Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/865 E., 2025/4918 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/865 E., 2025/4918 K. (25.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/865
Karar No
2025/4918
Karar Tarihi
25.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/865 E. , 2025/4918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1242 E., 2024/1544 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/449 E., 2024/100 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Tokat ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) (22/2-a) maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 5.451 ve 4311 parsel sayılı sırasıyla 344 ve 920 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 526 ada 3 ve 10 parsel numarasıyla 337.74 ve 911,86 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... oğlu ... adına kayıtlı bulunan eski 5452 parsel sayılı 150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 526 ada 4 parsel numarasıyla 149,21 metrekare yüzölçümlü olarak ve tapuda Mehmet oğlu ... adına kayıtlı bulunan eski 4.306 parsel sayılı 1026 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 526 ada 5 parsel numarasıyla 1.016,76 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait Tokat ili ... ilçesi ... - ... Mahallesi eski 5421 (yeni 526 ada 3) ve 4311 (yeni 526 ada 10) parsel sayılı taşınmazların davalı 5452 (yeni 526 ada 4) ve 4306 (yeni 526 ada 5) parsel sayılı taşınmazlarla sınırının değiştirildiğini ileri sürerek, davalılara ait parsellere eklenen kısımların iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... ek raporda; davacının iddia ettiği kadim sınır olan duvarın kadastro sonrasında yapıldığı, yapılırken kadastro sınırına uyulmadığı, hava fotoğraflarından tespit edilen sınırlar ile uygulama kadastrosu sonucu alınan geçerli sınırın uyumlu olduğu, yapılan uygulama kadastrosunun doğru olduğu, bu nedenle her hangi bir düzeltmeye gerek olmadığı kanaatini içerdiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... İlk derece mahkemesince yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporları ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın 1953-1965 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında sınırın, tesis kadastro paftasındaki sınır ve 22-a uygulama kadastrosunda belirlenen sınırla birebir örtüştüğünün belirlenmesine, 1967 yılında yapılan kadastroya ilişkin teknik bilgi ve belgelerde herhangi bir ölçüm veya tersimat hatasının bulunmadığının, uygulama kadastro sırasında da bu teknik bilgi ve belgeleri ile oluşturulan parsel sınırlarının aynen kullanılarak dava konusu parsellerin sınırlarının oluşturulduğunun, 22-a yenileme çalışmalarında yapılan ölçü ve alan hesaplarında hata bulunmadığının anlaşılmasına, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacak olmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro tutanakları, kadastro pafta haritası, tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli, uygulama kadastrosuna ait ölçü ve sınırlandırma krokisi ile ada raporu getirtilmemiştir. Ayrıca; davacı tarafça, dava konusu taşınmazlar arasında bulunan taş duvarın tesis kadastrosu öncesinden beri var olduğu iddia edilmiş, mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişilerce de ezelden beri taş duvarın sınır olarak bilinerek taşınmazların kullanıldığı beyan edilmekle birlikte taş duvarın hangi tarihte kim tarafından yapıldığına ilişkin somut ve net bir beyanda bulunulmamıştır. Öte yandan; bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların tesis ve ifraz krokileri ile uygulama kadastrosuna ait krokilerin çakıştırılması gerekirken, zeminde bulunan duvarla uygulama kadastro sınırının durumu gösterilmiş ve bilirkişilere ait ana rapor ile ek rapor birlikte değerlendirildiğinde, incelenen 1953 ve 1965 yılına ait hava fotoğraflarında görüntü kalitesi nedeniyle mi taş duvarın görülemediği, yoksa açıkça taş duvarın bulunmadığının mı görüldüğü hususunda tereddüt oluşmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dosyada eksik olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro tutanakları, kadastro pafta haritası, tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli, uygulama kadastrosuna ait ölçü ve sınırlandırma krokisi ile ada raporunun onaylı örnekleri ilgili kurumlardan getirtilerek dosya içerisine alınmalı, bundan sonra, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, dava konusu taşınmazlar arasındaki taş duvarın tesis kadastrosundan önce de bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa sabit sınır niteliğinde olup olmadığı da düşünülerek, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 854baaa4191c333f b5670189d4025559

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı