Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2022/6507 E., 2025/1442 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6507 E., 2025/1442 K. (24.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6507
Karar No
2025/1442
Karar Tarihi
24.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/6507 E. , 2025/1442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/119 E., 2022/106 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu, İstanbul ili Çekmeköy ilçesi ... köyünde 2010 yılında yapılan 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 8 inci maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca yapılan çalışmalar sırasında dava konusu 109 ada 3 parsel sayılı 4.569,38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe niteliği ile Hazine adına 21.09.2010 tarihinde tespit edilmiş, 07.10.2010-05.11.2010 tarihleri arasında ilana çıkarılmış, dava açıldığından kesinleşmemiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 08.07.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2 nci madde çalışması bulunmaktadır. Davacı vekili; İstanbul ili Çekmeköy ilçesi ... köyü 109 ada 2 nolu parselin tamamı ile 3 ve 4 nolu parsellerin bir kısmının davacının zilyetliğinde olduğunu, kullanıcı tespitinin hatalı yapıldığını, taşınmazlarda davacının 2004 yılından beri zilyet olduğunu, 15.04.2004 tarihinde zilyetliği satın aldığını, 3 nolu parselin köy tüzel kişiliğinin kullanımında olduğunun tespit edildiğini, ayrıca orman sınırlarının da hatalı tespit edildiğini belirterek, 109 ada 2, 3 ve 4 nolu parsellerde yapılan hatalı tespitin iptaline, orman sınır noktalarında yapılan kaymanın düzeltilmesine, 8.842 metrekare alanda davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, İlk Derece Mahkemesince dava konusu 109 ada 2 ve 4 nolu parseller yönünden yargılama aşamasında tefrik kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından bahçe ve etnoğrafya müzesi için konulan konteyner alanı olarak kullanılan dava konusu taşınmazın 235,74 metrekarelik kısmın 109 ada 3 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, 6.097,77 metrekarelik kısmın ise orman alanında kaldığı, ayrıca 570 parsel alanını kapsadığı, davacının kullandığı Boyunduruk Koru Devlet Ormanı sınırları içerisinde kalan 6.097,77 metrekarelik alanla ilgili kullanım kadastrosu çalışması yapılmadığı, 570 parsel sayılı taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu 5831 sayılı Kanun gereği kullanıcı tespiti yapılmamış olduğu, davacının, 109 ada 3 parsel içerisinde kullandığı 235,74 metrekarelik kısmın imar planına göre dere koruma bandı içerisinde olmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporunda (A) harfinde gösterilen 6.097,77 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ile 570 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın görev yönünden reddine, 109 ada 3 parsel yönünden kısmen kabulüne, 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebi kısmında belirtilip beyanlar hanesinde yazılan "İş bu taşınmaz bahçe vasfı ile 15 yıldan beri ... Köyü Tüzel Kişiliğinin fiili kullanımındadır." açıklamasının iptali ile yerine "Taşınmazın bilirkişi raporunda gösterilen 235,74 m2 lik kısmı 2004 yılından beri ... oğlu ...'ün, kalan kısmı 15 yıldan beri Çekmeköy Belediye Başkanlığının fiili kullanımındadır." açıklamasının yazılmasına, taşınmazın diğer hususlarda kadastro tutanağında yazılı kayıtlarla tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı ... ve dahili davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.05.2018 tarihli ve 2016/7802 Esas, 2018/3720 Karar sayılı ilamıyla dahili davalı ... İdaresinin müdahil davacı sıfatı ile davaya harçlı bir katılımı bulunmadığından taraf sıfatı olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, taşınmaz üzerindeki kullanımın ne şekilde olduğunun belirlenmediği, dosya kapsamında dinlenen yerel bilirkişiler yönünden davacı yanın kullanımını destekleyen tek beyanın tespit bilirkişi olarak dinlenen mahalle muhtarı ... 'in beyanı olduğu, davacı ...'ün dava konusu taşınmazda tespit günü itibarıyla fiili kullanımının bulunup bulunmadığı, kullanımı varsa ne şekilde olduğu açıkça belirlenmediği, ziraat bilirkişisinden tespit tarihi ve tespit tarihinden önceki tarihte taşınmazın hangi nitelikte olduğunu belirtir rapor alınmadığı, uydu fotoğraflarından yararlanılmadığı, dava konusu taşınmazın tespit tarihi itibariyle niteliğinin ve zilyetlik durumunun araştırılması için ziraat bilirkişisinden rapor alınmadığı belirtilerek keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın tespit tarihi itibarıyla fiili kullanım durumu dikkate alınmak suretiyle kim veya kimler tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususunda olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, tespit tarihi olan 2010 yılına ait uydu fotoğrafları temin edilip ziraat bilirkişisinden tespit tarihi ve tespit tarihinden önceki tarihte taşınmazın hangi nitelikte olduğunu belirtir rapor alınması gerektiği gerekçesiyle dahili davalı ... İdaresinin temyiz dilekçesinin reddine, davalı ... Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; bozma ilamından önceki hükümde bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 6.097,77 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ile eski 570, yeni 697 parsel sayılı taşınmaza ilişkin talep hakkında yeniden görevsizlik kararı verilmiş olup, 109 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise; bozma ilamı doğrultusunda icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde tespit tarihine yakın 2010 yılı Mayıs ayına ait ortofoto haritasında davacının talep ettiği, raporda (A) harfi ile gösterilen 235,62 metrekare kısmın üzerinde herhangi bir fiili kullanım emaresi bulunmadığı, davacının 13. celsedeki beyanında taşınmazı 28.09.2010 tarihinde satın aldığını belirttiği, bu tarihin tespit tarihi olan 21.09.2010 tarihinden sonra olduğu, alınan beyanlardan da tespit tarihinde davacının kullanım hususunun ispatlanamadığı, tespit tarihi itibarıyla, dava konusu parsel kısmı üzerinde davacı tarafından meydana getirilen bir muhdesat ve davacının fiili bir kullanımının bulunmadığı, tespit tarihi itibarıyla taş duvarın varlığı kabul edilse dahi duvarın davacı değil başka bir şahıs tarafından yaptırıldığı, davacı tarafından meydana getirilen muhdesatların ve ekonomik amaca uygun zilyetliğin tespit tarihi sonrasına ait olduğu, tespit tarihinde dava konusu parsel üzerinde fiili bir kullanımı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davacının taşınmazı 15.04.2004 tarihinde zilyetlik sözleşmesi ile satın aldığını, emlak komisyoncusu ... tarafından taşınmazdaki eski zilyetlik ve hisse devirlerinin temizlenerek kendisine teslim edilmesini beklediğini, anlaşma gereği taş duvarları da oluşturduktan sonra davacıya teslim ederek kalan bedeli tahsil ettiğini, 28.09.2010 tarihinde banka kanalıyla arazi bedelinin ödemesinin yapıldığını, taşınmazı 2004 yılından beri kullandığını belirterek kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı