8. Hukuk Dairesi 2024/364 E. , 2025/4848 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/480 E., 2023/154 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 10.02.2006 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kadastro sırasında kuzey komşu 823 parselin müvekkilleri olan davacıların murisi adına tespit gördüğünü, dava konusu edilen yeri de murisin kullandığını ancak kadastro sırasında tescil harici bırakıldığını, 60 yıldır eklemeli zilyetliğin bulunduğunu belirterek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre davacılar adına tescilini istemiş ve Asliye Hukuk Mahkemesince, taşınmazın değeri itibariyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, görevsizlik kararı Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlar ve davalı Hazine ayrıca, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan bahisle adına tescilini, davalı ... İdaresi ise yerin orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman vasfıyla Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen, davanın kısmen kabulüne, 07.06.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.184,39 metrekarelik kısmın miras bırakan ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair önceki hükmün, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 29.04.2019 tarihli ve 2019/1264 Esas, 2019/2972 Karar sayılı ilamıyla; "6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince ... Belediye Başkanlığı ile Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımının sağlanması, kabule göre de; yörede imar çalışması yapılıp yapılmadığı, imar uygulaması varsa tarihi ve dava konusu taşınmazın imar uygulamasına konu edilip edilmediğinin araştırılmamış olmasının, eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritaları ve amenajman planları ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları üzerinde yöntemine uygun orman araştırması yapılmamış olmasının, bilhassa yörede yapılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin tüm evrakların ve orman tahdit haritalarının getirtilip yöntemine uygun şekilde uygulanmamasının doğru olmadığı gibi, yapılacak uygulama ve usulünce orman araştırması sonucu çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılmayan ve kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında olduğunun belirlenmesi halinde ise taşınmazda 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri hükmüne göre ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı hususları ile tesbitten 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde kullanım ve tasarruf sınırları var olup olmadığının araştırılmamış olmasının da doğru görülmediği" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişilerin hazırlamış olduğu 07/02/2022 havale tarihli raporlarında, dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen 2.184,39 m²lik kısmının kesinleşmiş orman tahdit sınırlarının dışında, devlet ormanı sayılmayan yerde kaldığı, önceki raporda da belirtildiği üzere 70-80 yıldır ekilip biçilen, imar ihyası tamamlanmış, toprak ve bitki örtüsü itibariyle kuzey ve batı bitişiğindeki tarlalara benzer zeytinli tarla vasfında tarım arazisi olduğu, B harfi ile gösterilen 505,46 m²lik kısmının ise orman tahdit hattı içinde kalması nedeniyle Devlet Ormanı olduğunu belirttikleri, tarafların beyanları, mahallinde yapılan keşif ile alınan bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın kadastroya tabi tutulmadığı, komşu parsellerin kadastro tespitlerinin 1971 yılında kesinleştiği, tescil dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar 20 yılı aşkın süre geçtiği, davacılar mirasbırakanlarının imar ve ihya işlemlerini 1965-66 yıllarından sonra yani yaklaşık olarak 40 yıl kadar önce tamamlayıp bu tarihten beri malik sıfatıyla davasız ve aralıksız olarak taşınmazı zilyetliğinde bulundurdukları, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda B harfiyle gösterilen kısmının orman olduğu, A harfiyle gösterilen kısmının zeytinli tarla vasfında tarım arazisi olup bilim ve fenne göre tesciline engel bir durumunun bulunmadığı, davacılar mirasbırakanının aynı kadastro çalışma bölgesinde zilyetlik yoluyla taşınmaz ediniminin olmadığı, gerekli ilanlar yapılmış olmasına rağmen üstün hak iddia eden bir kimsenin bulunmadığı, davacılar ve mirasbırakanlarının 40 yılı aşkın bir süre ile taşınmazı davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurdukları, davacılar yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 12.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.184,39 metrekarelik kısmın miras bırakan ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında kesinleşen seri bazda Orman Kadastrosu, 30.04.1988 tarihinde kesinleşen aplikasyon, evvelce orman sınırlaması yapılmış olupta herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların Orman Kadastrosu ve (2/B) uygulaması, 2015 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9.maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmaları mevcut olup, genel arazi kadastrosunun 20.02.1971 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, temyize konu (A) harfi ile gösterilen bölümün kesinleşmiş tahdit sınırları dışında kaldığı ve davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Şöyle ki; yörede 1965 yılında yapılan Orman Kadastrosuna ait harita incelendiğinde, temyiz konusu (A) ile gösterilen yerin 2 ve 3 nolu OS noktaları arasında bulunduğu, çalışma tutanaklarında 2 ve 3 nolu OS noktaları arası tarif edilirken; " 2 ve 3 sayılı orman tahdit sınırı işaretinin batı kısmında kalan ziraat arazisinin sırayla; ..., ..., ..., ...'ye ait olduğu...bilirkişi ve ihtiyar heyeti üyesinin beyanları üzerine kadim ziraat arazisi olduğu ifade edilerek fiili durumu ziraat arazisi olarak tespit edildi... " şeklinde belirleme yapıldığı, tahdit haritasına göre (A) ile gösterilen kısımdaki orman hattının düz şekilde geçtiği ve temyize konu yerin yukarıda bahsedilen davacıların murisi Hasan Kandişe ait ziraat arazisinin güneyinde (tahdit hattının doğusunda), diğer bir deyişle, tahdit hattı içinde kaldığının görüldüğü, 1971 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında orman çalışma tutanaklarında bahsedilen tahdit hattı dışındaki ziraat arazilerinden davacıların murisi ...'e ait olan taşınmazın 823 parsel (yeni 170 ada 4 parsel) olarak tapu kaydına istinaden tespit görüp kesinleştiği, bu taşınmaza uygulanan tapu kaydının eldeki davada bitişik komşu dava konusu yeri "cebel" olarak okuduğu ve bu yerin kadastro sırasında "cebel" olarak tapulama harici bırakıldığı, yani ziraat arazisi olmadığı, daha sonra 1988 tarihinde yapılan aplikasyon sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden geçen orman tahdit hattının güneye kaydırıldığı ve dava konusu taşınmaz orman sınırları dışında sarı alanda gösterildiği, ancak aplikasyonun ilk orman tahdidine aykırı olamayacağı ve sınırların aplikasyonla değiştirilemeyeceği ilkesi karşısında aplikasyonun hatalı yapıldığının anlaşıldığı, zira 1965 yılında yapılan tahdit sırasında ...'e ait olan ve tahdit hattı dışında bırakılan ziraat arazisi içinde, dava konusu yerin bulunmadığı, bu hususun hem 1964 tarihli hava fotoğrafında, hem de 1971 de yapılan kadastro çalışmasında yerin "cebel" olarak tapulama harici bırakılması nedeniyle sabit olduğu, 2015 yılında 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9.maddesi uyarınca fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapıldığı, bu çalışmada dava ve temyize konu (A) harfi ile belirtilen taşınmazın ilk tahdide uygun olarak orman tahdit hattı içinde gösterildiği, yine dava konusu taşınmaza doğu yönünde bitişik komşu olan ve aynı şekilde tescil talebi ile dava konusu yapılan yer hakkındaki davada gerçekleştirilen tahdit uygulamasında, doğru tahdit hattının, diğer bir deyişle 1965 tarihinde belirlenen orman tahdit hattının, 4999 sayılı Kanunla değişik 9. madde uyarınca yapılan düzeltme çalışmasında belirlenen hat olduğunun saptandığı ve buna göre dava konusu edilen yerin tahdit hattı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/14123 Esas, 2013/4110 Karar sayılı ilamıyla onandığı, karar düzeltme isteminin reddiyle de kesinleştiği dikkate alındığında, yörede 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmasında belirlenen sınır hattının 1965 yılında yapılan Orman Kadastrosunda belirlenen orman sınır hattı olduğunun anlaşıldığı, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, 1965 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde kalan dava ve temyize konu (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1f32dd045c517906 4c081cdd3057c070
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/364 E., 2025/4848 K. (24.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/364
- Karar No
- 2025/4848
- Karar Tarihi
- 24.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6298 E., 2025/4845 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3054 E., 2025/4846 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4756 E., 2025/4847 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3889 E., 2025/4849 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/483 E., 2025/4852 K. 24.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6735 E., 2025/4854 K. 24.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı