiyle gördüren müvekkili İdare ile yüklenici işçiler arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı gibi yükleniciler ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisinin de olmadığını, 2. İş sözleşmesine konulan ihtirazı kaydın geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin tarafı olan işverenlerin değiştiğini, kaldı ki davacı işçinin ücretinin sayısal olarak arttığını, yapılan oransal değişikliğin esaslı değişiklik kapsamına girmediğini, 3. Davacının ücretinin belirlenmesinin davalı işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili İdareye hazineden ayrılan ödenekteki artışın, asgari ücret artışından oransal olarak çok düşük kaldığını, bu durumda yeni ihale döneminde ücretin ayrılan ödenek tutarı da gözetilerek yönetim hakkı kapsamında rasyonel olarak belirlendiğini, işverenin yönetim hakkı kapsamında çalışacağı işçi ile iş koşullarını düzenleme hakkının saklı olduğunu, davanın kabulü kararının işverenin yönetim hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ücretten kaynaklanan fark alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacağın hesaplanması yöntemi ile davalı İdarenin asıl işveren sıfatıyla hüküm altına alınan ücret farkı alacağından sorumlu olup olmadığı konularına ilişkindir. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü gereğince asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olup işyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri "işyeri devri" olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Anılan düzenlemede, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Dairemizce alt işverenlerle asıl işverenler arasında yapılan ihale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak; işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. Dosya kapsamına göre davacının kapsamında çalışmış olduğu hizmet alım sözleşmelerinin eki teknik şartnamelerde ücretin asgari ücretle irtibatlandırıldığı ve yeni alt işverenlerle son yapılan ihale kapsamında davacının ücretinin asgari ücrete oranı önceki ihale döneminde %50 iken bu kez %40 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. 18.02.2021 tarihli hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan bireysel iş sözleşmesinde, teknik şartnamede yer alan orana yer vermek suretiyle ücret belirlenmiş olup ödemeler de bu doğrultuda yapılmıştır. Davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati olmadığı hususu da uyuşmazlık dışıdır. İlk Derece Mahkemesince; sonraki tarihli hizmet alım sözleşmesinde önceki hizmet alım sözleşmesinde belirlenen asgari ücret katlarının değiştirilmesinin ücretin düşürülmesi şeklinde kabul edileceği değerlendirilerek bir önceki ihale sözleşmesinde belirlenen orana göre ücret tespiti ile fark alacağın tahsili gerektiğine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Zira davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmeli, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinden yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilerek ücret tespit edilmeli sonucuna göre hesaplama yapılmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1a274aceff910536 6ada633b57b0f36e ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı