Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/3465 E., 2025/4034 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3465 E., 2025/4034 K. (22.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3465
Karar No
2025/4034
Karar Tarihi
22.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/3465 E. , 2025/4034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/38 E., 2023/31 K. KARAR : Davanın kabulüne TEMYİZ EDENLER : Davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili, dahili davalı Ersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ...................... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 2208 parsel sayılı 12.284,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ................ köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, yaklaşık 11.513 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, müvekkili lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı ... tarafından Hazine, Orman İdaresi ve Erdemli Belediyesi aleyhine Türk Medeni Kanunu'nun 713. madde hükmü doğrultusunda açılmış olan tescil davası, yörede kadastro çalışmalarının başlaması ve çekişmeli taşınmaza tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince tüm dava dosyaları birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonrasında verilen, " Hazinenin davasının reddine, birleşen 2013/377 Esas sayılı davanın kabulüne" dair ilk karar, davalı Hazine, Orman İdaresi ve Erdemli Belediyesi vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/1565 Esas, 2017/7247 Karar sayılı ilamı ile "6360 sayılı Kanun gereği, ................ Köyünün Tüzel Kişiliğinin kaldırılarak Erdemli Belediyesinin davaya dahil edildiği, ancak aynı Kanunla, büyükşehir belediyesi sınırları il mülki sınırları olarak belirlendiğinden, ilgili Mersin Büyükşehir Belediyesi de davada taraf olması gerektiğinden 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesinin 13. fıkrası gereğince işlem yapılması gerektiği" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduktan ve Mersin Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edildikten sonra yapılan yargılama neticesinde verilen, " ... 2013/377 Esas sayılı davanın kabulüne, çekişmeli 2208 sayılı parselin kapama zeytin ve narenciye bahçesi vasfı ile davacı ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline" dair ikinci karar, davalı Hazine, Orman İdaresi, ... ve ... vekillerinin temyizi üzerine, Dairenin 10.01.2022 tarihli ve 2021/9649 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararı ile "yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olduğu, keşif neticesinde alınan 03.02.2015 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın genel olarak %20 seviyesinde eğimli iken yapılan imar ihya çalışmaları sonucu teraslandığı ve teraslanan bölümlerin düz ve düze yakın en fazla %5 eğimli hale getirildiği, taşınmazın üst bölgesinde 5- 7 yaşlı zeytin, 10-50 yaşlı aşılı harnup ve 30-40 yaş üstü çam ağaçlarından oluşan yoğunluğa göre kapama zeytin bahçesi, taşınmazın alt bölgesinde ise 6.907,79 metrekarelik 2 yaş ile 25-30 yaş aralığında kapama limon bahçesi bulunduğu, limonların yoğunluğa göre 25-30 yaşlarında olduğu, ağaçların yaşı nazara alınarak keşif tarihi itibari ile 25 yıldan fazla zamandır tarım yapıldığı belirtilmiş, ancak ağaçların tam olarak ne zaman aşılandığı, aşı yaşlarının değerlendirilmediği, belirtilen başlangıçtaki %20 eğimin ne zaman %5 e düşüldüğü araştırmasının yapılmadığı, bunun yanında bir taşınmazın niteliği ile kullanım şekli ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olduğu halde somut olayda hava fotoğraflarından yararlanılmadığına işaret edilerek, davanın açılış tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, bilinen en eski tarihli uydu fotoğrafları, amenajman planları ile 1/25000 ve 1/5000 ölçekli memleket haritaları ilgili kurumlardan getirtilerek yöntemince zilyetlik araştırması yapılması, taşınmaz imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde emek ve masraf sarfı ile imar-ihya edildikleri, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen, "dava konusu taşınmazda 1987 yılı itibariyle imar-ihyanın tamamlandığı, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı, taşınmazın tarla ve sonrasında narenciye bahçesi olarak davalı tarafından kullanıldığı, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı kanunun 14 ve 17. maddesindeki zilyetlik ve imar-ihya koşuluyla edinim şartlarının davacı lehine oluştuğu" gerekçesiyle davacı ...'ın davasının kabulüne, dava konusu 2208 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun gereğince yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması 04.03.1988 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1962 yılında yapılmış, çekişmeli yer tespit dışı bırakılmıştır. Ayrıca 05.11.2003 tarihinde onaylanan uygulama imar planında dava konusu taşınmaz, makilik-fundalık alan olarak ayrılmıştır. Bilindiği üzere, öncesi boş (hali) ya da ham toprak olan taşınmazların 20 yılı aşkın süre ile ekonomik amaca uygun şekilde ve malik sıfatı ile kullanılması halinde zilyetince iktisabı mümkün olmakla beraber evveliyatı taşlık, kayalık, çalılık gibi yerlerin imar ve ihya edilmeksizin iktisabı olanaksızdır. Bu nedenle de, tescili istenilen yerlerin önceki niteliğinin belirlenmesi zorunludur. Somut olayda çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihya gerektiren yerlerden mi, yoksa hali veya ham toprak mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince, imar-ihyaya muhtaç olan taşınmazların onaylanmış imar planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması halinde kişiler adına tesciline karar verilebileceği tartışmasızdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; çekişme konusu taşınmaz 1988 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmış ise de, orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden imar tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşıldığından, orman kadastrosunun kesinleşmesinden önce taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilebilmesi için taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının ve/veya 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir. Ne var ki, bu doğrultuda dava konusu taşınmazın en eski hava fotoğrafı ve memleket haritalarındaki durumu araştırılmamıştır. Bunun yanında bozma ilamında işaret edilmesine rağmen, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği de yöntemince araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yapılacak keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın evveliyatının orman sayılan veya imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır. Ondan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilmek suretiyle, yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın öncesi tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak; evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi; evveliyatının imar-ihya gerektiren yerlerden olduğunun tespiti halinde ise, imar planı kapsamına alındığı 2003 tarihi itibarıyla zilyetlik koşullarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli; evveliyatının imar-ihya gerektiren yerlerden olmadığının tespiti halinde ise bu kez 2012 tarihi itibarıyla zilyetlik koşullarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı