Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/6668 E., 2025/2595 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6668 E., 2025/2595 K. (26.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6668
Karar No
2025/2595
Karar Tarihi
26.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/6668 E. , 2025/2595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/703 E., 2016/41 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, Antalya ili Serik ilçesi ... beldesi ... Mahallesinde bulunup dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri taşınmazın, tapulama dışı bırakıldığını ve davacıların murisi ...tarafından imar ve ihya edilerek 1970 yılından 1988 yılına kadar kullanıldıktan sonra murisin ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, o tarihten dava tarihine kadar 25 yılı aşkın zamandır nizasız fasılasız olarak çekişmeli yeri kullandıklarını, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim şartlarının davacılar lehine oluşmadığı gibi, çekişmeli taşınmazın imar ve ihya ile kazanılabilecek yerlerden de olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "...dava konusu edilen taşınmazın fen bilirkişisinin 20.10.2014 tarihli raporuna ekli krokide (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerinin orman vasfında olduğu..." gerekçesiyle bu kısımlar yönünden davanın reddine, "... fen bilirkişisinin 20.10.2014 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümün ise orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı taşınmaz edinim şartlarının davacı lehine oluştuğu..." gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 20.10.2014 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 9.166,26 m²'lik kısmın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapulama harici bırakılan taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, fen bilirkişinin 20.10.2014 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğinden bahisle kabul kararı verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki; 4721 sayılı Kanun'un 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Şu halde, iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, çekişmeli taşınmaz yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmasına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı, paftasında ne olarak işaret edildiği hususu sorulup saptanılmadığı gibi, yöntemince orman araştırması yapılarak taşınmazın evveliyatında orman olup olmadığı, niteliğinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı da belirlenmemiştir. Öte yandan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan arazi kadastrosu çalışmaları araştırılmamış, taşınmaza komşu parsel tutanak ve dayanakları ile dava konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamış, davacıların murisi hakkında 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen senetsiz araştırması da yapılmamıştır. Ayrıca çekişmeli taşınmazın sınır komşusu 1043 no.lu parselin, 2016 yılında yapılan 22/A çalışmalarında 401 ada 1 no.lu parsel olduğu, daha sonra yapılan ifraz işlemi ile 401 ada 13, 14, 15, 16 ve 17 no.lu parsellere ayrıldığı, parsel sorgu sistemi üzerinden yapılan sorgulama; çekişmeli taşınmazın kısmen anılan parsellere isabet etme ihtimalinin varlığına karşın bu husus üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı; taşınmaza komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları ile 2016 yılında yörede yapılan 22/A çalışmasına ilişkin tutanak ve krokiler ilgili yerlerden getirtilmeli; ayrıca dava konusu yerde yapılan tüm orman tahdit ve orman kadastro çalışmaları, 2/B madde uygulaması, aplikasyon, ve varsa düzeltme çalışmasına dair işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma, sonuçların askı ilanı ve orman kadastro haritaları, 2/B haritaları, aplikasyon haritalarının orijinal renkli örnekleri, en eski tarihli hava fotoğrafları, bu fotoğraflardan üretilen memleket haritası ile dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve bunlardan üretilen memleket haritaları, yine en eski tarihli ortofoto haritası bulundukları yerlerden getirtilmeli yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, üç jeodezi mühendisi ve bir ziraat mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır. Bundan sonra taşınmazın açıklanan şekilde yapılacak inceleme sonucu orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi için; taşınmaz bölümünün önceki niteliği tespit edilerek, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte (özellikle sınır komşusu eski 1043 no.lu parselin yenileme kadastrosu ve ifraz sonrası halini) gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının ve eski tarihli uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemesi istenilmeli ve bilirkişilerden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi istenilmeli, davacıların murisi yönünden senetsiz araştırması yapılmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun(1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 44d3d58387d57450 a8ab7b0bd5b868ed

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı