8. Hukuk Dairesi 2024/5478 E. , 2025/4880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/94 E., 2024/35 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davaların davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen dosyaların davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dosyada (... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/565 Esas sayılı dosyasında) davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ... ilçesi ... köyünde kain 140 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ayrıca davacının zilyetliğinde bulunan tapusuz yerlerin davacı adına tesciline. tapu iptali ve tescil yönünden karar verilmediği taktirde 140 parsel sayılı taşınmazda davacının zilyetlik ve mülkiyet hakkı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2011/580 Esas sayılı dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 140 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğunu, davalı ...'ın ise 138 parsel no.lu taşınmazın maliki olduğunu, davalının kendisine ait 140 parsel no.lu taşınmazı işgal ettiğini ileri sürerek, vaki müdahalenin men'ine, taşınmazın eski hale getirilemesine karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında dosya ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/565 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli ve 2012/565 Esas, 2014/297 Karar sayılı kararıyla verilen, asıl davada 140 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine, tescil harici alan talebi yönünden davanın kabulü ile bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 2.738,27 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline, birleşen dava yönünden, davacı ...'ın davasının kabulü ile 140 parsel sayılı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesine, ağaçların masrafı davacı-davalı ...'tan alınmak suretiyle sökülmesine dair karar, davacı - davalı ... vekili, davalı - davacı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.12.2015 tarihli ve 2014/19083 Esas, 2015/15157 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı ...'un temyiz itirazları yönüyle, 140 parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen davanın reddine, birleşen davada el atmanın önlenmesine ve kal talebinin kabulüne dair usul ve yasaya uygun olan hükümlerin onanmasına ve davalı - davacı ...'ın temyiz itirazları yönüyle, bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısma ilişkin temyiz inceleme isteminin reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine ile davalı ... Belediyesinin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 2.738,27 m² yüzölçümündeki taşınmaz yönünden temyiz itirazları yönünden, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli olmadığı, Antalya Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda06.06.2017 tarihli ve 2006/254 Esas 2017/546 Karar sayılı kararla verilen; "1-Davacı vekili tarafından dava konusu ... Mahallesi 140 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davanın Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin ilamı ile kesinleştiği anlaşıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Birleşen karşı dava yönünden mahkememiz kararının Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin ilamı ile kesinleştiği anlaşıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Asıl dava yönünden davacının davasının dava konusu Antalya - ... - ... köyü 140, 138, 139 ve 142 parsellerin arasında kalan kadastrocu bilirkişiler ... ve ...'nın 23.11.2013 tarihli raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 2.738,27 m²lik kısım yönünden kabulü ile; bu kısmın aynı köy son parsel numarası verilerek davacı adına tarla vasfı ile tapuya tesciline, kadastrocu bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına," dair hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.02.2021 tarihli ve 2017/4530 Esas, 2021/824 Karar sayılı ilamıyla; "... eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/283 Esas, 2022/66 Karar sayılı kararıyla, "... dava konusu taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi gereğince yargılama sürecinde kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle ..." görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Kadastro Mahkemesindeki yargılama devam ederken, birleşen 2021/130 Esas sayılı dosyanın davacısı ... vekili dava dilekçesiyle; tescil harici bırakılan ve akabinde 3402 sayılı Kanun uyarınca Geçici 8. maddeye göre oluşan 148 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda davalıların gösterilmiş olmasının doğru olmadığını, taşınmazların kendisinin kullanımında olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile beyanlar hanesinde davacının kullanıcı olarak tespit ve tescilini talep etmiş; müdahil davacı ... ise dava dilekçesinde; dava konusu 148 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan babası ... tarafından uzun süre kullanıldığını, babasının vefatı sonrasında taşınmazların mirasçılar tarafından ekilip dikildiğini ileri sürerek, çekişme konusu taşınmazların olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebine dayalı olarak muris ... intikal edecek olan miras hissesi oranında adına tapuya tescilini talep etmiş olup, ... Kadastro Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2021/130 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararıyla davanın ... Kadastro Mahkemesinin 2022/94 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve, yargılamanın 2022/94 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 2021/130 Esas sayılı dosya yönünden, davacı taraf tutanağın beyanlar hanesinde adına kullanıcı tespiti yapılmasını talep etmiş olup dava konusu uyuşmazlığın tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın bulunması halinde bunun beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, zira özel mülkiyete konu taşınmazlarda kullanım kadastrosu yapılmamış ise zilyetlik şerhi verilmesi mümkün bulunmamakta olup, taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi yazılması ancak yasalarla özel düzenleme yapılması ile mümkün olduğu, çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesiyle eklenen Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığına göre tutanağın beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesindeki koşulları oluşmadığından davacı tarafın tutanağın beyanlar hanesinde adına kullanıcı tespiti yapılmasına ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, 2011/580 Esas ve 2022/94 Esas sayılı dosyalar yönünden, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 140 Parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında tutanak düzenlenmediği anlaşılmakla 140 parsele yönelik açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-c, 115/1 hükümleri delaletiyle 6100 sayılı Kanun'un 115/2 hükmü uyarınca davanın görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu 148 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davacı ve asli müdahil tarafından açılan dava yönünden, dava konusu taşınmazların 1958 yılı hava fotoğrafında kullanımsız olduğu, 1992 yılında (C) harfi dışında kullanımlı olduğu belirtilmiş ise de kök muris ...'ın 1990 yılında vefat ettiğinin tespit edilmiş olduğu, dosyaya yansıyan tespit bilirkişis, mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve özellikle tespit bilirkişi ...'ün 1990'lı yıllara kadar dava konusu taşınmazın fundalık olduğu yönündeki ifadesi dikkate alındığında kök muris ...'ın vefatından sonra dava konusu taşınmazın mirasçıları tarafından 2007 yılına kadarki süre içerisinde kullanılmadığının anlaşılmakta olduğu, bunun yanı sıra davacının kardeşleri olan ... ve ...'nin dava konusu taşınmazları ilk defa açan ve fundalıktan temizleyenin davacı olduğu ve 2007 yılında temizlediği yönündeki beyanlarının da davaya konu taşınmazların kök muris ...'ın vefatından 2007 yılına kadar ki dönem içerisinde kullanılmadığını doğrular nitelikte olduğu, maldı ki davacı tarafta dava konusu taşınmazı ilk defa kendisinin 2007 yılında açıp fundalıktan temizlediğini beyan ettiği, dava konusu taşınmaz her ne kadar 1992 yılı hava fotoğrafında (C) harfi ile gösterilen kısım dışında kullanımlı gözüküyor ise de muris ...'ın 1990 yılında traktör kazası sonucunda vefat ettiği tespit edilmiş olup kök muris ...'ın taşınmazı 1990 yılı başında kullandığı, söz konusu taşınmazların 1990 yılından önce fundalık halde olduğu, bu hususu tespit bilirkişi ...'ün dava konusu taşınmazlar 1990 yılından önce fundalık halde idi şeklindeki beyanlarının doğruladığı, bu hali ile dava konusu taşınmazların kök muris ...'ın vefatından sonra diğer bir ifadeyle 1990 yılı ile 2007 yılı arasında zilyetlik altında bulundurulmadığı, 2007 yılından sonra taşınmazların davacı tarafça zilyetlik altında bulundurulduğu, 1990 yılı ile 2007 yılı arasında yaklaşık 17 yıllık sürenin bulunduğu, niza tarihinin ise 2012 yılı olup eldeki davanın 2012 yılında açıldığı, gerek kök murisin 1990'lı yılların başındaki kısa süreli kullanımı gerekse davacı tarafın 2007 yılı ile dava tarihi olan 2012 yılı arasındaki kullanım süresi dikkate alındığında, işbu zilyetlik süresinin davaya konu taşınmazların mülkiyetini kazanmaya elverişli olmadığı, başka bir anlatımla 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesinde belirtilen koşulların davacı ve asli müdahil taraflar lehine oluşmadığı, ayrıca 17 yıllık kullanıma ara vermenin herhangi bir haklı zorlayıcı nedene dayanmaması nedeniyle zilyetliğin iradi terki sayılacağı kanaatine ulaşıldığı ..." gerekçesiyle, birleşen 2021/130 Esas sayılı dosya yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, birleşen 2011/580 Esas sayılı dosya yönünden 140 parsele yönelik açılan davanın görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, asli müdahil ...'ın 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddine, 2022/94 Esas sayılı dosya yönünden davacı ...'un davasının reddine, 140 parsele yönelik açılan davanın görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, davalı Hazineye karşı açılan davanın reddine, dava konusu 148 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen dosyaların davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, yargılama safahatinde dosyanın geçmiş olduğu aşamalar gözönüne alınarak kesinleşmiş kısımlarla ilgili yeniden işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmayıp, bu durum bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, asıl ve birleşen dosyaların davacısı ... vekilinin sair temyiz isteminin REDDİNE, Asıl ve birleşen dosyaların davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile asıl dosyada dava konusu 140 parsel sayılı taşınmaz yönünden ve birleşen karşı dava yönünden verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ile kesinleştiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2. ve 4. kısımlarının hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dosyada davacı ...'a iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5478 E., 2025/4880 K. (24.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5478
- Karar No
- 2025/4880
- Karar Tarihi
- 24.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1029 E., 2025/4853 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5769 E., 2025/4851 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5861 E., 2025/4858 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2682 E., 2025/4872 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5032 E., 2025/4747 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2502 E., 2025/4748 K. 23.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı