Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/14470 E., 2025/2001 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/14470 E., 2025/2001 K. (25.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14470
Karar No
2025/2001
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2024/14470 E. , 2025/2001 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Gürcistan'da bulunan grup Şirketi ... Şirketi nezdinde 10.12.2015-28.10.2017 tarihleri arasında ... Şirketi özerk Acaristan bölgesi ... Hidroelektrik Projesinde demirci olarak çalıştığını, davalı ile grup Şirketi olan dava dışı ... arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, davalı Şirket ile dava dışı Şirket arasında organik bağ bulunduğunu, iş sözleşmesinin işverence tek taraflı olarak haksız nedenle feshedildiğini, davacının bir ay içerisinde 15 günde bir vardiyasının değiştirilerek 07.00-19.00 ve 19.00-07.00 saatleri arasında çalıştığını işin gerektiği durumlarda işverenin talebi hâlinde günlük 12 saati aşan çalışma saatlerinde çalışmak zorunda kaldığını, hafta tatilini 15 günde bir pazar günleri ayda toplam iki kere kullandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 11.12.2015-31.10.2017 tarihleri arasında dava dışı Şirkette çalıştığını, iş sözleşmesinin sona ermesi ile dava dışı Şirketten tüm yasal haklarını alarak işten ayrıldığını, müvekkili Şirketin davacının taleplerinden sorumlu olmadığını, müvekkili Şirketin davacının Gürcistan'a gitmesine aracılık etmediğini, davacının müvekkili Şirket ile Türkiye'de anlaştığı ve Gürcistan'a gönderdiği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili Şirketin işbu davada taraf olamayacağını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili Şirket ile hukuki bağı olmayan davacının işçilik alacaklarını müvekkili Şirketten talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, uyuşmazlığa Türk iş mevzuatının uygulanamayacağını, taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 29.02.2024 tarihli kaldırma kararı gereğince Gürcistan hukukuna göre hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacının 1.600,00 USD ücretinin içerisinde hem 225 saatlik aylık normal çalışmanın hemde 22,5 saatlik fazla çalışmasının bulunduğu, buna göre davacının çıplak ücretinin 1.388,40 USD olduğu, Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatı bulunmadığı, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, sözleşme hükmüne göre haftalık 3 saatlik fazla çalışma ücretinin eksik ödendiği, ödenmeyen hafta tatili ücret alacağının ise bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının iş sözleşmesinde haftalık çalışma saatinin 40 saat olarak düzenlendiği, aylık 80 saat fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğunun belirlendiği, davacının haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmesine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile davacının haftalık 3 saat fazla çalışmasının ödenmediğinin kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Son içtihat değişikliği nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, 2. Aynı davalıya açılan davalarda Türk hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozma kararları verildiğini, 3. Davalı tarafın cevap dilekçesinde sadece zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduğunu, uyuşmazlığa yabancı hukuk ya da mutat işyeri hukuku uygulanır şeklinde itirazda bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk ile davalı lehine hükmedilen yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve faiz noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz nedenleri ile temyiz edenin sıfatına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davanın Gürcistan İş Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca reddine karar verilmesi isabetli ise de dava tarihinin 15.09.2020 olması ve davanın yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen reddedilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır. 3. Diğer yandan taraflar arasında hükmedilen dava konusu alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihi de uyuşmazlık konusudur. Öncelikle ifade etmek gerekir ki muacceliyet en yalın anlatımıyla, ödeme zamanının gelmiş olmasıdır. Borcun ifası için bir vade öngörülmüşse kural olarak bu vadenin gelmesiyle muacceliyet oluşur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.10.2012 tarihli ve 2012/(7)-502 Esas, 2012/707 Karar sayılı kararı). Alacağın muaccel hâle gelmesi ile borçlunun temerrüde düşmesi farklı kavramlardır. Temerrüt alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Bununla birlikte borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.11.2023 tarihli ve 2022/(3)-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı karar). Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesine göre, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Öğretide 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesinde geçen “vade tarihi” ifadesinin, borcun muaccel olacağı tarihi ifade ettiği, "ödeme gününde ödenmemesi" ifadesinden anlaşılması gerekenin de vade (muacceliyet) tarihi olduğu belirtilmektedir. Buna göre temerrüdün oluşması için ihtara gerek olmayan hâllerde; muacceliyet ile temerrüt, diğer koşullar da oluşmuşsa aynı anda doğar. Fakat temerrüt için ihtara gerek olan, ancak henüz ihtar olmadığı için temerrüdün oluşmadığı hâllerde, muacceliyet tarihi ile temerrüdün doğumu farklı tarihlerde gerçekleşmektedir (..., "Yabancı Para Borçlarının İfası" https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/179441, [Erişim Tarihi: 06.01.2025], s.511-570). 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi yabancı para borcunun ifasına yönelik olup yabancı para borcuna hükmedilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin değildir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara ve dosya kapsamına göre somut olayda; hüküm altına alınan talepler yönünden arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüt oluşmuştur. Ancak taleple bağlılık ilkesi de gözönünde bulundurulduğunda ihbar tazminatına dava ve ıslah tarihinden, fazla çalışma ücreti yönünden ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmelidir. Buna rağmen Mahkemece; hüküm altına alınan ihbar tazminatı yönünden dava ve ıslah, fazla çalışma alacağı yönünden ise dava tarihinden itibaren faiz işletildiği belirtildikten sonra ayrıca vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğundan hatalıdır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının "7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 19.031,20 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kaldırma kararından sonra yabancı hukukun uygulanması sonucu davacının bir kısım alacaklarının reddedilmiş olması karşısında davacı yararına hükmedilen vekâlet ücretini geçmemek üzere 19.031,20 TL vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ve "9-Davalı tarafından yapılan 40,00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre taktiren 2,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına," şeklindeki (7) ve (9) numaralı bentlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine; "Davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," "Davalı tarafından yapılan 40,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin sırasıyla (7) ve (9) numaralı bentler olarak yazılması, Hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan "vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar" ibaresinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dosya içeriğine göre davacının yurt dışında çalıştırılması, Türkiye İş Kurumu aracılığıyla gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde demirci olarak çalışacak davacıya her ay 1.600,00 USD ödeneceği ancak bunun 800,00 USD'lik kısmının temel ücret, 800,00 USD’lik kısmının ise haftalık 20 saat fazla çalışma ve ayda iki pazar çalışma karşılığı 20 saatlik fazla çalışma olduğu düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporunda Türk hukukuna göre yapılan hesaplama seçeneği dikkate alınarak davacının ücretinin aylık 1.600,00 USD olduğu yıllık sadece 270 saatlik fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının tespiti ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği yönlerinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde somut olaya Gürcistan İş Kanunu uygulanarak aylık 1.600,00 USD ücretin içinde haftalık 20 saat fazla çalışma ve ayda 2 pazardan 20 saat hafta tatili çalışması olduğu kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, ... , C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir. Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 1.600,00 USD ödeneceği ve bunun içinde davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1.600,00 USD ücretin içinde aylık 80 saat fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücreti olduğu kabulü ile Gürcistan İş Kanunu’na göre fazla çalışma ücreti hesaplanmış Gürcistan İş Kanunu’nda hafta tatili için ayrı bir düzenleme olmadığı ve aylık 1.600,00 USD ücrete dâhil edilerek ödendiği gerekçesiyle hafta tatili ücreti hesaplanmamıştır. Gürcistan İş Kanunu’nda sözleşme ile aksi kararlaştırılmadığı müddetçe Türk hukukundaki gibi %50 zamlı fazla çalışma ücreti ödemesi zorunluluğu bulunmadığı gibi 270 saatlik yıllık bir sınır da bulunmadığı kabulü ile tanık beyanlarına göre hesaplanan haftalık 63 saat çalışmanın 40 saati aşan 23 saatlik kısmının fazla çalışma olduğu belirtilerek işverence ödenmeyen haftalık 3 saatlik fazla çalışma ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 1.600,00 USD üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 1.600,00 USD olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c3b27d158f9e2e30 705fa70bdeeefa08

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı