Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/3830 E., 2025/1383 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3830 E., 2025/1383 K. (20.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3830
Karar No
2025/1383
Karar Tarihi
20.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/3830 E. , 2025/1383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3100 E., 2023/320 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/561 E., 2022/328 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescile yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili ve katılma yoluyla davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Osmaniye ili Gebeli Mahallesi ... ve Şifalısu mevkinde bulunan doğusu makilik ve sonradan dikilen kızılçam ormanı, batısı dere ve ötesi çalılık, kuzeyi dere ve kızılçam orman sahası, güneyi makilik (sonradan dikilme kızılçam ormanı) ile çevrili 53177 metrekare taşınmazı Osmaniye Gebeli köyünde Karamolla diye bilinen ... isimli şahıs ...'a, ...'da daha sonra davacı olan müvekkiline sattığını, müvekkilinin taşınmazı 26.05.1316 tarihli C:7, S:5, sıra no:5, köyü Gebeli, mevki:Arap, nev'i:arazi miri'ye, tarafları Cebel (Dağ), 20 dönüm olan tapu kaydına göre satın alarak imar ettiğini, taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın 26.05.1316 tarihli tapu kaydının sınırları içinde olması nedeni ile tescili için dava açma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle yukarıda anılan dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davada taraf teşkilinin sağlanmadan hüküm verildiği ve hükümde yargılama giderlerine ilişkin hata yapıldığı ve dava konusu taşınmaza ilişkin Orman İdaresinden gelen yazı cevabına ilişkin orman bilirkişisinden ek rapor alınması gerekçesiyle karar kaldırılmış, dosya mahkemesine gönderilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "İstinaf ilamı doğrultusunda ... ve ... davaya dahil edilmiş ve orman mühendisi bilirkişiden istinaf ilamı doğrultusunda Ek rapor aldırılmıştır. Orman bilirkişi ek raporunda özetle; davalı taşınmazın Gebeli Mahallesi Mülki hudutları dahilinde bulunan, ekli haritalarda (A) harfi ile gösterilen ve yüzölçümü fen bilirkişileri tarafından belirlenen taşınmazın Arazi Kadastro Paftası üzerindeki konumunun Gebeli Mahallesi mülki sınırlarında kaldığını, davalı taşınmazın bulunduğu alanda arazi kadastro çalışmaları yapıldığını, yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında davalı taşınmazın tespit harici bırakıldığını, davalı taşınmazın Orman Kadastro Haritası üzerindeki konumunun arazi kadastro paftası ölçeği, orjinal renkli orman kadastro ve 2/B uygula haritası ölçeğine, yine orjinal renkli orman kadastro ve 2/B uygula haritasi ölçeğide arazi kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (net-cad programı kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşuparselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterildiğini, davalı taşınmaz ile komşu ve yakın komşu parsellerin bu harita üzerindeki konumu belirlendi. Aynı ölçekte çakıştırılan bu haritalardan 1/10000 ölçekli çıktı alındığını, davalı taşınmazın Gebeli Mahallesi Mülki hudutları dâhilinde kaldığını, Gebeli Mahallesine bitişik olan Çardak köyünde Orman Kadastro çalışmaları yapıldığı sırada davalı taşınmazın bulundu alanın orman kadastro çalışmaları ve 2/B madde uygulaması Çardak köyü ile birlikte yapıldığını, Çardak köyünün 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastro çalışmaları ile 2/B madde uygulamasının 63 nolu Orman Kadastro Komisyon Başkanlığınca yapılmış olduğunun belirlendiğini, orman kadastro komisyonu Çardak köydeki çalışmalara 01.06.1995 tarihinde başladığını, yapılan orman kadastro çalışmaları 15.06.1995 tarihinde bitirildiğini, yapılan bu çalışmalar 06.03.1996 tarihinde sonuçlandırıldığını, yapılan bu çalışmaların 27.03.1996 tarihinde askı ilanında çıkartılarak yapılan ilan neticesi kesinleştiğini, yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında davalı taşınmaza en yakın geçmekte olan orman sınır nokta ve hatlarının OS.1, OS.2, OS.3, OS.4, OS.5, OS.6, OS.7 nolu OS. nokta ve hatları olduğunu, davalı taşınmazın gidiş yönüne göre bu OS. nokta ve hatlarının sağ tarafında kaldığını ve orman sayılan yer olarak tespit gördüğü belirlendiğini, davalı taşınmazın 2/B madde uygulamasına konu edilmediği tespiti yapıldığını, yapılan askı ilanı sonucu kesinleşen orman kadastro çalışmalarına göre davalı taşınmaz orman sayılan olduğu yönünde görüş bildirildiği, tüm dosya kapsamından; davacının zilyetliğe dayalı tescil talebinin orman niteliğindeki yere ilişkin olduğu, orman niteliğindeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğinden dava konusu taşınmaza ilişkin zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamayacağı, bu itibarla davacının davasının sübut bulmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiş. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun yapılarak 27.03.1996 tarihinde kesinleşerek ilan edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı, kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamayacağı, kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili İdarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemeyeceği ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemeyeceğini, kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmazın her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi bir yolsuz tescil olup, bu husus o yerin özde tescile tâbi bulunmama (kamu malı olma) niteliğini değiştirmeyeceği, kamu mallarının özel mülkler gibi devir ve temlik edilemeyeceği, böyle durumlarda, iyiniyet veya tapu siciline ... ilkelerinin uygulama yerinin olmadığı belirtilmiş (Y.H.G.K.’nun 11.06.2003 gün ve 2003/13-414 Esas ve 2003/410 Karar sayılı kararı); açıklanan tüm bu sebeplerle İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada ve taşınmazın orman vasfında olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından katılma yoluyla, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi ve hükümdeki vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış sayılan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurması hukuken mümkün değildir. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekiline usulüne uygun tebliğe rağmen istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilince, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Bu durum karşısında, davalı Hazine yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararı kesinleşmiş bulunduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmektedir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı