Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2023/6478 E., 2025/6522 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6478 E., 2025/6522 K. (22.10.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6478
Karar No
2025/6522
Karar Tarihi
22.10.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/6478 E. , 2025/6522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/380 E., 2023/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Tokat Kadastro Mahkemesi SAYISI: 2022/75 E., 2023/23 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili Merkez ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5. ve geçici 8. maddesi gereğince yapılan tespitte, dava konusu 1 68... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, kendisini çevreleyen tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, ziraat bilirkişi raporlarına göre taşınmazın III. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın evveliyatında ...'a ait olduğu, 50 sene önce ...'ye sattığı, ...'nün taşınmazı arpa, buğday, mısır ekmek suretiyle kullandığı, vefatı sonucunda taşınmazın davalı ...'ye kaldığı, davalının da aynı şekilde tarla olarak kullandığı, zilyetliğin kesintiye uğramadığı, taşınmazın tarla olarak yıllardır ekilip biçildiği, davalı adına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesindeki şartların varlığı gözönüne alındığında, davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "Hukuk Genel Kurulu'nun 24.10.2001 tarihli ve 8/964-751, 13.02.2002 tarihli ve 8/183-187, 21.01.2004 tarihli ve 8/15-7, 12.05.2004 tarihli ve 8/242-2 92... .03.2008 tarihli ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibarıyla de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı Hazine dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Uzman orman ve jeodezi bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, özellikle ziraat bilirkişi raporu ile jeodezi ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre," davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davalının zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında ... köyü 1 68... parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8687c3d6623608b2 d59c1d5a69e197a8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı