8. Hukuk Dairesi 2024/970 E. , 2025/6970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/176 E., 2023/208 K. Taraflar arasında tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... köyünde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) göre 1980 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 1 14... parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle davalıların murisi ... adına tespit edilmiş ve daha sonra yapılan inceleme sonucu bu parsellerin ... kapsamı içinde kaldığı tespit edildiğinden tapulama dışı bırakılmalarına ve şagilinin ... olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, ... ili ... ilçesi ... köyü, pafta: 6, 114 parselde bulunan 1.600 m² ve 115 parselde bulunan 2.410 m²lik taşınmazın kadastro tutanağında şagilinin ... olarak belirtildiğini, dava konusu taşınmazların 1979 yılında davacı tarafından satın alındığını, ... mirasçılarının muvafakatını içeren 12.09.2007 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu belirterek, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2011/244 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu bulunmadığı, evveliyatının ve eylemli halinin orman sayılan yerlerden olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2019/415 Esas, 2019/2332 Karar sayılı ilamıyla; en eski 1960 tarihli memleket haritasına esas hava fotoğrafının getirilip incelenmediği, bilirkişi raporunda taşınmazın 1982 yılı hava fotoğrafında tamamının orman bitki örtüsü bulunan koyu renkli alanda bulunduğu ve 1980 yılında düzenlenen kadastro tutanaklarında fındık bahçesi olarak belirtilmesi nedeniyle oluşan çelişkinin giderilmediği, keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişilere taşınmaz ve çevresinin öncesinde fındıklık olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise eski fındıkların sökülüp gençleştirme yapılıp yapılmadığının sorulmadığı, keşfe katılmayan orman mühendisleri tarafından düzenlenen raporun hükme dayanak yapıldığı, bu nedenle; en eski tarihli memleket haritasına dayanak hava fotoğrafının bulunduğu yerlerden istenerek, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları ve önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi veya mühendisi, bir ziraat mühendisi ve harita mühendisi bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 1960 tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafları ile 1982 tarihli hava fotoğrafının oluşturulduğu memleket haritası ve dava tarihinden 15-20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi ve 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumunun saptanması, klizimetre (eğimölçer) aletiyle ölçülmek ve memleket haritasındaki münhaniler de dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın kesin ve gerçek eğimin belirlenmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, yine imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, varsa ilk kez hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından kullanıldığı, taşınmaz ve çevresinin öncesinde fındıklık olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise eski fındıkların sökülüp gençleştirme yapılıp yapılmadığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarında denetime elverişli rapor alınması, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılama sonunda; 15.06.2023 tarihli ve 2019/176 Esas, 2023/208 Karar sayılı hükmünde; en eski tarihli 1965 yılına ait hava fotoğrafı ve 1960 tarihli memleket haritaları, taşınmazların toprak yapısı ve eğimi gözetilerek düzenlenen 03.01.2023 tarihli orman bilirkişi raporu göz önüne alınarak taşınmazların orman niteliğinde olduğu, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanılamayacağı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlara ilişkin 1981 yılında yapılan kadastro çalışma tutanaklarının ve 1984 tarihli çaplı tasarruf vesikasının değerlendirmeye alınmadığını, 21.04.2021 tarihli orman bilirkişi raporuyla 03.01.2022 tarihli orman bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, 15.04.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazların 2016 yılında tamamlanan orman kadastrosunda orman sınırı dışında kaldığının belirlendiği, bozma ilamına uygun rapor alınmadığı, taşınmazların 100 yıldır zilyetlikle gelen taşınmazlar olduğunu, üzerinde 40-45 yıllık fındık ağaçlarının bulunduğunu, taşınmazların tamamının ormanlık alanda kalmadığını, kadastro tutanak ve tespitlerine itibar edilmediğini, taşınmazların orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a0ed19c587a28424 67b529275f6f0869 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2024/970 E. , 2025/6970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/176 E., 2023/208 K. Taraflar arasında tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... köyünde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) göre 1980 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 1 14... parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle davalıların murisi ... adına tespit edilmiş ve daha sonra yapılan inceleme sonucu bu parsellerin ... kapsamı içinde kaldığı tespit edildiğinden tapulama dışı bırakılmalarına ve şagilinin ... olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, ... ili ... ilçesi ... köyü, pafta: 6, 114 parselde bulunan 1.600 m² ve 115 parselde bulunan 2.410 m²lik taşınmazın kadastro tutanağında şagilinin ... olarak belirtildiğini, dava konusu taşınmazların 1979 yılında davacı tarafından satın alındığını, ... mirasçılarının muvafakatını içeren 12.09.2007 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu belirterek, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2011/244 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu bulunmadığı, evveliyatının ve eylemli halinin orman sayılan yerlerden olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2019/415 Esas, 2019/2332 Karar sayılı ilamıyla; en eski 1960 tarihli memleket haritasına esas hava fotoğrafının getirilip incelenmediği, bilirkişi raporunda taşınmazın 1982 yılı hava fotoğrafında tamamının orman bitki örtüsü bulunan koyu renkli alanda bulunduğu ve 1980 yılında düzenlenen kadastro tutanaklarında fındık bahçesi olarak belirtilmesi nedeniyle oluşan çelişkinin giderilmediği, keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişilere taşınmaz ve çevresinin öncesinde fındıklık olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise eski fındıkların sökülüp gençleştirme yapılıp yapılmadığının sorulmadığı, keşfe katılmayan orman mühendisleri tarafından düzenlenen raporun hükme dayanak yapıldığı, bu nedenle; en eski tarihli memleket haritasına dayanak hava fotoğrafının bulunduğu yerlerden istenerek, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları ve önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi veya mühendisi, bir ziraat mühendisi ve harita mühendisi bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 1960 tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafları ile 1982 tarihli hava fotoğrafının oluşturulduğu memleket haritası ve dava tarihinden 15-20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi ve 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumunun saptanması, klizimetre (eğimölçer) aletiyle ölçülmek ve memleket haritasındaki münhaniler de dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın kesin ve gerçek eğimin belirlenmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, yine imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, varsa ilk kez hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından kullanıldığı, taşınmaz ve çevresinin öncesinde fındıklık olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise eski fındıkların sökülüp gençleştirme yapılıp yapılmadığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarında denetime elverişli rapor alınması, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılama sonunda; 15.06.2023 tarihli ve 2019/176 Esas, 2023/208 Karar sayılı hükmünde; en eski tarihli 1965 yılına ait hava fotoğrafı ve 1960 tarihli memleket haritaları, taşınmazların toprak yapısı ve eğimi gözetilerek düzenlenen 03.01.2023 tarihli orman bilirkişi raporu göz önüne alınarak taşınmazların orman niteliğinde olduğu, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanılamayacağı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlara ilişkin 1981 yılında yapılan kadastro çalışma tutanaklarının ve 1984 tarihli çaplı tasarruf vesikasının değerlendirmeye alınmadığını, 21.04.2021 tarihli orman bilirkişi raporuyla 03.01.2022 tarihli orman bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, 15.04.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazların 2016 yılında tamamlanan orman kadastrosunda orman sınırı dışında kaldığının belirlendiği, bozma ilamına uygun rapor alınmadığı, taşınmazların 100 yıldır zilyetlikle gelen taşınmazlar olduğunu, üzerinde 40-45 yıllık fındık ağaçlarının bulunduğunu, taşınmazların tamamının ormanlık alanda kalmadığını, kadastro tutanak ve tespitlerine itibar edilmediğini, taşınmazların orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a0ed19c587a28424 67b529275f6f0869 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/970 E., 2025/6970 K. (25.11.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/970
- Karar No
- 2025/6970
- Karar Tarihi
- 25.11.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/62 E., 2025/6966 K. 25.11.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3715 E., 2025/6967 K. 25.11.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2214 E., 2025/6969 K. 25.11.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3447 E., 2025/6971 K. 25.11.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6586 E., 2025/6976 K. 25.11.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6242 E., 2025/6980 K. 25.11.2025