Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/1090 E., 2025/4717 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1090 E., 2025/4717 K. (19.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1090
Karar No
2025/4717
Karar Tarihi
19.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/1090 E. , 2025/4717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1538 E., 2024/1571 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şabanözü Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2021/236 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteğinin nitelikten reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2013 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Çankırı ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacının murisi adına kayıtlı olan eski 6561 parsel sayılı 488,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 136 ada 10 parsel numarasıyla ve 348,13 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar murisi adına kayıtlı bulunan eski 6562 parsel sayılı 456,00 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ise 136 ada 2 parsel numarasıyla ve 483,46 metrekare yüzölçümüyle tespit edilmiştir. Davacı ...; 136 ada 10 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırında bulunan yolun davalılara ait taşınmaz içerisinde tespit edilmek suretiyle uygulama kadastrosunda mülkiyet değişikliği yapıldığı, bu yerin ortak alan olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "...2008 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu alanda belirgin bir kullanım tespit edildiği, yol şeklinde bir kullanımın olduğu belirlenmiş ise de anılan 2008 tarihi dava konusu taşınmazların tespit tarihi olan 1989 senesinden sonraki tarihe ilişkin olduğu, 1956, 1971 ve 1990 yılı hava fotoğraflarında dava konusu olan 136 ada 10 parsel ile 136 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar arasında belirgin bir sınır olmadığı ve ayrıca kullanımda olmadığının belirtildiği, 1971 yılındaki hava fotoğraflarında dava konusu alanda yapılaşmanın tespit edilmiş olduğu, 1956, 1971 ve 1990 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu alanda bir kullanım olmadığı, dava konusu taşınmazlar arasında belirgin bir sınır bulunmadığı, 1971 tarihli hava fotoğraflarında yapılaşma tespit edildiği, her ne kadar yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları beyanlarında keşif mahallinde gösterilen alanın yol olarak kullanıldığını beyan etmiş iseler de dava konusu alanın köy yeri olduğu dikkate alındığında herkesin birbirinin taşınmazının kıyısından köşesinden geçerek taşınmazına kestirme olarak ulaştığı göz önüne alınarak dava konusu alanın kadimden beri yol olarak kullanıldığı iddiası kanıtlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...teknik bilirkişi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu paftası, 22/A maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftası ile hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu çalışmalarında sınırları değerlendirilirken tesis kadastrosu sınırlarına aynen uyulduğu, tesis kadastrosu sınırlarına göre zemindeki sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı gibi dava konusu taşınmaz bölümünün yol olmadığı, parselin kullanım şekli ile sınırlarının uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın sınırlarının ve yüzölçümünün kanun ve yönetmeliklere uygun olarak belirlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesine göre yapılan sınır değerlendirmesinin yerinde olduğu ve bu sınırlara göre hesaplanan yüzölçüm miktarının parselin gerçek yüz ölçüm miktarı olduğu, bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/A uygulaması ile elde edilen yüzölçümünün mevzuata uygun olarak oluşturulduğu ve teknik açıdan hatasının bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 44e18fe4186e7d95 860936ded6235614

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı