Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/5900 E., 2025/1608 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5900 E., 2025/1608 K. (27.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5900
Karar No
2025/1608
Karar Tarihi
27.02.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/5900 E. , 2025/1608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/144 E., 2021/129 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, bir kısım müdahilin davasının reddine, bir kısım müdahilin davası hakkında mahkemenin görevsizliğine, müdahil ... ve ...'nın temyiz talebinin süreden reddine Taraflar arasındaki kadastro davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, bir kısım müdahilin davasının reddine, bir kısım müdahilin davası hakkında mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı müdahil-davalı ... ve müdahil ... tarafından duruşma istemli olarak; davalı-birleşen dosya davacı Hazine vekili, müdahil-davalı ... vekili, müdahil-davalı ... ve müdahil ... vekili, müdahil ... ve birleşen dosya davalısı ... vekili, müdahil ..., müdahil ..., ..., ... ve ... tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; İlk Derece Mahkemesi'nin 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) ek kararı ile müdahil ... ve ...'nın temyiz talebinin süreden reddine karar verilmiş; ek karar da, müdahil ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.02.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısı Hazine vekili Avukat ..., müdahil-davalı ... vekili Avukat ..., müdahil-davalı ... ve müdahil ... vekili Avukat ... ve müdahil ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı ... vekili Avukat ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.02.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Mardin ili Nusaybin ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 parsel sayılı sırasıyla 3300, 3300, 20500, 19200, 215200, 57300, 983100, 273000, 739400, 342600, 446600, 277200, 359800, 26500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve ... vekili tarafından, tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Hazine, ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve müdahalenin meni davası, davaya konu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında ... ve ..., 27.06.1949 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak davaya katılmıştır. Birleşen dosyada davacı Hazine temsilcisi tarafından, tapu kaydına dayanılarak ..., ... ve ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve müdahalenin meni davası açılmış; Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama sırasında, ..., ... (...) ve ... (...), davacı Hazine dayanağı tapu kaydında kendilerinin de paydaş olduğunu, davalılar tapusunun hukuki kıymetini yitirdiğini ileri sürerek davaya katılmışlardır. Tapu iptali ve müdahalenin meni davası davaya konu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış; yargılama sırasında ..., satın alma iddisına dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, kadastro tutanakları ile ayrı ayrı aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında; ..., 12.01.1979 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanarak; ..., tapu kaydına dayanarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 20.01.1984 tarihli ve 1983/14154 Esas, 1984/464 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "... ve paydaşlarının dayandığı tapu kaydı kapsamı, Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamı ile iç içe girdiği takdirde, Arazi Kanunnamesi'nin 61 ve onu izleyen maddeleri hükmünce hukuksal değerden yoksun olduğu, diğer yandan ... ve ...'in de dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen tapu kayıtlarının da aynı hukuksal nedenlerle değerden yoksun olduğu, ne var ki; her iki tarafın dayandığı tapu kayıtları ile Hazine dayanağı tapu kayıtlarının uygulamasının yetersiz olduğu, 1289 tarihli sicilden gelen kayıtlar, Hazine adına tahsis edilen ve ... adındaki kişiye satılan kayıtların kapsamıyla iç içe girdiği takdirde hukuksal değerden yoksun ise de, bu kayıtların kapsamının ... ve Hazinenin dayandığı tapu kayıtları ile çatışmadığı ve fakat nizalı parselleri tümden veya kısmen kapsadığı takdirde hazine yararına Tapulama Kanunu'nun 32/d maddesi uygulanamayacağından kayıtlara değer vermek gerektiği, uygulamada bilirkişilerin köy isimleri ve sair sınırları kısmen söyledikleri fakat bunların nerede ve nasıl nizalı parsellere sınır olduklarını açıklamadıkları ve bir gerekçe göstermedikleri, komşu 20, 29, 30, 33, 35, 37 parsellerin dayanaklarının getirtilip, göz önünde tutulmadığı, keşif ve uygulamanın tümüyle yetersiz ve dayanaksız olduğu belirtilerek; kabule göre de, ... ve Hamza'nın dayandığı müteakip tapu kayıtlarının miktarına değer verilmek sureti ile adlarına tescil kararı verildiği halde Tapulama Kanunu'nun 53. maddesi göz önünde tutulmayarak neyin nereden ayrıldığı, hangi parselin ne miktarda tescil edildiğinin ve pay miktarlarının gösterilmemi�� olması" isabetsizliğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Birleşme öncesi, davacı Hazinenin davalı ..., ... ve ...'a karşı açtığı davada Tapulama Mahkemesinin 1967/2 Esas ve 1972/17 Karar sayılı kararı ve öncesinde bu dosyaya dair Yargıtay’ın 30/1/1960 tarih ve 1959/4761 Esas, 1960/756 Karar sayılı ilamında davalılara ait tapunun hukuki kıymetini kaybettiğine dair verilen kararın isabetli görülmesi karşısında davalılara ait tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, davacı ... ve ...'in dayandıkları 1289 tarihli tapu kayıtları ile davalı Hazine ve müştereklerenin dayandığı 1310 tarihli tapu kaydının kapsamı itibarıyla örtüştüğü, buna göre mükerrer tapu kaydı bulunduğu, sonraki tarihli olan davalı Hazine ve müştereklerinin dayandıkları 1310 tarihli tapu kaydının hukuki değerden yoksun olduğu, davacıların dayandığı 1289 tarihli tapu kayıtlarının esas alınarak karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların payları oranında ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına, 6, 8, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların payları oranında ... mirasçıları, ... mirasçıları ve Hazine adına, 7, 9, 10, 11 ve 14 parsel sayılı taşınmazların payları oranında ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; başvuru üzerine mahkemenin 21.06.2021 tarihli ek kararı ile; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi uyarınca hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılan müdahil ... ve ...'in dosya ile herhangi bir hukuki veya fiili bağlantısının bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarında malik olmadıkları gibi, davacı ve davalılarla aralarında herhangi bir satış vaadi sözleşmesi veya zilyetliğe ilişkin bir belge de bulunmadığı, ... ve ... tespit sonrası hakka dayalı olarak davaya müdahil olduklarından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle temyize konu müdahil ... ve ...'in davasının reddine, müdahil ... ve ...'ın davası hakkında mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; davalı-birleşen dosya davacısı Hazine vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... ve müdahil ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ..., müdahil ... mirasçısı ... ve birleşen dosya davalısı ... mirasçısı ... vekili, müdahil ... mirasçısı ..., müdahil ... mirasçısı ..., müdahil ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine bu kez mahkemenin 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) ek kararı ile ... ve ...'nın temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş; ek karar da, müdahil ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1.Müdahil ...'nın temyiz istemi, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) ek kararına ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/5 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432/4 üncü maddesi ve 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) temyiz talebinin süreden reddine ilişkin ek karar, müdahil ...'ya 11.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi davacı ... tarafından 23.09.2022 tarihinde kanuni süre geçirildikten sonra verilmiştir. 2.Müdahil ...'nın temyiz istemi, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) ek kararına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432/4 üncü maddesi gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı ...'ya 16.11.2021 tarihinde tebliğ edilmiş; kanuni süre geçirildikten sonra 20.01.2022 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir. 3.Müdahil ... mirasçısı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4.Davalı-birleşen dosya davacısı Hazine vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... ve müdahil ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ..., müdahil ... mirasçısı ... ve birleşen dosya davalısı ... mirasçısı ... vekili ve müdahil ... mirasçısı ...'in haklarında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince; dava konusu 1, 2, 3, 4, 5 parsel sayılı taşınmazların 1289 tarih 1258 numaralı, 6 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 679 numaralı, 7 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 677 numaralı, 8 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 678 numaralı, 9 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 676 numaralı, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların 1289 tarih 1257 numaralı, 12 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 680 numaralı, 13 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 1260 numaralı, 14 parsel sayılı taşınmazın 1289 tarih 675 numaralı kayıttan gelen davacı ... ve ... dayanağı tapu kayıtları ile ilk tesisi 1310 tarihli olan davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve müşterek şahıslara ait tapu kaydı kapsamında kaldığı, birleşen dosya davalısı ..., ... ve ... dayanağı, ilk tesisi 1289 tarihli olan kayıtlardan gelen Temmuz 1951 tarih 2, 3, 4, 5, 6, 7 numaralı tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, birleşen dosya davacısı Hazine ve müştereklerine ait tapu kaydına göre tesisi daha eski tarihli olan davacı ... ve ... dayanağı tapu kayıtlarına değer verilmesi gerektiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına uygun olmadığı gibi, yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde; davalar birleştirilmeden evvel, davacı Hazinenin davalı ..., ... ve ...'a karşı açtığı davada, henüz dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmadan evvel Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.01.1960 tarih ve 1959/4761 Esas, 1960/756 Karar sayılı ilamına atıfla davalılara ait tapunun hukuki kıymetini kaybettiği belirtilmiştir. Ancak söz konusu Yargıtay kararında; "Mahkemenin, davalıların tapularının evveliyatını teşkil eden 289 tarihli kayıtların ihtiva eylediği gayrimenkullerin arazi kanuni hükümlerine tevfikan belirli süre içinde tasarruf ve ziraat edilmemiş bulunması dolayısıyla mahlüle kaldığı ve bunun üzerine davacı Hazine ile müdahillerin dayandığı 310 tarihli kaydın tesis edildiği ve bu suretle davalıların murislerine ait olan kayıtların hukuki kıymetlerini kaybettikleri yolundaki takdir ve kabulü isabetlidir." ifadesine yer verilmiş devamında tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamının yöntemince belirlenmesi gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Kadastro Mahkemesine aktarılan davalar birleştirildikten sonra İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 20.01.1984 tarihli ve 1983/14154 Esas, 1984/464 Karar sayılı son bozma ilamında da Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 30.01.1960 tarih ve 1959/4761 Esas, 1960/756 Karar sayılı bozma ilamı ile aynı yönde; "... ve paydaşlarının dayandığı tapu kaydı kapsamı, Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamı ile iç içe girdiği takdirde, Arazi Kanunnamesi'nin 61 ve onu izleyen maddeleri hükmünce hukuksal değerden yoksundur. Diğer yandan ... ve ...'in de dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen tapu kayıtları da aynı hukuksal nedenlerle değerden yoksundur. Ne var ki; her iki tarafın dayandığı tapu kayıtları ile Hazinenin dayanmış olduğu tapu kayıtlarının uygulaması yetersizdir. 1289 tarihli sicilden gelen kayıtlar, Hazine adına tahsis edilen ve ... adındaki kişiye satılan kayıtların kapsamıyla iç içe girdiği takdirde hukuksal değerden yoksun ise de, bu kayıtların kapsamı Hazinenin dayandığı tapu kayıtları ile çatışmadığı ve fakat nizalı parselleri tümden veya kısmen kapsadığı takdirde Hazine yararına Tapulama Kanunu'nun 32/d. maddesi uygulanamayacağından kayıtlara değer vermek gerekir." denmiştir. Her iki Yargıtay kararında da açıkça ifade edildiği üzere; davacı ... ve ...'in dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1946 tarih 8 ila 18 numaralı tapu kayıtları veya birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'a ait 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1951 tarih 2 ila 7 numaralı tapu kayıtlarının kapsamı, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve aynı kayıtta paydaş olduklarından bahisle davaya katılan müdahillerin dayandığı 1310 tarihli sicilden gelen tapu kaydı ile iç içe girdiği takdirde Arazi Kanunnamesi'nin 61 ve onu izleyen maddeleri hükmünce hukuksal değerden yoksundur ve 1310 tarihli tapu kaydına değer verilmesi gerekir. Ancak bahsi geçen tapu kayıtları aynı yeri kapsamıyorsa başka bir ifadeyle iç içe girmiyorsa o zaman 1289 tarihli tapu kayıtlarına değer verilebilir. Ne var ki, Mahkemece; dava konusu taşınmazların hem davacı ... ve ... dayanağı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, hem de Hazine ve müştereklerinin tapu kayıtları kapsamında kaldığı, yani tapu kayıtlarının iç içe girdiği kabul edildiği halde Yargıtay kararlarının aksine eski tarihli olduğundan bahisle davacı ... ve ...'in dayandığı tapu kayıtlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Şöyle ki, bozma sonrası 24.06.1987 tarihinde yapılan keşifte tarafların dayandığı tapu kayıtları mahalli bilirkişiden sorulmuş ve hükme esas alınan fen bilirkişilerine ait raporda davacı ... ve ... dayanağı tapu kayıtlarından hangisinin hangi parseli kapsadığı belirtilmiş ise de rapor içeriğinde denetime elverir şekilde somut olarak hudutların neresi olduğu açıklanmamış; birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'a ait tapu kayıtlarının uyup uymadığı hususunda değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca, davacı ... ve ...'in dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1946 tarih 8 ila 18 numaralı tapu kayıtları ile birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'a ait 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1951 tarih 2 ila 7 numaralı tapu kayıtları ihtiva ettikleri dere, tarik, kıraç ve köy sınırı okuyan hudutları itibariyle; davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve aynı kayıtta paydaş olduklarından bahisle davaya katılan müdahillerin dayandığı 1310 tarihli sicilden gelen tapu kaydı ise köy isimlerini okuması nedeniyle değişir sınırlı olup, taraflarca dayanılan kayıtlar miktarı ile geçerlidir. Bunun dışında, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve müştereklerine ait tapu kayıtlarının tüm tedavülleri dosya içerisinde yer almamaktadır. Dosya kapsamı ve kayıtlardan; Ekim 1310 tarih 8 numaralı tapu kaydının Şubat 1312 tarihinde ifraz görüp 1 ve 2 numaralı kayıtların oluştuğu, 2 numaralı kaydında, tapu maliki ...'ın ölümüyle intikal gördüğü, eşine ait hissenin de ifraz olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; ifraz olan eş hissesinin tüm tedavülleri dosya içerisinde bulunmamaktadır. Müdahiller ... ve ...; dava konusu taşınmazda hissedar olan ... mirasçılarından ...'ın hissesini 27.06.1949 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıkları iddiasıyla davaya katılmışlardır. Her ne kadar, İlk Derece Mahkemesi; müdahil ... ve ...'in dosya ile herhangi bir hukuki veya fiili bağlantısının bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarında malik olmadıkları gibi, davacı ve davalılarla aralarında herhangi bir satış vaadi sözleşmesi veya zilyetliğe ilişkin bir belge de bulunmadığı gerekçesiyle davalarının reddine karar vermiş ise de, tapu kaydının tüm tedavülleri dosyada yer almadığı için pay satın aldıkları kişinin tapu maliklerinden olup olmadığı denetlenememektedir. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle; dosyada eksik olduğu anlaşılan davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve müştereklerine ait tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmeli, taraflara ait tüm tapu kayıtlarının revizyon durumu yerel Tapu Müdürlüğü’nden sorulmalı, dava konusu taşınmazlar dışında revizyon gördüğü başka taşınmazlar bulunduğu takdirde bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları getirtilmeli, ardından çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak davacı ... ve ...'in dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1946 tarihli 8 ila 18 numaralı tapu kayıtları, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve aynı kayıtta paydaş olduklarından bahisle davaya katılan müdahillerin dayandığı Ekim 1310 tarih 8 numaralı sicilden gelen tapu kaydı ve birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'a ait 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1951 tarih 2 ila 7 numaralı tapu kayıtları mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kapsamında kaldığı belirlenen tüm taşınmazları bir arada gösterir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, tapu kayıtları uyduğu takdirde kayıtların değişir sınırlı olup miktarı ile geçerli oldukları dikkate alınarak buna göre kapsam tayin edilmeli, davacı ... ve ...'in dayandığı 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1946 tarihli 8 ila 18 numaralı tapu kayıtları veya birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'a ait 1289 tarihli sicilden gelen Temmuz 1951 tarih 2 ila 7 numaralı tapu kayıtlarının kapsamı, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine ve müştereklerine ait 1310 tarihli sicilden gelen tapu kaydı ile iç içe girdiği takdirde 1310 tarihli sicilden gelen kayda değer verilmeli, arta kalan kısımda aktarılan dava tarihi itibariyle zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, kimin lehine oluştuğu araştırılmalı, bunun için yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların her birinin ne zamandan beri, kim tarafından, ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne zaman ve nasıl intikal ettiği sorularak maddi olaylara dayalı, somut beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde gösterilmeli; bundan sonra toplanan deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, İlk Derece Mahkemesinden aktarılan dava hakkında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ve anılan Kanun maddesi uyarınca kadastro hakiminin, hüküm kurarken davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu da göz önünde bulundurularak, sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olup, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 5.Müdahil ... ve ...'nın haklarında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Müdahil ... ve ...'nın murisi ...; dava konusu taşınmazı, birleşen dosya davalısı ..., ... ve ...'dan 1952 tarihinde satın aldığını ileri sürerek davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, ...'nın tespit sonrası hakka dayalı olarak davaya müdahil olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de; verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 1966 yılında yapıldığına göre, dava konusu taşınmazı 1952 yılında satın aldığını ileri süren müdahilin davası kadastro öncesi nedene dayalı olup, görevli mahkeme Kadastro Mahkemesidir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince işin esası yönünden karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil ...'nın temyiz dilekçesinin SÜREDEN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil ... hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli (kararda sehven 28.05.2021 yazılmış) ek kararının ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, müdahil ... mirasçısı ... hakkında verilen İlk Derece Mahkemesi'nin 21.06.2021 tarihli ek kararının ONANMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen dosya davacısı Hazine vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... vekili, müdahil-davalı ... mirasçısı ... ve birleşen dosya davalısı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle haklarında verilen İlk Derece Mahkemesi'nin 21.05.2021 tarihli kararının; müdahil ... mirasçısı ... vekili, müdahil ... mirasçısı ... vekili ve müdahil ... mirasçısı ...'in temyiz itirazlarının kabulüyle haklarında verilen İlk Derece Mahkemesi'nin 21.06.2021 tarihli ek kararının BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle müdahil ... mirasçısı ... ve ...'nın temyiz itirazlarının kabulüyle haklarında verilen İlk Derece Mahkemesi'nin 21.06.2021 tarihli ek kararının BOZULMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden müdahil ...'dan alınmasına, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden müdahil ... mirasçısı ...'tan alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere ayrı ayrı iadesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28,000,00 TL avukatlık ücretinin davacılar ... ve ...'in mirasçılarından alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı - davalı Hazine, ... ve müşterekleri, ...'a verilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b4b9101a77b78c0f ae8bded0adb0690c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı