Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2583 E., 2025/1340 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2583 E., 2025/1340 K. (20.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2583
Karar No
2025/1340
Karar Tarihi
20.02.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras, Tam Yargı

8. Hukuk Dairesi 2023/2583 E. , 2025/1340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/221 E., 2022/552 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Denizli ili Pamukkale ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1255 parsel sayılı 8412,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1981 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımında olduğu" şerhi verilerek, tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Denizli ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde kain 1255 parselin 4362,18 metrekarelik bölümünün Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/55 Esas, 1970/777 Karar sayılı tescil ilamı ile oluşan Mart 1971 tarihli ve 104 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi ile bu tür yerlerin sahiplerine iadesi imkanının getirildiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu miktarı olan 4362,18 metrekarelik kısmının tespitinin iptali ile davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; Devlete ait yerlerin diğer kişilerce iktisabının mümkün olmadığını, davacı tarafın dayandığı Mahkeme ilamından sonra Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı aynı davada 1982/19 Esas, 1993/441 Karar ve 11.06.1993 günü verilen kararla, dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile dosyanın kadastro tespiti için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiğini, davacının zaman zaman dava konusu taşınmazı işgal etmesi nedeni ile ecrimisil ödediğini, taşınmazı tamamen kullanmadığını dilekçe ile bildirdiğini ve 2003 yılındaki tahliyeden sonra da dava konusu taşınmazı işgal ettiğini savunarak, şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu edilen Denizli ili Pamukkale ilçesi ... Mahallesi 1255 parsel sayılı taşınmazın 8.412,50 metrekare olan ve davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın toplamı içinde Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/55 Esas, 1970/777 Karar ile tescil yapılan Kayhan Mahallesi 10.03.1971 tarihli ve 1056 yevmiye 143 cilt 15 sayfa 104 sırada tescilli 6.450 metrekare taşınmazın 4.362,18 metrekarelik kısmının kaldığı, söz konusu kısmın kesinleşmiş karar doğrultusunda davacıya ait olduğu halde tamamının davalı adına tespit ve tescil edildiği, söz konusu tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, bu kısmın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescili gerektiği, alınan bilirkişi kurulu raporunun dosya kapsamına, kayıtlara uygun olduğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Denizli ili Pamukkale ilçesi ... Mahallesi 1255 parsel sayılı taşınmazın 18.06.2022 tarihli orman mühendisi bilirkişi ..., harita kadastro mühendisi ... Kahraman ve ziraat mühendisi bilirkişi ...'nin raporunun eki krokide (A) harfi ile işaretli 4.362,18 metrekarelik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptaline, bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısımların davalı adına bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar" başlıklı 7. maddesinde; "1. İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi halinde; a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir. b) Özel Kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz. c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanun'da belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar. 2. Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. 3. Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. 4. Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel Kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır. Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, İdarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin Kanun'da belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari Kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, çekişmeli ... köyü 1255 parsel sayılı taşınmazın tapuda adına kayıtlı iken hükmen Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelsiz iadeye ilişkin 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında Hazine adına olan tapusunun iptalini ve adına tapuya tescilini talep etmektedir. Dolayısıyla, eldeki davanın hukuki dayanağı ve sebebi 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir. Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen Kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak Kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da İdare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ve 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının yargı yolu dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması cihetine gidilmiş ve bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ee113eea462d2c6a e56682b29decb157

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı