Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3111 E., 2025/4141 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3111 E., 2025/4141 K. (26.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3111
Karar No
2025/4141
Karar Tarihi
26.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/3111 E. , 2025/4141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1970 E., 2023/1199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uludere 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/17 E., 2020/194 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından adli yardım istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde; ................. köyü arasında bulunan dilekçe ekinde koordinatları verilen dava konusu taşınmazın orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın orman arazisi vasfında olmadığını, gerek müvekkilinin gerekse akrabalarının taşınmaz üzerinde ekip biçmek suretiyle tasarrufta bulunduğunu belirterek, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 09.03.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu edilen taşınmazın Hazine adına orman vasfı ile kayıtlı 101 ada 1 parsel içerisinde (B) harfi ile gösterilen 4.996,44 m²'lik kısım olduğunun tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller, taraf iddiaları, müzekkere cevapları, keşif gözlemi, bilirkişi raporları ve tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun olarak nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile kullanılmadığı ve imar-ihyanın tamamlanmadığı, orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, orman bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde yabani otların mevcut olduğu, yer yer kayalık ve taşların bulunduğu, civar arazi içerisinde meşe ağaçlarının olduğu, en eski tarihli memleket haritasında ormanlık alana girdiği, orman sayılan yerlerden olduğu, harita bilirkişi raporunda 1968, 1973, 1988 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazda imar ve ihyaya yönelik herhangi bir ekim ve dikime rastlanılmadığı, bağ, bahçe olarak kullanılan alanlardan olmadığı, taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran herhangi bir sınıra rastlanılmadığı, ziraat bilirkişi raporunda, toprak yapısı, eğimi, gerek üzerindeki bitki örtüsü değerlendirildiğinde imar ihya görmeyen, orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporunda belirtilen hususların Mahkeme gözlemine de yansıdığı, her ne kadar keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu yerin davacı tarafından 30-35 yıldır kullanıldığı ifade edilmiş ise de bilirkişi raporlarıyla desteklenmeyen beyanlara itibar edilemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi kabul edildiğinden, alınması gereken 3.033,70 TL temyiz başvurma harcı ile 615,40 TL onama harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5fc25d9765407339 52800f85f91cf71f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı