Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2022/6996 E., 2025/1013 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6996 E., 2025/1013 K. (11.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6996
Karar No
2025/1013
Karar Tarihi
11.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/6996 E. , 2025/1013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2117 E., 2022/924 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Kadirli 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/15 E., 2019/68 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca 2017 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Osmaniye ili Kadirli ilçesi Kayasuyu mahallesi çalışma alanında bulunan, temyize konu edilen tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 131 ada 24 ve 23 parsel sayılı; 9.184 ve 10.940 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı parsel numarası ve sırası ile 8.424,24 ve 9.834,67 metrekare yüzölçümüyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazlardaki eksilmenin uygulama kadastrosuna tabi tutulmayan komşu Sofular köyünde kain 339 numaralı parselden kaynaklandığı iddiası ile tespite itiraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 131 ada 23 parselin doğu sınırında Sofular köyü ile sınırının ortak olması gerekirken, güncelleme çalışmasında Ek-2 numaralı krokide gösterilen (A) harfli boşluğun bırakılarak ölçüldüğü, hava fotoğraflarında da bu boşluğun gözüktüğü, bu sebeple Hazineye ait parselin alanında azalma meydana geldiği anlaşıldığı, fen-harita bilirkişilerinin hatalı yapılan uygulama kadastrosundaki hatanın (A) harfi ile gösterilen 849,54 metrekare yüzölçümündeki boşluğun 131 ada 23 parsele eklenmesiyle giderilebileceği gerekçesi ile davacı Hazine'nin Kadirli Sofular köyü 339 numaralı parsel maliklerine yönelik davasının husumetten reddine, davacı Hazinenin Kadirli Kayasuyu köyü Köy Tüzel Kişiliğine yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddine, Hazine adına kayıtlı 131 ada 24 numaralı parselin uygulama kadastrosu gibi tapuya kayıt ve tesciline, Kadirli ilçesi Kayasuyu köyü Mezililer mevkiinde bulunan eski 10.940,00 metrekare, yeni 9.834,67 metrekare yüzölçümünde ve hali arazi vasfındaki 131 ada 23 numaralı parselin uygulama kadastro tutanağının iptaline, harita mühendisi tarafından düzenlenen 01.04.2019 tarihli rapor ve krokilerinin ekinde Ek-3 olarak adlandırılan krokide (A) harfi ile işaretli 849,54 metrekare yüzölçümündeki boşluğun 131 ada 23 parsele eklenerek yüzölçümünün 10.684,21 metrekare olarak ve hali arazi vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, davacı vekilince bu kez temyiz yoluna başvurulmuştur. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Yenileme kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Yenileme kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "yenileme tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı parseller arasında tesis kadastrosu paftasında tersimat hatası bulunduğu ve uygulama kadastrosu ile tersimat hatalarının giderildiği açıklanmış ise de; bu tersimat hatalarının neler olduğu açıklanmamış, tesis ve uygulama kadastrosu sınırları denetlenebilir biçimde çakıştırılmamış, keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişilerce davacı parsel ile davalı 339 parsel arasındaki sınırın dere olduğu beyan edilmiş ise de, dere sınırı kroki üzerinde gösterilmemiş, Mahkemece denetime elverişli olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, alınan bu raporda özellikle ilk tesis kadastro paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılmış denetime elverişli krokisi bulunmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulması yanlış olup hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. Bundan ayrı olarak da; UYAP ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sayfasında yapılan sorgulamada; davalı 339 nolu parselin de uygulama kadastrosuna tabi tutulduğu anlaşılmış olup, inceleme ve araştırma yapılırken bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 04958184425fe208 ec8d8fe380a405a5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2022/6996 E. , 2025/1013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2117 E., 2022/924 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Kadirli 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/15 E., 2019/68 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca 2017 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Osmaniye ili Kadirli ilçesi Kayasuyu mahallesi çalışma alanında bulunan, temyize konu edilen tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 131 ada 24 ve 23 parsel sayılı; 9.184 ve 10.940 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı parsel numarası ve sırası ile 8.424,24 ve 9.834,67 metrekare yüzölçümüyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazlardaki eksilmenin uygulama kadastrosuna tabi tutulmayan komşu Sofular köyünde kain 339 numaralı parselden kaynaklandığı iddiası ile tespite itiraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 131 ada 23 parselin doğu sınırında Sofular köyü ile sınırının ortak olması gerekirken, güncelleme çalışmasında Ek-2 numaralı krokide gösterilen (A) harfli boşluğun bırakılarak ölçüldüğü, hava fotoğraflarında da bu boşluğun gözüktüğü, bu sebeple Hazineye ait parselin alanında azalma meydana geldiği anlaşıldığı, fen-harita bilirkişilerinin hatalı yapılan uygulama kadastrosundaki hatanın (A) harfi ile gösterilen 849,54 metrekare yüzölçümündeki boşluğun 131 ada 23 parsele eklenmesiyle giderilebileceği gerekçesi ile davacı Hazine'nin Kadirli Sofular köyü 339 numaralı parsel maliklerine yönelik davasının husumetten reddine, davacı Hazinenin Kadirli Kayasuyu köyü Köy Tüzel Kişiliğine yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddine, Hazine adına kayıtlı 131 ada 24 numaralı parselin uygulama kadastrosu gibi tapuya kayıt ve tesciline, Kadirli ilçesi Kayasuyu köyü Mezililer mevkiinde bulunan eski 10.940,00 metrekare, yeni 9.834,67 metrekare yüzölçümünde ve hali arazi vasfındaki 131 ada 23 numaralı parselin uygulama kadastro tutanağının iptaline, harita mühendisi tarafından düzenlenen 01.04.2019 tarihli rapor ve krokilerinin ekinde Ek-3 olarak adlandırılan krokide (A) harfi ile işaretli 849,54 metrekare yüzölçümündeki boşluğun 131 ada 23 parsele eklenerek yüzölçümünün 10.684,21 metrekare olarak ve hali arazi vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, davacı vekilince bu kez temyiz yoluna başvurulmuştur. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Yenileme kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Yenileme kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "yenileme tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı parseller arasında tesis kadastrosu paftasında tersimat hatası bulunduğu ve uygulama kadastrosu ile tersimat hatalarının giderildiği açıklanmış ise de; bu tersimat hatalarının neler olduğu açıklanmamış, tesis ve uygulama kadastrosu sınırları denetlenebilir biçimde çakıştırılmamış, keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişilerce davacı parsel ile davalı 339 parsel arasındaki sınırın dere olduğu beyan edilmiş ise de, dere sınırı kroki üzerinde gösterilmemiş, Mahkemece denetime elverişli olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, alınan bu raporda özellikle ilk tesis kadastro paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılmış denetime elverişli krokisi bulunmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulması yanlış olup hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. Bundan ayrı olarak da; UYAP ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sayfasında yapılan sorgulamada; davalı 339 nolu parselin de uygulama kadastrosuna tabi tutulduğu anlaşılmış olup, inceleme ve araştırma yapılırken bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 04958184425fe208 ec8d8fe380a405a5 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı