Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4501 E., 2025/1158 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4501 E., 2025/1158 K. (17.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4501
Karar No
2025/1158
Karar Tarihi
17.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4501 E. , 2025/1158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/368 E., 2023/842 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Taşköprü Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/108 E., 2022/162 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp 02.06.2009 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, sonrasında yine 30.10.2018 tarihinde ilan edilen ancak kesinleşmeyen 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Kastamonu ili Hanönü ilçesi Bölükyazı köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tapuya tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmaz başında yapılan keşif, toplanan delilleri, dinlenen tanık beyanları ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 40.481,92 m2'lik kısmının dava konusu edildiği, dava konusu edilen kısmın bitki örtüsünün orman bitki örtüsü vasfında olduğu, taşınmaz toprağının az taşlı, derin ve kumlu killi şeklinde olduğu, dava tarihi itibariyle 55-60 yıl kadar tarım yapılmadığı, dava konus uyerin orman içi açıklık vasfında ve orman niteliğinde olduğu, 1/25000 ölçekli memleket haritaları ile 1/2000 ölçekli kadastro paftalarının NETCAD programı ile çakıştırılması suretiyle yapılan incelemede dava konusu kısmın A harfi ile gösterilen bölümünün 1993 yılı memleket haritasında tamamının açık alanları gösteren boyalı olmayan alanda kaldığı, bir tarafının ormanlık alanlarla çevrili olduğu, üç tarafının açıklık alanlar ile çevrili olduğu, 2010 tarihli hava fotoğrafında dava konusu A harfi ile gösterilen bölümün tamamının açık alanları gösteren boyalı olmayan alanda kaldığı üzerinde münferit Orman ağaçları olduğu, batı ve kuzey tarafının ormanlık alanlar ile çevrili olduğu, doğu ve güney kısmının açıklık alan oluşturduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kanunla değişik 4.madesine göre yapılan orman sınır hattının içerisinde kaldığı, 1990 tarihli hava fotoğrafı ile açıklık alanda kaldığı, 2006 tarihli hava fotoğrafı ile açıklık alanda kaldığı ve orman bitki örtüsü yoğunluğunun 1990 yılına oranla fazla olduğu, dava konusu edilen kısmın kadastro tespiti sırasında orman sınırı içerisinde bırakıldığı, iki tarafı orman ile çevrili olduğu, bitki örtüsü nedeniyle bitişiğinde yer alan ormanın devamı niteliğinde olduğu, orman bütünlüğü içerisinde yer alması, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında zilyetliğin 15 yıl kadar önce terk edilmesi nedeniyle zilyetliğin aralıksız ve nizasız şartının gerçekleşmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 05ef8152446864c5 d029340ca7e3e39c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı