Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/351 E., 2025/2702 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/351 E., 2025/2702 K. (07.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/351
Karar No
2025/2702
Karar Tarihi
07.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/351 E. , 2025/2702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2072 E., 2023/2330 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/396 E., 2021/108 K. Taraflar arasındaki taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılması ve kullanıcı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davacı ... asli müdahilin davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; ...mahallesi 102 ada 5 parselde kain taşınmazın, 23.06.2010 tarihinde Hazine adına tespit edildiğini, anılan tutanağın beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz .............. ve ...'in 45 yıldır müştereken fiili kullanımındadır" ifadelerinin eklendiğini, orman sınırları dışarısına çıkartılmak suretiyle kadastrosu yapılan taşınmazın kullanım alanının ise 4.136,72 m² olarak tutanağa bağlandığını, bahçe nitelikli, 4.136,72 m² yüzölçümündeki taşınmazın bir kısmının dava dışı ............'a, kalan kısmının ise dava dışı ...'ya 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında akdi halef olarak ve muvafakat ile devredildiğini, bu taşınmazın 102 ada 5 ve 6 parsel olarak ifraz edildiğini, bahse konu taşınmazın yan kısmında yer alan ve kadastro tespiti sırasında 35 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde bulunan fındık, meyve ve sebze bahçesi nitelikli yaklaşık 1.250 metrekarelik taşınmazın 1987 tarihinde orman sınırları dışına çıkarılmasına rağmen 2010 yılında yapılan kadastro çalışmalarına konu edilmediğini belirterek, bu taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunun tespitine, 2/B parsel sınırları içerisine dahil edilerek 102 ada 5 ve 6 parsellerden ayrılmak suretiyle müvekkili adına beyanlar hanesine işlenmesine, ayrıca bahse konu alana ilişkin olarak ..................Genel Müdürlüğüne 2/B başvurusunun yapılabilmesi ve gerekli başvuru ücretlerinin yatırılabilmesi amacıyla taraflarına dava süresince yetki verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Asli müdahil vekili müdahale dilekçesinde; çekişme konusu olan ve 102 ada 5 parselin devamı niteliğindeki alanın 2016 yılına kadar uzun süredir davacı ...'in üstsoylarının ve takip eden yıllarda ise ...'in kullanımında bulunduğunu, uzun yıllardır meyve bahçesi olarak kullanılan dava konusu taşınmazın müvekkiline ait 102 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile aynı özelliklere sahip ve orman vasfını yitirmiş olmasına rağmen, kadastro tespiti yapan görevlilerin hatası neticesinde 2/B parseli olarak nitelendirilmediğini ve hatalı şekilde "orman" olarak kayıt edildiğini, davacının 102 ada 5 ve 6 parseller ile davaya konu tapusuz alanın maliki iken, tahmini olarak 2011-2012 yıllarında 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu kısım ile dava konusu alanı bir bütün olarak dava dışı ... isimli kişiye sattığını, satılan yerin sadece belli bir kısmının 2/B kapsamına alınarak tapuya kaydedildiğini, kalan kısım yönünden ...'ın davacıdan para iadesi talebi üzerine, davacının tapuya tescil edilen 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 400 m²'lik kısmını ...'a devrettiğini, davacının 2016 yılında ise 102 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile bu parselin devamı niteliğindeki dava konusu yeri müvekkiline sattığını, 1987 tarihi itibarıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış olmasına rağmen 2/B parsel sınırları içerisine dahil edilmeyen yaklaşık 1.820,00 m²'lik kısmın zilyeti ve hak sahibinin müvekkili olduğunu belirterek, öncelikle asli müdahale taleplerinin kabulüne, 24.12.2013 ve 16.07.2010 tarihli hatalı tespitlerin düzeltilmek sureti ile dava konusu yaklaşık 1.820,00 m² alanın da tespitlere dahil edilmesine, 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın hisseli olması nedeniyle müvekkili lehine 102 ada 5 parsele eklenmesine ya da yeni bir parsel numarası verilerek müvekkilinin kullanımında bulunduğunun tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4 üncü maddesi gereği yapılan kullanım kadastro çalışmalarına konu edilmediği, 6292 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemi sırasında da orman tahdit sınırları içerisine bırakıldığı, Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre orman tahditi kesinleşmiş taşınmaza ilişkin yapılan 6292 sayılı Kanun uygulamasının yeni bir itiraz yada dava hakkı vermeyeceği, bu çalışmanın ölçüm ve düzeltme çalışması olduğu, öncesinde orman olarak belirlenen ve orman sınırı dışına çıkarılmayan dava konusu yere ilişkin bu çalışma sonucunda yeni bir durum oluşturulmadığı, bu nedenle yapılan kadastro çalışmasının usul ve kanuna uygun olduğu, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, idareyi zorlayıcı hüküm vermeyi gerektiren orman sınırı dışına çıkarılma istemiyle kişilerin dava haklarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ... asli müdahilin davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman tahdit çalışmaları sırasında orman sınırları içinde kaldığının tespit edildiği ve tespitin 1939 yılında kesinleştiği, 1986 yılında yapılan 2/B çalışmaları sırasında taşınmazın durumunun değişmediği, akabinde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları içinde kaldığı, 6292 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen teknik hataları tespit ve düzeltme raporunda da 2202-2195 OS noktalarından oluşan orman sınır hattının 2010 yılında 5831 sayılı Kanun uygulamasındaki tescil sınırına aynen uyulduğu belirtilerek 2013 yılında ilan edildiği, dolayısıyla çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş devlet ormanı sınırı içerisinde kaldığı anlaşılmakla yazılı gerekçe ile davacının ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği açıklanarak, istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, asli müdahilin davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bu hususun değerlendirilmediğini, davanın idareyi zorlayıcı orman sınırı dışına çıkartılma istemine ilişkin olmadığını, 2/B sahasına bitişik ve aynı özellikleri ihtiva eden dava konusu yerin 2/B kapsamına alınmadığını, bu durumun kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, dava konusu kadastro tutanaklarının kanuna ve somut duruma uygun düzenlenmediğini, somut davada tanzim edilen kadastro tutanaklarının ilanı neticesinde Orman Müdürlüğünün tutanaklar üzerindeki misyonunun idari değil, adli bir işlem olarak nitelendirildiğini, bu hususta idareye başvuru yapılmadan doğrudan tutanaklara karşı huzurdaki davanın ikame edildiğini, yapılan işlemin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davayı açmakta hukuki yararları bulunduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f0779a86c6124cea 5c1d25466e3fa208 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2024/351 E. , 2025/2702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2072 E., 2023/2330 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/396 E., 2021/108 K. Taraflar arasındaki taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılması ve kullanıcı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davacı ... asli müdahilin davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; ...mahallesi 102 ada 5 parselde kain taşınmazın, 23.06.2010 tarihinde Hazine adına tespit edildiğini, anılan tutanağın beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz .............. ve ...'in 45 yıldır müştereken fiili kullanımındadır" ifadelerinin eklendiğini, orman sınırları dışarısına çıkartılmak suretiyle kadastrosu yapılan taşınmazın kullanım alanının ise 4.136,72 m² olarak tutanağa bağlandığını, bahçe nitelikli, 4.136,72 m² yüzölçümündeki taşınmazın bir kısmının dava dışı ............'a, kalan kısmının ise dava dışı ...'ya 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında akdi halef olarak ve muvafakat ile devredildiğini, bu taşınmazın 102 ada 5 ve 6 parsel olarak ifraz edildiğini, bahse konu taşınmazın yan kısmında yer alan ve kadastro tespiti sırasında 35 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde bulunan fındık, meyve ve sebze bahçesi nitelikli yaklaşık 1.250 metrekarelik taşınmazın 1987 tarihinde orman sınırları dışına çıkarılmasına rağmen 2010 yılında yapılan kadastro çalışmalarına konu edilmediğini belirterek, bu taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunun tespitine, 2/B parsel sınırları içerisine dahil edilerek 102 ada 5 ve 6 parsellerden ayrılmak suretiyle müvekkili adına beyanlar hanesine işlenmesine, ayrıca bahse konu alana ilişkin olarak ..................Genel Müdürlüğüne 2/B başvurusunun yapılabilmesi ve gerekli başvuru ücretlerinin yatırılabilmesi amacıyla taraflarına dava süresince yetki verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Asli müdahil vekili müdahale dilekçesinde; çekişme konusu olan ve 102 ada 5 parselin devamı niteliğindeki alanın 2016 yılına kadar uzun süredir davacı ...'in üstsoylarının ve takip eden yıllarda ise ...'in kullanımında bulunduğunu, uzun yıllardır meyve bahçesi olarak kullanılan dava konusu taşınmazın müvekkiline ait 102 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile aynı özelliklere sahip ve orman vasfını yitirmiş olmasına rağmen, kadastro tespiti yapan görevlilerin hatası neticesinde 2/B parseli olarak nitelendirilmediğini ve hatalı şekilde "orman" olarak kayıt edildiğini, davacının 102 ada 5 ve 6 parseller ile davaya konu tapusuz alanın maliki iken, tahmini olarak 2011-2012 yıllarında 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu kısım ile dava konusu alanı bir bütün olarak dava dışı ... isimli kişiye sattığını, satılan yerin sadece belli bir kısmının 2/B kapsamına alınarak tapuya kaydedildiğini, kalan kısım yönünden ...'ın davacıdan para iadesi talebi üzerine, davacının tapuya tescil edilen 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 400 m²'lik kısmını ...'a devrettiğini, davacının 2016 yılında ise 102 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile bu parselin devamı niteliğindeki dava konusu yeri müvekkiline sattığını, 1987 tarihi itibarıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış olmasına rağmen 2/B parsel sınırları içerisine dahil edilmeyen yaklaşık 1.820,00 m²'lik kısmın zilyeti ve hak sahibinin müvekkili olduğunu belirterek, öncelikle asli müdahale taleplerinin kabulüne, 24.12.2013 ve 16.07.2010 tarihli hatalı tespitlerin düzeltilmek sureti ile dava konusu yaklaşık 1.820,00 m² alanın da tespitlere dahil edilmesine, 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın hisseli olması nedeniyle müvekkili lehine 102 ada 5 parsele eklenmesine ya da yeni bir parsel numarası verilerek müvekkilinin kullanımında bulunduğunun tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4 üncü maddesi gereği yapılan kullanım kadastro çalışmalarına konu edilmediği, 6292 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemi sırasında da orman tahdit sınırları içerisine bırakıldığı, Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre orman tahditi kesinleşmiş taşınmaza ilişkin yapılan 6292 sayılı Kanun uygulamasının yeni bir itiraz yada dava hakkı vermeyeceği, bu çalışmanın ölçüm ve düzeltme çalışması olduğu, öncesinde orman olarak belirlenen ve orman sınırı dışına çıkarılmayan dava konusu yere ilişkin bu çalışma sonucunda yeni bir durum oluşturulmadığı, bu nedenle yapılan kadastro çalışmasının usul ve kanuna uygun olduğu, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, idareyi zorlayıcı hüküm vermeyi gerektiren orman sınırı dışına çıkarılma istemiyle kişilerin dava haklarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ... asli müdahilin davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman tahdit çalışmaları sırasında orman sınırları içinde kaldığının tespit edildiği ve tespitin 1939 yılında kesinleştiği, 1986 yılında yapılan 2/B çalışmaları sırasında taşınmazın durumunun değişmediği, akabinde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları içinde kaldığı, 6292 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen teknik hataları tespit ve düzeltme raporunda da 2202-2195 OS noktalarından oluşan orman sınır hattının 2010 yılında 5831 sayılı Kanun uygulamasındaki tescil sınırına aynen uyulduğu belirtilerek 2013 yılında ilan edildiği, dolayısıyla çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş devlet ormanı sınırı içerisinde kaldığı anlaşılmakla yazılı gerekçe ile davacının ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği açıklanarak, istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, asli müdahilin davasının aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bu hususun değerlendirilmediğini, davanın idareyi zorlayıcı orman sınırı dışına çıkartılma istemine ilişkin olmadığını, 2/B sahasına bitişik ve aynı özellikleri ihtiva eden dava konusu yerin 2/B kapsamına alınmadığını, bu durumun kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, dava konusu kadastro tutanaklarının kanuna ve somut duruma uygun düzenlenmediğini, somut davada tanzim edilen kadastro tutanaklarının ilanı neticesinde Orman Müdürlüğünün tutanaklar üzerindeki misyonunun idari değil, adli bir işlem olarak nitelendirildiğini, bu hususta idareye başvuru yapılmadan doğrudan tutanaklara karşı huzurdaki davanın ikame edildiğini, yapılan işlemin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davayı açmakta hukuki yararları bulunduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f0779a86c6124cea 5c1d25466e3fa208 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı