Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1113 E., 2025/2869 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1113 E., 2025/2869 K. (14.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1113
Karar No
2025/2869
Karar Tarihi
14.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1113 E. , 2025/2869 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1471 E., 2023/1522 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 172 ada 7 parsel sayılı ve 866,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kargir ev ve bahçe vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adına tescilini istemiştir. Davalı ...; çekişmeli taşınmazın ...'ya ait iken ölümü ile mirasçıları tarafından ...'ya 12.06.2006 tarihinde satıldığını, kayınbabası olan ...'dan ise kendisinin 2010 yılında satın aldığını, satın almadan önce dava konusu edilen taşınmaz bölümünün davacı tarafından kullanıldığını ve kullanılmaya devam edildiğini, 20.12.2006 tarihinde ... tarafından taşınmazı boşaltması için davacıya ihtarname çekilmesine rağmen taşınmazın boşaltılmadığını, kendisi tarafından yapılan ihtara rağmen yine davacının taşınmazı boşaltmadığını, taşınmazın 2010 yılından beri kendi zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde öteden beri davacının zilyet olduğu, davalının dava konusu bölüm üzerinde hiçbir zaman zilyet olmadığı, kendisinin taşınmazı satın aldığı kişinin de zilyet olmadığını beyan ettiği, davalının dayandığı zilyetlik devir senedinin taşınmaz bölümünü kapsamadığı; bir an için kapsadığı kabul edilse bile, zilyetlikle birleşmeyen zilyetlik devir senedinin hukuki kıymetinin bulunmadığı, davacının dayandığı 11.03.1997 tarihli senedin dava konusu taşınmaz bölümünü kapsadığı ve davacının eylemli zilyetliği ile birleştiği, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 21.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 679,39 metrekarelik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile davacı adına; aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 186,99 metrekarelik bölümünün ise tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "denetime elverişli bilirkişi raporları ile keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının aynı doğrultudaki anlatımlarına, davacının keşif sırasında dava konusu ettiği taşınmaz bölümünün sınırlarına ilişkin beyanlarına ve zemindeki yer göstermesine itibar edilerek, davacının dava konusu taşınmaz bölümündeki zilyetliğinin, yine davacının tutunduğu 31.03.1997 tarihli satış senedi kapsamı ile birleştiği, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının keşifteki dava dilekçesini açıklama beyanına göre, davacının dava konusu taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 679,39 metrekarelik kısmını dava ettiğinin kabul edilmesi ile davanın tümden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte; dava konusu taşınmazın tamamının kadastro tespitinde "kargir ev ve bahçe" vasfı ile tespit edilmesi, dava konusu taşınmaz bölümünde ise ev bulunmaması nedeniyle, kadastro hakiminin doğru sicil oluşturma görevi nedeniyle, infazda tereddüte neden olmayacak şekilde, davacı adına tespit ve tescil kararı verilen taşınmaz bölümünde fıstık ağaçları ile incir ağaçlarının da bulunması dikkate alınarak, davaya konu edilen taşınmaz bölümünün "meyve bahçesi" vasfı ile davacı adına tesciline karar vermek gerekirken, hüküm fıkrasında davacı adına tespit ve tescil kararı verilen taşınmaz bölümünün vasfının gösterilmemesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 21.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 679,39 metrekarelik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile meyve bahçesi vasfıyla davacı adına; aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 186,99 metrekarelik bölümünün ise tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd401c4eb81baa1c 05f3acbdaf6e592c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı