8. Hukuk Dairesi 2023/5749 E. , 2025/2192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/390 E., 2023/111 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1897 ada 6 parsel sayılı taşınmazı 6292 sayılı Kanun'a göre satın aldıklarını, bu taşınmazın 383,89 m² olduğunu, ancak kadastro tespiti sırasında 600 m² yer tespit edilmesi gerekirken bu miktarda tapu verildiğini, bu taşınmazın doğusunda ve batısında bulunan yaklaşık 190 m² yerin tespit edilmediğini belirterek, hatalı tespitin düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ilk karar, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından 05.02.2018 tarihli ve 2018/589 Esas, 2018/565 Karar sayılı ilamıyla; "... taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilemeyeceği belirtilerek ... ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumetin yaygınlaştırılması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... krokide (A), (B), (C), (D) harfleri ile gösterilen alanların 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler olduğu, bu alanlar üzerinde orman ekosisteminin bulunmadığı, kendi kendini yenileyebilecek bir orman kalıntısı ve ağaç dokusunun mevcut olmadığı, 1897 ada 6 parselin batısında yer alan ve krokide (A) harfi ile gösterilen 79,48 m²'lik alan ile parselin doğusunda yer alan ve krokide (B) harfi ile gösterilen 13,85 m²'lik alanın üzerinin 25-30 yaşlarında fındık ağaçları ile kaplı olduğu, alan üzerinde dikili kültür bitkilerinin (Fındık ocakları) yaşları dikkate alındığında, 2010 yılında 5831 sayılı Kanun “Ek-4 Madde” kapsamı gereğince yapılan tahdit ve tespit çalışması sırasında bahçe vasfında olduğu ve bu alanların davacıya ait 1897 ada 6 no.lu parselle bütünlük arz ettiğinin tespit edildiği; 1897 ada 6 parselin batısında yer alan ve krokide (D) harfi ile gösterilen 42,40 m²'lik alan ile parselin doğusunda yer alan ve krokide (C) harfi ile gösterilen 57,41 m²'lik alanın zeminde fiilen yol olduğu, herhangi bir tarımsal faaliyetin bulunmadığı, incelenen 1987 ve 1996 yıllarına ait ortofoto görüntülerinde bu alanların yol olarak görünmediği ve kadim yol olmadığı, ancak incelenen 2009 ve 2013 yıllarına ait hava fotoğraflarında yol olduğu, keşif günü yapılan tespitler ile dava konusu yolun davacı ... 'nun önceki sahiplerinden yeri satın almadan önce var olduğu, (C) ve (D) harfleri gösterilen alanların 2010 yılında 5831 sayılı Kanun “Ek-4 Madde” kapsamı gereğince yapılan tahdit ve tespit çalışması sırasında yol vaşfında olduğunun tespit edildiği ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile (A) ve (B) harfleri gösterilen alanların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) ve (D) harfleri gösterilen alanlara ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, 6831 Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "(Değişik dördüncü fıkra: 26.02.2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazır vasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir." hükmüne; 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesinde ise, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun'larla değişik 2 inci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan her iki Kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde, orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, hali hazır vasfı ile Hazinenin mülkiyetinde olacağı, ancak fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği anlaşılmaktadır. Kullanım kadastrosunun yapılmasının amacı, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulması ve taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişilerdir. Kadastro komisyonlarının, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki alanlarda kadastro parselleri oluştururken fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsel oluşturması gerekir. Buna göre; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılan poligonun bir kısmı hakkında 3402 sayılı Kanun' un Ek-4 üncü maddesine göre kullanım kadastrosunun yapılıp bir bölümünün kullanım kadastrosu çalışma alanı dışında bırakılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı Kanun' un 2/b maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan PLXIII nolu poligon içinde olduğu ve bu poligon içinde 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi çerçevesinde kullanım kadastrosu çalışması yapılmasına 2010 yılında karar verildiği gözden kaçırılarak, dava konusu taşınmazın tapusuz olduğu değerlendirilmek suretiyle, davanın tapusuz taşınmazın tescili davası gibi görülüp taşınmazların bir kısmının davacı adına tesciline karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacının talebi açıklattırılarak, talebinin tescil talebi mi yoksa dava konusu ettiği 2/b poligonu içerisindeki taşınmaz bölümünde lehine kullanım şerhi verilmesi talebi mi olduğu açıklığa kavuşturulması ve talebinin kullanım şerhi verilmesine ilişkin olduğunun anlaşılması halinde, kullanım durumu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili, ... vekili, dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ..., dahili davalı ...'na ayrı ayrı iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d9aaa1f72c5abb19 72e5aef73250d458
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5749 E., 2025/2192 K. (17.03.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5749
- Karar No
- 2025/2192
- Karar Tarihi
- 17.03.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5914 E., 2025/2162 K. 17.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6247 E., 2025/2214 K. 17.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5495 E., 2025/2219 K. 17.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1407 E., 2025/2137 K. 14.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1334 E., 2025/2142 K. 14.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6519 E., 2025/2123 K. 12.03.2025