Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1548 E., 2025/4200 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1548 E., 2025/4200 K. (27.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1548
Karar No
2025/4200
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/1548 E. , 2025/4200 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/111 E., 2025/4 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 13.09.2013 havale tarihli dava dilekçesinde, sınırlarını belirttiği tapuda kayıtlı olmayan dava konusu taşınmazın murisine ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığını, yörede yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları neticesinde orman tahdit sınırı içerisinde kaldığını, oysa bu taşınmazın üzerindeki zilyetliğinin 20 yılı aşkın süredir devam ettiğini, bu yüzden taşınmazın orman sınırı dışına çıkartılmasını ve tarım arazisi olarak tesciline karar verilmesini Kadastro Mahkemesinden talep etmiştir. Mahkemece, davacı ...'in davasının ...Beldesinde bulunan ve 02.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden reddine, (D) harfi ile gösterilip miktarı 26082,73 metrekare olan kısmın orman tahdit sınırı dışına çıkarılarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/9356 Esas, 2015/2508 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararından özetle: "eldeki dava orman tahdidine itiraza ilişkin olup, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerine göre zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, taşınmazın temyize konu kısmının orman tahdit sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin verilen karar yönünden usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı ancak taşınmazın tapuya tescili istemi de bulunduğu ve bu istemin de çekişmeli taşınmazın mülkiyetine yönelik bir hakka ilişkin olduğu, tescil talebine yönelik olarak genel mahkemelerin görevli olduğu dikkate alınmadan bu yönde görevsizlik kararı verilmesi'' gereğine değinilmiştir. Mahkemece davacının tescil talebi yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulüne, 02.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine, (D) harfi ile gösterilip miktarı 26082,73 metrekare olan kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.12.2017 tarihli ve 2016/6601 Esas, 2017/10172 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "... davanın tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup gerekli ilanlar yapılmadığı gibi davada Hazine ile 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) gereğince Gördes ilçe Belediye Başkanlığı ve ... davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadığı ve dava konusu (D) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacının zilyetlikle mülk edinme koşullarını sağlayıp sağlamadığı araştırılmadan karar verildiği, taraf teşkili sağlandıktan sonra, dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bir harita, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi tanık beyanları denetlenerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ...Beldesinde bulunan ve 02.05.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C) rumuzlarıyla gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine, (D) harfiyle gösterilip 26.082,73 metrekare olan kısmın orman tahdit sınırı dışına çıkarılarak davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... ile Gördes Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 08.01.2024 tarihli ve 2021/4655 Esas, 2024/26 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Davanın; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkin olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden taşınmazın miras bırakan ...’den kaldığı mirasçılık belgesine göre, kök miras bırakan ...'in 12.01.1998 tarihinde öldüğü, geriye davacı dışında başka mirasçıların da kaldığı, davacı tarafça, dava dilekçesinde taşınmazın muristen kaldığının bildirildiği, ancak intikal şekli hakkında bir açıklama yapılmadığı, Mahkemece yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin de taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunu bildirdikleri halde zilyetliğin babasından davacıya ne şekilde ve hangi tarihte geçtiği hususunda bir açıklama yapmadıkları, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olarak terekenin tamamını kapsadığı, 4721 sayılı Kanun'un 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği, dava açmanın da tasarrufi bir işlem olduğu, bir kısım mirasçıların kendi paylarını ileri sürerek dava açmalarının hukuken mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece, daha önceki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar yeniden dinlenmek sureti ile dava konusu taşınmazın davacıya ne şekilde intikal ettiğinin ve terekenin taksim edilip edilmediğinin araştırılması suretiyle davacı yanın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı belirlenerek hüküm kurulması" gereğine değinilmiş, sair hususlar incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dosya kapsamında dinlenen tanıklar, mirasçılık belgesi ve tapu kayıtlarının yapılan incelemesinden; kök muris ...'in 12.01.1998 tarihinde öldüğü, geriye davacı dışında başka mirasçıların da kaldığı, davacı tarafça, dava dilekçesinde taşınmazın muristen kaldığının bildirildiği, ancak intikal şekli hakkında bir açıklama yapılmadığı, Mahkemece bozma öncesi dinlenen mahalli bilirkişilerden sağ olanların tekrar dinlendikleri ve beyanlarında taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunu bildirdikleri halde zilyetliğin babasından davacıya ne şekilde ve hangi tarihte geçtiği hususunda bir bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmakla davacının aktif dava ehliyeti olmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2d6e8dd1425c01d1 bfebb2309c7c3b45

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı