8. Hukuk Dairesi 2024/4070 E. , 2025/4446 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/19 E., 2022/59 K. : 4. ... vd. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ... (... oğlu) vekili Avukat ... tarafından duruşmalı, davalı Hazine vekili Avukat ..., davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Avukat ..., müdahil Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) vekili Avukat ..., davalılar ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., davalı ... ..., davalı ... vekili Avukat ..., ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., müdahil ... mirasçılarından ... (bizzat), ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları vekili Avukat ... tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmiş, davalı ... ... vekili Avukat ... önce asıl kararındaki eksiklik yönüyle hükmün tamamlanması ve tavzih talepli olarak verdiği dilekçe üzerine İlk Derece Mahkemesince 24.01.2023 tarihli ek karar ile talebin reddine karar verilmiş, verilen ek karar da asıl karar ile birlikte adı geçen vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... köyü çalışma alanında bulunan 768, 769, 770, 517, ... köyü çalışma alanında bulunan 2619, 2620, 2621, 2622, 2623, 2624, 2625, 2626 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malik haneleri açık olarak tespit edilmiştir. Davacıların murisleri ... ve bir kısım davacılar tarafından adlarına tapuda kayıtlı taşınmazlara toprak tevzii komisyonu tarafından üçüncü kişilere dağıtımı yapılmak üzere el atıldığını öne sürerek murazaanın giderilmesi, vaki elatmanın önlenmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava, taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece tutanak asılları ile dava dosyasının birleştirilerek yapılan yargılama sırasında davacı ... ve davacı ... tarafından 2624 parsel içinde kalan bir kısım yer hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı açılan davalar dosya arasına birleştirilmiş; yargılama sırasında ... ve diğerleri haricen satın almaya ve ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, satın aldıkları bölümlerin; DSİ vekili, taşınmazlardan kamulaştırma yapılmak suretiyle sulama kanalı geçirildiğini öne sürerek kanal olan bölümlerin DSİ adına tescilini talep ederek; ... ... Şubesi vekili taşınmaz üzerinde müvekkili Bankanın ipotek alacağının bulunduğunu öne sürerek davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 04.05.2014 tarihli davanın kısmen kabulüne, çekişmeli ... köyü 768 ve 517 parsel sayılı taşınmazların her biri 2560 pay kabul edilmek suretiyle muris ... ve ... ... mirasçıları adına payları oranında, ... köyü 770 parsel sayılı taşınmazın tamamının, ... köyü 2619 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi Saadettin Ateş tarafından hazırlanan 06.02.2014 tarihli ek rapor ve krokide mor renk ve (F) harfi ile gösterilen 101.487,70 metrekarelik kısmının, 2621 parsel sayılı taşınmazın yeşil renk ile (B) harfi ile gösterilen 110.280,00 metrekarelik kısmının, 2622 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi sarı renk ile gösterilen 955.760,00 metrekarelik kısmının, 2624 parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile turuncu renk ile gösterilen 533.020,00 metrekarelik kısmının, 2626 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile mavi renk ile gösterilen 110.280,00 metrekarelik kısmının adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle tarla vasfı ile ve her biri toplam (9.031.680) hisse kabul edilerek; tapu malikleri ve mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline; taşınmazların geri kalan kısımlarının aynı parsel numaralarıyla mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına; ... köyü 769 parselin tamamının, ... köyü 2623, 2620, 2625 parsel sayılı taşınmazların tamamının mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicillerine yazılmasına dair verilen karar, müdahil DSİ vekili, davalı Hazine ve İmar İskan Bakanlığı vekili, bir kısım müdahiller ve davacı ... mirasçıları vekili Avukat ..., mirasçı ..., müdahil ..., mirasçı ..., müdahil ... ... Şubesi vekili, davacı ...'nun bir kısım mirasçılarından ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli kararıyla; 1. Davacı ... oğlu ... ve müştereklerinin tutunduğu (aynı zamanda bir kısmının çekişmeli taşınmazların taşınmazların tespitine esas alındığı anlaşılan) tapu kayıtlarının, yapılan keşif ve sonrasında fen bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan ek rapor dayanağı haritasında da gösterildiği üzere belirlenen kapsamları ile tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan bölümlerinin kadim mera olduğunun Mahkemece belirlenmesi karşısında bu hususa ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde olmadığı, 2. a) Bir kısım müdahiller vekili Avukat ... ile müdahil ...'in temyiz itirazları yönüyle; adı geçenler çekişmeli taşınmazların bir bölümünü önceki maliklerinden noter ya da harici satış sözleşmelerine dayalı olarak tespit tarihinden sonra satın aldıklarını öne sürerek davaya müdahil oldukları, Mahkemece, müdahillerin talebinin tespitten sonraki sebep olması nedeniyle Kadastro Mahkemesinin görevi dışında kaldığı hükmün gerekçesinde belirtilmesine rağmen, hüküm yerinde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm doğuracak şekilde davanın reddine dair hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün bozulmasına, b) ... ve ...'in temyiz itirazları yönüyle; Mahkemece taşınmazlara uygulanan ve kapsamları belirlenen tapu kayıtlarından 768 ve 517 parsel sayılı taşınmaz Nisan 1951 tarihli 83 nolu tapu kaydı ile tam paylı olarak ... ... adına, diğer tapu kayıtlarının ise ... oğlu ... ve ... ... ile birlikte diğer malikleri adına paylı olarak kayıtlı bulunduğu, tapu maliklerinden ...'nun ilk eşi ... ...'nun ölümü sonrasında ... ile evlendiği ve adı geçen ile evli iken 1971 tarihinde öldüğü, diğer bir anlatımla davacı ...'nun ölümüyle mirasının 1/4 payı sağ kalan eşi ...'na intikal edeceğinden, ...'nın da 1998 yılında ölümüyle bu payın ilk evliliğinden olan kızı ... ile ölü oğlu ...'den olma torunu ...'e geçtiği, ...'nun mirasından diğer 3/4 payın da ilk eşi ...'den olma çocuklarına kaldığı, ne var ki; mahkemece davacı ...'nun ikinci eşinin kendisinden sonra öldüğü gözden kaçırılmak suretiyle yalnızca ...'den olma çocukları ve torunlarının mirasçı olarak kabul edildiği, ... ve ...'in, karar başlığında adlarının mirasçı olarak gösterilmemesi ve adlarına miras payı verilmediği, diğer yandan tapu maliklerinden ... ...'nun ölümü sonrasında çıkartılan mirasçılık belgesinde sağ kalan eşi ...'nun 1/4 mülkiyet hakkını değil, 1/2 intifa hakkını seçtiği ve ... adına kayıtlı tapulardaki paylarının intikalinin de bu doğrultuda yapıldığı, böylece davacı ...'nun intifa hakkını seçmesi nedeniyle eşi ...'den gelen paylar üzerinde ancak sağlığında yararlanma hakkının bulunup, ölümüyle de bu yararlanma hakkı sona ereceğinden kendi mirasçılarına geçen mülkiyet hakkı bulunmadığı, hal böyle olunca, Mahkemece kapsam tayin edilen tapu kayıtlarında ... ...'nun payının ...'nin kendi çocukları adına, ...'nun tapudan gelen payı üzerinde ise diğer mirasçıları ile birlikte mirasçı konumunda bulunan ... ve ... adına miras payları oranında tescile ilişkin hüküm kurulması gerekirken gözden kaçırılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına, c) Müdahil Ziraat Bankasının temyiz itirazları yönüyle; adı geçen Bankanın vekili tarafından 11.06.1973 tarihli dilekçe ile bir kısım çekişmeli taşınmazların bankaları adına ipotek kaydının bulunduğu, bu ipotekten dolayı İcra Müdürlüğünce takip yapıldığını öne sürerek müdahale talebinde bulunduğu, Mahkemece; ipotek alacağına ilişkin taleplerin Kadastro Mahkemesinin görev alanı dışında bulunduğu belirtilerek; müdahale talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19. maddesinde tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde, mevcut ve her türlü takyid ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu kayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği düzenlendiği, o halde; Mahkemece öncelikle taşınmazlara uygulanan ve kapsamları belirlenen tapu kayıtları üzerinde tespit tarihi itibarıyla müdahil banka lehine tesis edilmiş ipotek bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ipoteğin bulunması ve bilahare ipoteğin kaldırılmadığı ve halen mevcut olduğunun anlaşılması halinde anılan madde gereğince tapuya bu yönde şerh verilmesi gerektiği, söz konusu ipoteğin, tespit tarihinden sonra konulmuş olması halinde ise tespitten sonraya ilişkin sebebe dayalı istemler hakkında Kadastro Mahkemesinin görevsiz olduğuna dair hüküm kurulması gerektiği düşünülmeksizin ve bu yönlere ilişkin gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın işin esası hakkında taraflar arasında kesin hükmün sonuçlarını doğuracak şekilde reddine dair hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına, d) DSİ'nin temyiz itirazları yönüyle; çekişmeli taşınmazlardan sulama kanallarının geçerildiğini öne sürerek DSİ tarafından müdahil olunduğu, her ne kadar kadastro tespitinden sonra sulama kanalları açılmış ise de bunun için kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı anlaşılmakla, çekişmeli taşınmazlar içinden geçen kanalların yüzölçümlerinin belirlenmesi için fen bilirkişisinden infaza uygun rapor düzenlenmesi istenilmesi, kanal bölümlerinin bu vasıfla DSİ adına tesciline karar verilmesi, söz konusu kanalların kapsam tayin edilen tapu kayıtlarının diğer bir anlatımla şahıslar adına tescil hükmü kurulan bölümlerin içinde kalması halinde DSİ adına tescil hükmüyle birlikte gerçek kişiler yönüyle de tespit hükmü kurulması gerektiğinin gözden kaçırıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Davacıların davasının kısmen kabulüne, birleşen dosyaların davacıları ...'in ve ...'in davasının reddine, asli Müdahil Yahyalı Belediye Başkanlığının davasının kısmen kabulüne, Asli müdahil ... ve ...'nın davalarının kabulüne, Asli müdahiller ..., ...'ın ve diğerlerinin (hüküm yerinde isimleri gösterilen) davaları yönüyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 20. maddesi gereği kararın kanunun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine dair kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, ... köyü 768 parseli sayılı taşınmazın tamamının, 517 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda DSİ kanalı olarak gösterilen bölümünün DSİ adına geri kalan bölümlerinin ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline, ... köyü 769 parsel sayılı taşınmaz ile ... köyü 2623, 2620, 2625 parsel sayılı taşınmazların içinden geçen ve fen bilirkişi raporunda DSİ kanalı olarak gösterilen bölümlerinin DSİ adına tapuya tesciline, geri kalan bölümlerinin mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına ... köyü 770 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile ... köyü 2619, 2621, 2622, 2624, 2626 parsel sayılı taşınmazların davacının dayandığı, (aynı zamanda bir kısımın tespite esas alındığı) tapu kayıtlarının miktarıyla kapsamında kalan (önceki hükümde bu kapsamları belirlenen ve temyiz incelemesiyle de kesinleşen) bölümler üzerinde fen bilirkişi raporunda DSİ kanalı olarak gösterilen bölümlerinin DSİ adına tapuya tesciline, bu kanalların geçtiği kısımlar üzerinde öncesinin tapu maliki ... mirasçılarına payları oranında ait olduğunun tespitine, DSİ kanallarından sonra kalan ve halen dayanılan tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinin davacı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, dayanılan tapu kayıt kapsamları dışında kalan (ve önceki hükümde mera olarak sınırlandırılmasına karar verilen) bölümler üzerinden geçen ve fen bilirkişi raporunda gösterilen DSİ kanalı olarak gösterilen bölümlerinin DSİ adına tapuya tesciline, geri kalan bölümlerinin de yine mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, Dayanılan tapu kayıtları üzerinde bulunan ipoteklerin beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. Davalı ... ... vekili Avukat ... ..., önceki hükümde ... köyü 2619, 2621, 2622, 2624, 2626 parsel sayılı taşınmazlarda müvekkili adına pay verilmesine ve bu pay yönüyle bir bozma ilamı bulunmamasına rağmen şimdiki hükümde adına pay yazılmadığı, bu hususta bir gerekçe de bulunmadığını ve vekalet ücreti yönüyle de hükmün açık olamadığını öne sürerek tavzih isteminde bulunmuş, Mahkemece 24.01.2023 tarihli ek karar ile talebin reddine karar verilmiştir. Asıl karar davalı Hazine vekili Av. ..., davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Av. ..., müdahil DSİ Genel Müdürlüğü vekili Av. ..., davalılar ... ve arkadaşları vekili Av. ..., davalı ... ..., davalı ... vekilleri Av. ..., ... (... oğlu) vekili Av. ..., ... ve arkadaşları vekili Av. ..., müdahil ... mirasçılarından ... (bizzat), ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları vekilleri Av. ... tarafından temyiz edilmiş, davalı ... ... vekili Av. ... önce asıl kararındaki eksiklik yönüyle hükmün tamamlanması ve tavzih talepli olarak verdiği dilekçe üzerine İlk Derece Mahkemesince 24.01.2023 tarihli ek karar ile talebin reddine karar verilmesi nedeniyle verilen ek karar da asıl karar ile birlikte adı geçen vekil tarafından temyiz edilmiştir. 1. ... köyü 768 ve 517 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, taşınmazların muris ... ...'nin tam paylı malik olarak dayandığı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, üzerinden geçen DSİ kanallarının hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda da gösterildiğine, Mahkemece bu rapor doğrultusunda tescil hükümünün oluşturulduğuna, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bu taşınmazlar hakkındaki tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. ... köyü 2623, 2620, 2625 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, taşınmazların davacıların dayandığı tapu kayıtları kapsamında kalmadığı, kadim mera olduğunun anlaşılmasına, üzerinden geçen DSİ kanallarının hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda da gösterildiğine ve Mahkemece bu rapor doğrultusunda tescil hükümünün oluşturulduğuna göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bu taşınmazlar hakkındaki tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. ... köyü 769 parsel sayılı taşınmaz yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, taşınmazların dayanılan tapu kayıtları kapsamında kalmadığı ve mera olduğunun anlaşılmasına, üzerinden geçen DSİ kanallarının hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda da gösterildiğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar aşağıdaki bent dışında kalan hususlar yönüyle usul ve kanuna uygun olup tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, 769 parsel sayılı taşınmaz hakkında hükme esas alınan fen bilirkişi raporundan da görüleceği üzere yargılama sırasında taşınmazın içinden DSİ kanalının geçirildiği ve taşınmazın ikiye bölündüğü, bu işlem sırasında taşınmazın ifraz işleminin de yapıldığı, DSİ kanalının geçtiği bölümün 1855 parsel, geri kalan ve iki parça olarak zeminde bulunan kısımlarına da 1857 ve 1854 parsel numaralarının verildiği, UYAP'ta tapu sorgulaması sırasında da bu ifrazlar doğrultusunda Tapu kütüklerin oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece de hüküm yerinde 1857 ve 1854 parsel numaraların alan bölümler mera olarak sınırladırılmış, kanal vasfıyla DSİ adına tescil edilen bölümün parsel numarasının ise 1855 olarak gösterilmesi gerekirken maddi hataya dayalı olarak 1857 olarak gösterilmesi nedeniyle infazda tereddüt yaratılmış olup şekilde hüküm kurulması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince 769 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3. ... köyü 770 parsel sayılı taşınmaz ile ... köyü 2619, 2621, 2622, 2624, 2626 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar aşağıdaki bent dışında kalan hususlar yönüyle usul ve kanuna uygun olup tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak; Mahkemece bozma ilamına uyularak; ... köyü 770 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile ... köyü 2619, 2621, 2622, 2624, 2626 parsel sayılı taşınmazların davacının dayandığı, (aynı zamanda bir kısımın tespite esas alındığı) tapu kayıtlarının miktarıyla kapsamında kalan (önceki hükümde kapsamları belirlenen ve temyiz incelemesiyle de kesinleşen) bölümlerin üzerinden geçen ve fen bilirkişi raporunda DSİ kanalı olarak gösterilen bölümlerinin DSİ adına tapuya tesciline, bu kanalların geçtiği kısımlar üzerinde öncesinin tapu maliki ...'nun mirasçılarına payları oranında ait olduğunun tespitine, DSİ kanallarından sonra kalan ve halen dayanılan tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinin davacı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, dayanılan tapu kayıt kapsamları dışında kalan (ve önceki hükümde mera olarak sınırlandırılmasına karar verilen) bölümler üzerinden geçen ve fen bilirkişi raporunda gösterilen DSİ kanalı olarak gösterilen bölümlerinin DSİ adına tapuya tesciline, geri kalan bölümlerinin de yine mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, karar verilmiş ise de; kişiler adına tesciline yada tespitine karar verilen bölümler hakkındaki gerekçe ve hüküm dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi bozma ilamına da aykırı düşmektedir. Şöyle ki; davacı ...'nun dayandığı, (aynı zamanda bir kısımın tespite esas alındığı) tapu kayıtlarının tam paylı olarak tamamının ... adına kayıtlı bulunmadığı, tapu kayıtlarının tedavülleriyle birlikte incelendiğinde, nısıf hissesinin ( 4/8) ... adına, 1/8 hissesinin ... ... adına, 3/8 hissesinin de diğer tapu maliklerine ait olduğu, davanın aktarılan dava niteliğinde olması ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2. Maddesi gereğince mahkeme hakiminin gerçek maliki belirlemekle yükümlü bulunması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli hükmünde olduğu üzere tapu kayıtlarında malik olan kişilerin tamamı adına (ölmüşlerse mirasçıları adına) payları oranında tescil hükmünün kurulduğu, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince de yukarıda özetlendiği üzere bozma kararıyla da yalnızca ... mirasçıları adına verilen payların eksik mirasçılarına dağıtıldığını, ...'nun tapudan gelen payının diğer mirasçıları ile birlikte mirasçı konumunda bulunan ... ve ... adına da miras payları oranında tescile ilişkin hüküm kurulmasının gereğine değinildiği açıktır. Diğer bir anlatımla; hüküm ...'na ait tapudan gelen ve hüküm yerinde dağıtılan paylarının, tüm mirasçılarına dağıtılmadığı, eksik iki mirasçının bırakıldığı belirtilerek yalnızca ...'in ...'nun tapudan gelen payı yönüyle bozulmuş olup diğer tapu maliklerinin payları hakkında bozma yapılmamıştır. Ne var ki; Mahkemece şimdiki kararıyla bozma ilamına yanlış anlam atfedilerek dayanılan tapu kaydı kapsamında kalan taşınmaz bölümlerinin tam paylı olarak ...'na ait olduğu kabul edilmek ve diğer tapu maliklerinin tapudan gelen paylarının olduğu gözden kaçırılmak suretiyle tapu kaydı kapsamında kalan bölümlerinin tamamı yalnızca ... mirasçıları adına tesciline ve DSİ kanalları yönüyle de mülkiyetinin yalnızca ... mirasçıları adına tespitine karar verilmiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece önceki hükümde ... mirasçıları adına dağıtılan paylar toplanıp, bu payların eksik bırakılan iki mirasçı da dahil edilerek yeniden mirasçılarına miras payları oranında dağıtılması, diğer tapu maliklerinin tapudan gelen paylarının ise önceki hükümde olduğu gibi adlarına (ölmüşlerse mirasçıları adına) tescil edilmesi, tapu kapsamında kalan ve üzerinden DSİ kanalları yönüyle mülkiyetinin de bu şekilde belirlenen tapu malikleri adına tespit hükmünün kurulması, taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalmayan bölümleri yönüyle ise şimdiki kararda olduğu şekilde tescil hükmünün kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlere kabulü ile 24.01.2023 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (1.) bentte yazılı nedenlerle ... köyü 768 ve 517 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün ONANMASINA, 2. Yukarıda (2.) bentte gösterilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının 14. maddesinin son satırında yer alan "... 1857... " ibaresinin "...1855... " olarak yazılmak suretiyle ... köyü 769 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Yukarıda (3.) bentte gösterilen nedenlerle ... köyü 770 parsel sayılı taşınmaz ile ... köyü 2619, 2621, 2622, 2624, 2626 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4070 E., 2025/4446 K. (06.03.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4070
- Karar No
- 2025/4446
- Karar Tarihi
- 06.03.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1146 E., 2025/4437 K. 06.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1961 E., 2025/4441 K. 06.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2061 E., 2025/4443 K. 06.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2115 E., 2025/4459 K. 06.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/780 E., 2025/4423 K. 06.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1596 E., 2025/4426 K. 06.03.2025