Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/5535 E., 2025/3507 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5535 E., 2025/3507 K. (07.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5535
Karar No
2025/3507
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/5535 E. , 2025/3507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/887 E., 2024/741 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/314 E., 2021/71 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ..................Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 136 ada 37 parsel sayılı 13.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 12.778,37 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 136 ada 41 parsel sayılı 9.050,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 9.116,72 metrekare yüzölçümlü olarak ve davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 136 ada 42 parsel sayılı 3.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, aynı ada ve parsel numarasıyla 3.525,01 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait .......................Mahallesi 136 ada 37 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ve bu azalmanın davalı 136 ada 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, uygulama kadastro tespitinin iptalini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, azalmanın planimetre hesap yöntemi ile hesap şeklinden kaynaklandığı, davalı taşınmazlardaki artışın davacı taşınmazından kaynaklanmadığı, davacının taşınmazının sınırlarının aynı olduğu değişiklik olmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştığı, uygulama kadastro çalışmasında tesis kadastro sınırlarının esas alındığı, davacı Hazineye ait 136 ada 37 parseldeki 321,63 metrekarelik yüzölçüm azalışının, hesap şekli ile teknolojik yöntem farklılığından kaynaklandığı, yöntem farklılığı dışında tesis kadastro paftasında hata olmadığı, tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafı incelemesine göre de farklılık tespit edilemediği, çekişme konusu taşınmaz ile ilgili yapılan uygulama kadastro çalışmasının yasa ve yönetmeliğe uygun yapıldığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, benzer gerekçeyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, uygulama kadastrosuna itiraz ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 136 ada 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlara ait tesis kadastro tutanakları ve tapu kayıtları, dava konusu 136 ada 37, 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanakları ile tesis kadastrosuna ait ölçü krokisi, kadastro pafta haritası, ölçü çizelgesi ve hesap cetveli getirtilmemiş, bu belge ve haritalar getirtilmeden alınacak bilirkişi raporunun denetlenmesinin mümkün olmadığı dikkate alınmamış, dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılmadan dosya üzerinden alınan bilirkişi raporu ile yetinilerek hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dosyada eksik olduğu anlaşılan dava konusu 136 ada 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlara ait tesis kadastro tutanakları ve tapu kayıtları, dava konusu 136 ada 37, 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanakları ile tesis kadastrosuna ait ölçü krokisi, kadastro pafta haritası, ölçü çizelgesi ve hesap cetvelinin onaylı örnekleri ilgili kurumlardan getirtilerek dosya içerisine alınmalı, bundan sonra çekişmeli taşınmazlar başında keşif yapılarak, harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fbe04061da21c4be 49a918ef0b9b2277

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı