Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/8546 E., 2025/1932 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8546 E., 2025/1932 K. (10.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8546
Karar No
2025/1932
Karar Tarihi
10.03.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/8546 E. , 2025/1932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/311 E., 2022/101 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu, Antalya ili ... ilçesi ... beldesi Esentepe Mahallesinin bulunduğu yörede 5602 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan ve 1961 yılında kesinleşen arazi kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Davacı vekili, Antalya ili ... ilçesi ... beldesi Esentepe Mahallesinde bulunan yaklaşık 600 metrekare miktarlı tapulama harici bırakılan yerin 40 yılı aşkın süredir öncesinde davacının eşinin dedesi olan ... tarafından, sonrasında eklemeli zilyetlikle davacı tarafından kullanıldığını, imar-ihya edildiğini, öncesinde kuru mahsul ekildiğini, sonrasında zeytin ve kuru hububat tarımı yapıldığını, tapulama harici yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik koşularının oluştuğunu, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1960'lı yıllarda yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın aslen ...'e ait olduğu, ancak daha sonra davacının eşi...'a verildiği, 26.01.2015 tarihli fen bilirkişi rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 535,96 metrekarelik alanın evveliyatından itibaren orman sayılmayan alanda olduğu, özel mülkiyete konu yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın 1957 tarihli hava fotoğrafında orman sayılmayan beyaz fonda açık alanda üzerinde orman, ağaç ve ağaççığının bulunmadığını, kuru hububat tarımı yapılan kıraç arazi olarak gözüktüğü, 1986 tarihli hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde teraslama faaliyetinin yapılmış olduğu, sebze ve susam gibi değişik tarım ürünlerinin yetiştirildiği, 2009 tarihli dijital uydu hava fotoğrafında taşınmazın keşifteki fiili durumu gibi kullanıldığı, hava fotoğraflarına göre zilyetliğin dava tarihinden geriye dönük 50 yıl önce başladığı, 30 yıl öncesinden imar ihyanın tamamlandığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da bilirkişi raporuyla uyumlu olduğu ve zilyetlik koşularının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.03.2021 tarihli ve 2017/768 Esas, 2021/1879 Karar sayılı ilamında; dava konusu taşınmazın yönlerinin doğusu ve kuzeyi yol, batısı ... varisleri, güneyi ... evi olarak tarif edilmesine rağmen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/4-5 inci maddeleri gereğince yapılan ilanda dosya numarası doğru gösterilmekle birlikte, davacılar ... ve arkadaşları olarak, taşınmaz yönleri ise doğusu ..., batısı ..., kuzeyi yol ve güneyi ... evi olarak tarif edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz yerine komşu taşınmaz tarif edilerek yasal ilanlar yaptırıldığı, yapılan bu ilanın usulüne uygun olmadığı, Mahkemece keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık itiraz süresinin dolmasının beklenilmesi, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Alanya Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak hazırlanan ilanın mahallinde uygun araçlar ile birer hafta 3 defa ilanın yapılması istenmiş, Alanya Belediye Başkanlığının 27.07.2021 tarihli cevabi yazısında ekte gönderilen ilanın belirtilen günlerde Belediye hoparlöründen ilan edildiği ilan tutanağının Mahkemeye gönderildiği belirtilerek ilk karardaki gerekçelerle, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, Fatma Uyar tarafından davacının adına tesciline muvafakat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakılmış olduğu, zilyetlik koşullarının kadastro tespiti tarihinden 15-20 yıl önce çekilen hava fotoğrafları, memleket haritaları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla belirlenmesi gerektiği, davacının zilyetlikle iktisap ettiği taşınmazların olup olmadığının araştırılmadığı iddiasıyla, davalı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazın orman vasfının tespitinde orman tahdit haritası ile yetinildiği, bölgeye ait eski hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman haritasının mahalline uygulanması gerektiği, zilyetlik koşullarının gerçekleşmediği, taşınmazın 116,81 metrekarelik kısmı için hüküm kurulmadığı, bu kısmın tescil harici bırakılan yerlerden olmadığı ve bu kısım yönünden ret kararı verilmesi gerektiği, taşınmazın tamamının orman vasfında olduğu, davanın reddi gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4bc72217fb07f7d6 25fdde86d77bd979

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı