Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1014 E., 2025/2876 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1014 E., 2025/2876 K. (14.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1014
Karar No
2025/2876
Karar Tarihi
14.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/1014 E. , 2025/2876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/224 E., 2023/1199 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili 27.11.1995 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı adına tapuda kayıtlı olan, ... ili ... ilçesi ... köyü 120 ada 46 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı ile çevrili bulunduğunu, orman bütünlüğünü bozduğunu ve orman sayılan yerlerden olduğunu bu nedenle zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 04.06.2020 tarihli ve 2017/8381 Esas, 2020/1619 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazın tarihsiz memleket haritası ve hava fotoğrafında açık alanda kaldığınin bildirildiği ve taşınmazın yerinin memleket haritası üzerinde basitçe gösterildiği, bu doğrultuda en eski hava fotoğrafı ve ilgili belgeler incelenerek orman ile zilyetlikle kazanım koşulları yönünden araştırma yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi " gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Bilirkişilerin sunmuş olduğu raporlar dikkate alındığında; 1958 ve 2000 tarihli memleket haritalarında, 1940, 1954 ve 1997 yılı çekimli hava fotoğraflarında dava konusu yerin 120 ada 50 parsel ile birlikte tamamı tarla olarak kullanılmakta olduğu, tasarruf sınırlarının belirgin şekilde olduğu tapulama paftasındaki şekliye ve keşif anında görüldüğü şekliyle tarla halinde aynen görüldüğü, bu haliyle dava konusu parselin kadim tarla olarak kullanılmakta olduğu ve orman dışı alanlar içinde yer aldığı, toprak içerisinde ormanın simgesi olan humus bileşenleri yaprak, dal ve kök kalıntı ve çürüntülerine rastlanmadığı, toprağının üst horizonlarının doğallığını kaybettiği, komşu parsellerle bir bütünlük sağladığından orman içi açıklık olmadığı, orman amenejman planı, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 120 ada 46 nolu parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, ziraat bilirkişisi tarafından verilen rapor gereğince zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup, tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız şekilde amacına uygun zilliyet edildiği, davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1992 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sınırlarının tespiti ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, Davacı Hazine vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f708296ef6191ab5 505c07e00bfb2055

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı