Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/13772 E., 2025/2018 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/13772 E., 2025/2018 K. (25.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13772
Karar No
2025/2018
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2024/13772 E. , 2025/2018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Rusya'da kurulmuş olan ... adlı dava dışı iştirakinin Rusya'da bulunan muhtelif şantiyelerinde aylık net 2.000,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz bir şekilde feshedildiğini, davacının davalı Şirket şantiyelerinde her gün 07.00-21.00 saatleri arasında, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ayrımı olmaksızın çalıştığını, yalnızca 1 gün Kurban ve Ramazan Bayramlarında, 1 gün de yılbaşında izin kullandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, yurt dışı hukukunun uygulanmasının gerektiğini, davacının iddia ettiği çalışma süresinin gerçeği yansıtmadığını, davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmesinin gerektiğini, davacının ücret hususundaki iddialarının fahiş olduğunu, mesai saatlerinin de hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın işçilik alacakları istemine ilişkin olduğu, davacının davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde çalıştığı, en son aylık net 2.000,00 USD ücret aldığı, davacının davalı işveren nezdinde çalışmasının 19.05.2020 tarihine kadar sürdüğü ve bu tarihe kadar Rusya'da çalışarak işten ayrıldığı, dava tarihi itibarıyla Rusya mevzuatına göre belirlenen 3 aylık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, buna karşın söz konusu dava tarihi itibarıyla kıdem ve ihbar tazminatı için yine Rusya İş Mevzuatında belirlenen 1 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, diğer talep edilen alacak kalemleri yönünden ise dava tarihinden 3 ay önceki yani 01.04.2020 tarihinden öncesi dönemin zamanaşımına uğradığı, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının bulunduğu, bu çalışmalar karşılığı ücretlerin noksansız şekilde ödendiğine ilişkin işveren tarafından sunulmuş belge ya da ödeme makbuzu bulunmadığı, zamanaşımına uğramayan net 68,03 USD fazla çalışma ve 46,93 USD hafta tatilinin hüküm altına alınması gerektiği, davacı tarafın ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebini ise yargılama süresince ispat edemediği, bu nedenle ulusal bayram ile genel tatil alacağının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinin: “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.” şeklinde düzenlendiği, somut olayda, taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlık hakkında Rus hukukunun uygulanması gerektiği, Rus hukukunun aynı zamanda mutad işyeri hukuku olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin dolduğu, buna göre kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının fazla çalışma ile hafta tatili çalışmasına ilişkin hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesin olduğundan kesinlikten reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kıdem ve ihbar tazminatı bakımından 1 aylık zamanaşımı süresinin dolduğunun belirtildiğini, Yargıtayın emsal kararlarında dava açma süresinin 1 yıl olduğunun kabul edildiğini, 2. Davalı tarafça kabul edildiği üzere hak düşürücü sürenin 3 ay olarak kabul edildiğini, 3. Rusya hukukuna göre düzenlenen bilirkişi raporunda Türk hukukuna göre değerlendirmeler yapılarak alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu, 4. Çalışma saatlerinin hatalı tespit edildiğini, tanık beyanlarına göre davacının haftanın 7 günü 07.00-21.00/22.00 saatleri arasında çalıştığını, Rus hukukuna göre fazla çalışma alacağının hesaplanmasının hatalı olduğunu, 5. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davanın 3 ay ve 1 yıllık süre içinde açıldığı dikkate alınarak zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve davanın süresinde açılıp açılmadığı hususundadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesi şöyledir: " (1) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. (3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (4) Ancak hâlin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir." Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun iş sözleşmesinin son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 392. maddesi ise şöyledir: "Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir) İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir." Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası. .. Hukuk, ...., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Somut uyuşmazlıkta, davacının Rusya hukukuna tâbi çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından bir yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına göre değerlendirme yapılmalıdır. Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin 19.05.2020 tarihinde sona erdiği, davanın ise 06.07.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş, Mahkemece davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı def'ine göre zamanaşımı süresi 3 ay olarak dikkate alınarak karar verilmiştir. Ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (pandemi ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti ve ücret alacakları yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 03.03.2022 tarihli dilekçesi ile söz konusu taleplerini ıslah etmiş; davalı vekili ise 09.03.2022 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 03.03.2022 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarlarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli iken Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı bakımından zamanaşımı süresinin 1 ay olduğunun kabulü ile reddine karar verilmesi hatalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28b8e81b76e0c234 ba133b28c9da85d8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı