Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3704 E., 2025/4263 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3704 E., 2025/4263 K. (28.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3704
Karar No
2025/4263
Karar Tarihi
28.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/3704 E. , 2025/4263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/944 E., 2024/182 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/160 E., 2021/415 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı ... (..........) vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, .............. mevkinde kain, 2.249,66 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı, 2268 parsel sayılı taşınmazın, önceleri tespit harici taşlık, çalılık yer olduğunu, 1970'li yıllarda müvekkilinin babası ...tarafından emek ve masraf sarf edilerek imar ve ihya edildiğini ve tarımsal üretime uygun hale getirildiğini, sonrasında da müvekkilinin babası ve müvekkili tarafından arpa, buğday, yulaf ekilmek suretiyle kullanıldığını, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin halen devam ettiğini, müvekkilinin murisinin bu yeri imar ve ihya ettiği, müvekkilinin bu yerdeki zilyetliğinin başlangıç tarihi, kullanım şekli ve toplam kullanma süresi ile taşınmaz üzerinde başkasının hak iddia edip etmediği hususlarının mahallinde yapılacak keşifle ve keşifte dinlenecek tanık ve yerel bilirkişi beyanlarıyla belirleneceğini, dava konusu taşınmazın 2013-2014 yıllarında davalı Hazine adına İdari yoldan tescil edildiğini, ancak taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunun beyanlar hanesinde gösterildiğini, her ne kadar tapulu yerde zilyetlikten tescil söz konusu olmasa da; taşınmazın tapuya tescil edildiği tarihten önce zilyetlikten tescil şartlarının oluşması durumunda zilyedin hakkı kullanabileceğinin yerleşik yargısal içtihatlarla sabit olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2015 tarihli ve 2014/8-211 Esas, 2015/1179 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, taşınmazın bulunduğu Dilovası, Köseler Mahallesinin 30.03.2014 tarihine kadar belediye sınırları içerisinde kalan ve köy statüsünde olan bir yer olduğunu, her ne kadar belediye ve mücavir alanları sınırları içinde kalan yerlerde zilyetlikten tescil davacı açılamayacak ise de; zilyetlikten tescil şartlarının taşınmazın belediye sınırları içine alınmasından önce gerçekleşmiş olması durumunda zilyedin bu hakkını kullanabileceğinin sabit olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2016 tarihli ve 2014/4-943 Esas, 2016/631 Karar sayılı ilamının bu yönde olduğunu, taşınmazın orman, mera, kışlak, otlak vb. gibi kamunun ortak kullanımda olan yerlerle bir ilgisi olmadığını, bu hususun taşınmaz başında yapılacak keşif ve mahalline uygulanacak orman haritaları ve hava fotoğrafları ile analaşılacağını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerinde, taşınmazın zilyedi adına tespiti şartlarının düzenlendiğini, somut olayda aranan tüm şartların bir arada mevcut olduğunu, davacı adına zilyetlikten tescil edilmiş başka taşınmaz bulunmadığını açıklayarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) olağanüstü zaman aşımı yoluyla mülkiyetin kazanılmasını düzenleyen 713/1. maddesi gereği davaya konu taşınmazın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hükmün istinafı ile Bölge Adliye Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2019/451 Esas, 2019/433 Karar sayılı kararıyla; dosyada yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosunun hangi tarihte yapıldığı ilgili resmi kurumlardan sorulmak suretiyle net olarak belirlenmediği gibi çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanı yakın komşuları ile birlikte gösterir orijinal arazi kadastro paftası, ilgili çalışma tutanakları ve haritaları dosyaya getirtilmemiş, davacının bayileri (babasından kaldığı iddia ediliyor) yönünden senetsiz araştırması yapılmadığı, dava konusu taşınmaza bitişik ve yakın komşu taşınmazlara ait tapu kayıtları ve dayanaklarını ve tedavüllerini gösteren kayıtların dosya içerisine getirtilmediği, Milli Emlak Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu taşınmaza ilişkin daha önceden ecrimisil ödenip ödenmediği araştırılmadığı, ilgili belediyeye müzekkere yazılarak dava konusu taşınmazın ne zaman imar planı içine alındığının tespit edilmediği, çekişmeli taşınmaza komşu, tescil davası sonucunda kişiler adına tesciline karar verilen veya halen davası devam eden taşınmazlar bulunup bulunmadığı araştırılarak bunlara ilişkin dava dosyaları da getirtilerek değerlendirilmediği, kabule göre de davalı belediyenin davada taraf sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirilmesi gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın imar planında kaldığı, imar planlarının kapsadığı alanlarda imar ve ihya ile taşınmazın kazanımı olamayacağından davacının davasının reddine şeklinde hüküm kurulmuştur.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1961 tarihinde ilk tesis kadastro çalışmalarının yapıldığı, taşınmazın taşlık ve çalılık vasfı ile tespit harici olarak bırakıldığı, 2014 tarihinde bölgede 3402 sayılı Kanun'un Geciçi 8. maddesine istinaden kadastro çalışmalarının yapıldığı ve taşınmazın 2268 parsel numarası altında 2.249,66 metrekare yüzölçümlü tarla vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, edinme hanesine 2005'den beri...oğlu ...'ın fiili kullanımında olduğunun yazılı olduğu, yine taşınmazın komşu parselleri olan 2266 parselin aynı şekilde 2005'den beri ..............'ın fiili kullanımında bulunduğu, 2269 parselin 2005'den beri... tarafından tarla olarak, 2270 parselin 2002'den beri ... tarafından tarla olarak kullanıldığı ve Hazine adına tespitlerinin yapıldığı, tutanakların kesinleşerek Hazine adına tescil edildiği ve taşınmazların dava konusu parsel ile birlikte 11.05.2018 tarihinde TOKİ'ye devredildiğinin anlaşıldığı, Mahkemesince dava konusu taşınmazın imar planında kaldığı, imar planlarının kapsadığı alanlarda imar ve ihya ile taşınmazın kazanımı olamayacağından davacının davasının reddine karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği, şöyle ki; Büyükşehir Belediyesinin müzekkere cevabi yazılarında göre bölgede imar planı/revize çalışmalarının yapılmadığı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 2008 yılında yapıldığı, ziraat bilirkişi rapora göre imar-ihyanın 30-35 yıl önce tamamlandığı ve keşif tarihi itibarı ile üzerinde hasadın yapıldığı, saman artıklarının olduğunun gözlendiği, bu hali ile 2008'den geriye 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin dolduğu, ihya koşullarının gerçekleştiği tarihten sonra yapılan imar planının davacı için doğmuş olan hakkı ortadan kaldırmayacağına (HGK 2020/(16)1-531 E.-2022/1704 K., 2014/8-796 E.-2015/2772 K., 2008/8-635 E.-2008/635 K.) dair Yüksek Yargı kararları dikkate alındığında, davacı yararına 4721 sayılı Kanun'un 713., 3402 sayılı Kanun'un 14-17. maddelerindeki şartlar yerine getirilmiş olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca, davacı vekilinin 04.11.2020 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporunda ve tapu kaydında dava tarihinden sonra dava konusu taşınmazın 11.05.2018 tarihli ve 1205 yevmiye sayılı ile kurumlar arası devir suretiyle TOKİ'ye devredildiğini belirterek TOKİ'nin de davaya dahil edilmesini talep ettiği, yine Mahkemenin ara kararı gereğince davalı Dilovası Belediye Başkanlığı yönünden davanın, iş bu davadan tefriken ayrılmasına karar verilmiş olmakla, eldeki davada davalı olan Hazine yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125. maddesi kapsamında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiğinden ve tüm bu anlatılanlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacının istinaf talebinin kabulü ile Mahkeme hükmü kaldırılarak davacının davasının kabulüne,.................. Mahallesi, 2268 parsel sayılı, 2.249,66 metrekare yüzölçümlü tarla vasfı ile TOKİ Başkanlığı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında yargılama aşamasında taşınmazın Hazine tarafından TOKİ Başkanlığına devredilmiş olması nedeni ile Hazine yönünden açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar planında orman olarak gösterildiğini, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılmış olması ve orman sınırları içerisinde kalması davanın reddini gerektirmekte iken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. 2. Dahili davalı TOKİ vekili temyiz dilekçesinde; tapu siciline güven ilkesinin düzenlendiği 1023. maddesindeki “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü uyarınca davacının taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Yörede 1961 tarihinde ilk tesis kadastro çalışmaları taşınmazın taşlık ve çalılık vasfı ile tespit harici olarak bırakıldığı, 2014 tarihinde bölgede Geçici 8. maddesi ile taşınmazın 2268 parsel numarası altında ve 2.249,66 metrekare miktarında, tarla vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, edinme hanesine 2005'den beri ........... oğlu ...'ın fiili kullanımında olduğunun yazıldığı, taşınmazın 2018'de tapuda devir suretiyle TOKİ'ye devredildiği anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı TOKİ vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 3.096,60 TL peşin harcın 12.383,07 TL onama harcına mahsubu ile kalan 9.286,47 TL'nin dahili davalı TOKİ'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı