Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/989 E., 2025/3857 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/989 E., 2025/3857 K. (21.05.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/989
Karar No
2025/3857
Karar Tarihi
21.05.2025
Konu
Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/989 E. , 2025/3857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4117 E., 2024/4705 K. DAVA TÜRÜ : Yargılamanın iadesi yolu ile davanın kabulüne dair kararın ortadan kaldırılması KARAR : İstinaf başvurusunun usulden reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/225 E., 2022/350 K. Taraflar arasında İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen yargılamanın iadesi davası sonucunda verilen hükme karşı yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yargılamanın iadesi talepli dava dilekçesinde, İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kapatılan Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi) 14.09.2010 tarihli ve 2009/147 Esas, 2010/320 Karar sayılı ilamı ile ...'nun Merzifonlu ... Paşa Vakfının evladı olduğuna karar verildiği, ancak yapılan incelemede ve Kültür ve Tescil Daire Başkanlığınca düzenlenen raporla, davacının Merzifonlu ...Paşa'nın oğlu "Şehit ...Vakfı " olarak anılan vakfın asıl isminin " Maktulzade... Vakfı" olduğu, vakfın kurucusu Maktulzade...'nın, Merzifonlu ...Paşa'nın oğlu olduğu ve Maktulzade (Şehid) ..........'nın evlatlarının neslinin kesildiği, bu nedenle Maktulzade (Şehid) ..........'nın günümüzde yaşayan bir evladının olmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini beyanla, iade-i muhakeme talebinin kabulü ile ...'nun Merzifonlu ...Paşa Vakfının 1089 H./1678 M. tarihli vakfiyesinde vakfın soyundan gelen erkeklere şart edilen günlük 50 akçenin TL değerinin dava tarihinden itibaren davacıya ödenmesine mütedair, mahkemenin 14/09/2010 tarihli ve 2009/147 Esas, 2010/230 Karar sayılı ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın; Mahkemenin 2009/147 Esas ve 2010/230 Karar sayılı dosyasından verilen ve 15.11.2011 tarihinde kesinleştikten sonra iade-i muhakeme talebi ile verilen kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sırasında dosya içerisine alınan gerek heyet gerek ayrık hazırlanan raporun içeriğine göre ... ile Maktulzade... arasında soy bağı veya akrabalık ilişkisi bulunduğunun ispatlanamadığı tespiti yapılmış olup, alınan raporların detaylı ve denetime elverişli olduğu kanaatiyle, raporlara itibar edilerek davalının iadei muhakeme talebinin kabulü ile, davacı ...'nun (mirasçılarının) davasının reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargılamanın iadesini talep eden-davalı ... (VGM) vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı ... Müdürlüğünün talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davacı ... mirasçılarının davasının reddine karar verilmiş olduğu, istinaf edilmesinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün hukuki bir menfaatinin bulunmadığı gerekçesi ile ... vekilinin istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir. Yargılamanın iadesini talep eden-davalı VGM vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Kültür Tescil Daire Başkanlığının raporu ve ekinde sunulan belgeler ile tevsik olunduğu üzere, ...’nun ve onun alt soyu olan kimselerin, Maktulzâde... Vakfı ve Merzifonlu ...Paşa Vakfı’nın evladı oldukları yönünde verilen mahkeme kararlarının hatalı olduğundan, haklı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu ve iş bu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken istinaf başvurularının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava; İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kapatılan Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi) 14/09/2010 tarihli ve 2009/147 Esas, 2010/230 Karar sayılı dosyasında davacı ...'nun Merzifonlu ...Paşa Vakfı'nın görev karşılığı olmayan günlük 50 Akçe'nin, Türk Lirası (TL) karşılığının tahsiline dair 15/11/2011 tarihinde kesinleşen kararın yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemine ilişkindir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan MÜLGA 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (Mülga 1086 sayılı Kanun) 445. maddesine karşılık gelen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 374. maddesi gereğince yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı, 375. maddede belirtilen sebeplere dayanılarak istenebilir. 6100 sayılı Kanunun 378. maddesi gereği yargılamanın iadesi talebi, kararı veren mahkemece incelenir. "Talebin ön incelemesi" başlıklı 379. maddeye göre Mahkeme ön incelemede talebin süresinde olup olmadığını, talebin kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş karara ilişkin olup olmadığını, ileri sürülen sebebin yasada yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler, bu koşullardan birinin eksik olması halinde talep, esasa girilmeden reddedilir. Aynı Kanun'un 380. maddesi gereğince ise; Mahkemenin yapacağı inceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. Yukarıda da açıklandığı üzere yargılamanın iadesi hakkındaki dilekçenin verilmesinden sonra, mahkemece yapılacak inceleme üç aşamalı olarak değerlendirilmektedir. Mahkemece İlk önce talebin kabule şayan olup olmadığı meselesi incelenir. Bu inceleme olumlu bir şekilde neticelenirse ikinci safhaya geçilir ve bu aşamada ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin somut uyuşmazlıkta gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir. Yapılan inceleme sonucu yargılamanın iadesi sebebinin gerçekleşmediği kanaatine varılırsa yargılamanın iadesi talebinin reddine; yargılamanın iadesi sebebinin gerçekleştiği belirlenirse, kesinleşmiş hüküm iptal olunarak ortadan kaldırılır ve üçüncü aşamada işin esasına yönelik yeniden yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacak duruma göre ilk kararın doğru olduğu sonucuna varılması halinde bu kararın onanmasına karar verilir. Verilmiş olan ilk kararın kısmen veya tamamen değiştirilmesi gerektiği sonucuna varılır ise, önceki kararı kısmen veya tamamen değiştirerek yeni bir karar verilmesi, yargılamanın iadesi talebinin kabul edilmesi halinde verilecek yeni hükmün de önceki kararın bütün nüshalarında belirtilmesi gerekir. Bu şekilde verilecek mahkemenin yeni kararı, daha önceki kararın bütün nüshalarında şerh olarak gösterilmek suretiyle, önceki kararın kullanılmaması sağlanmış olur. Yargılamanın iadesi davası sonucunda eski hükmün kısmen veya tamamen değiştirilmesine karar verilir ise bu karar, eski (asıl) hükmün yerine geçer, yani geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2016 tarihli ve 2014/2-1121 Esas, 2016/635 Karar sayılı ilamında; “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüte yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür." gerekçesine yer verilerek Mahkeme kararının taşıması gereken niteliklere vurgu yapılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; İlk Derece Mahkemesinin yargılamanın iadesi usulüne riayet etmeden yani yargılamanın iadesi talebini üç aşamalı olarak değerlendirmeden doğrudan işin esasını incelendiği, hükmün gerekçe kısmında, davalının iade-i muhakeme talebinin kabulü ile, davacı ...'nun (mirasçılarının) davasının reddine karar vermek gerektiği gerekçesine yer vermiş iken hüküm fıkrasında doğrudan davanın reddine karar verildiği, hüküm fıkrası nazara alındığında yargılamanın iadesi talebinin -iadesi istenilen davadan bağımsız ayrı bir dava olduğu gerçeği karşısında- reddi intibaını uyandırmaktadır. Dolayısı ile İlk Derece Mahkemesince, yapılacak değerlendirme sonucu somut uyuşmazlıkta, süresinde ve kesinleşmiş bir karara karşı yargılamanın iadesi istenilmiş olduğu kabul edilirse ilk önce 6100 sayılı Kanunun 375. maddesinde belirtilen sebeplere dair değerlendirme yapılmalı, talep haklı görülürse yargılamanın iadesi talebi kabul edilerek yargılamanın iadesine konu karar ortadan kaldırıldıktan sonra (bu husus açıkça hüküm fıkrasına yazılması gerekiyor.) işin esası yeniden incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Doğrudan davanın reddine şeklinde hüküm kurulması usul hatası olup iş bu karara karşı yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilinin kanun yoluna müracaat etmesinde en azından gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkiyi giderme yönünden hukuki yararı bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde istinaf isteminin usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle yargılamanın iadesini talep eden-davalı VGM vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fb57f1d3e0f1fd75 24dc5cbec338219d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı