Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/4863 E., 2025/3495 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4863 E., 2025/3495 K. (07.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4863
Karar No
2025/3495
Karar Tarihi
07.05.2025

8. Hukuk Dairesi 2023/4863 E. , 2025/3495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/533 E., 2023/689 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/150 E., 2022/144 K. Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ....................Mahallesinde bulunan dava konusu 560 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışması sonucunda 05.08.2016 tarihinde beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu parsel kullanımsızdır." şerhi konularak 3.710,98 m² yüzölçümüyle ve tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş; tespit 20.09.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır davacı ve ataları tarafından kullanıldığını belirterek davacının taşınmazda kullanıcı/zilyet olduğunun tespitiyle adına şerh verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, dinletilen tanık beyanları, uydu fotoğrafları, haksız işgal tutanakları ve ecrimisil ihbarnameleri nazara alındığında davacının 31.12.2011 tarihinden önce fiili kullanıcı olduğunu ispat ettiği, ancak Milli Emlak Müdürlüğü tarafından yapılan 09.03.2015 tarihli tespit ve 16.08.2016 tarihli kadastro tutanağı tespiti ve muhtar ve mahalli bilirkişilerin tespiti tasdik edici beyanları ile uydu fotoğraflarının davacı iddiasının aksi olgulara müstenit olduğu, mahalli bilirkişi.............'nın beyanları ile kadastro tespitine esas beyanları arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkinin yeniden dinlenilmesinde giderilemediği nazara alındığında beyanlarına itibar edilemeyeceği, tanık...un beyanlarına, dava konusu taşınmaz ile ilgili Antalya İl Mera Komisyonu nezdindeki itiraz yolundaki girişimleri nazara alınarak itibar edilemeyeceği, diğer davacı tanıklarının ve dinlenen tüm tanık beyanlarına 16.08.2016 tarihli kadastro tutanağı tespiti ve muhtar ve mahalli bilirkişilerin tespiti tasdik edici beyanları ve uydu fotoğrafları ile çelişik olduğundan itibar edilemeyeceği kanaatine varılmakla davacının tespit tarihindeki fiili kullanıcı olduğu yolundaki iddiasını ispat edemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça hem 31.12.2011 tarihi itibariyle hem de davanın kadastro tespitine itiraz davası olması nedeniyle kadastro tespit tarihi itibariyle fiili kullanımında bulunduğunun ispatı zorunlu olduğundan ve somut davada ise orman mühendisi, ziraat mühendisi ve harita mühendisi bilirkişi kurulunun 10.11.2021 tarihli ek raporunda da açıklandığı üzere 2003-2005-2009-2011-2012-2015 tarihli uydu görüntülerinden dava konusu parselin 2003-2005-2009-2011 tarihli olanlarda taşınmazın kuzeyinde bulunan tarım arazileriyle bir bütünlük arz ettiği ve taşınmazın üzerinde ürün yetiştirmek suretiyle tarımsal faaliyette kullanıldığı ancak 2012 ve 2015 yılı ile sonrasına ait uydu görüntülerinde ise taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı, taşınmazın boş olarak kaldığı, yer yer yol olarak yer yer de moloz ve malzeme konulmak suretiyle kullanıldığı ve dolayısıyla 2011 yılı ve öncesine kadar mevcut olan kullanımın, 2012 yılından tespit tarihi olan 2016 yılına kadar kullanımsız bırakılarak fiili hakimiyetin de terk edildiği gerekçeleri ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cc7a04702fb3a766 3d6deca4d82353d8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı