8. Hukuk Dairesi 2022/5349 E. , 2025/1105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/40 E., 2021/136 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında; Ordu ili Korgan ilçesi ... köyü 109 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı, dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sınırları bildirilen bölümünün orman olmayıp, yaklaşık 35 yıldır meyve ve ceviz bahçesi vasfıyla kendisinin zilyet ve tasarrufunda olduğu halde, kadastro tespiti sırasında hatalı olarak orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, "...davacının 10 yıllık hak düşürücü süre içinde yalnızca tapu kaydına dayanarak dava açılabileceği, oysa, davacının zilyetliğe dayalı dava açtığı..." gerekçesiyle davanın reddine dair ilk karar, davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.04.2014 tarihli ve 2013/6321 Esas, 2014/5006 Karar sayılı ilamı ile "...Anayasa Mahkemesinin 22.05.2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/64 Karar sayılı ilâmı sonrası, 01.03.2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6527 sayılı Kanun'la, 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11. maddesinin somut davayı ilgilendiren 1. fıkrasının “Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” şeklinde değiştirildiğini, getirilen bu yeni düzenlemeye göre, tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açılabileceğinden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucu orman olarak tescil edilen taşınmaza karşı on yıllık süre içinde açılan eldeki davada, tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne, dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.986,57 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair ikinci kararın, davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2016/14840 Esas, 2019/4969 Karar sayılı ilamı ile "...çekişmeli 109 ada 1 sayılı parsel orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olup, Orman İdaresinin söz konusu davada pasif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilse de Orman İdaresi yanında tapu maliki olarak Hazineye de husumet yöneltilmesi gerektiğinden, Mahkemece, Hazine de davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan ve tarafların delilleri toplandıktan sonra, sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulup davaya Hazine dahil edilerek yapılan yargılama neticesinde, "...dava konusu yerin davacının uzun süredir zilyetliği altında olduğu, dava konusu yeri kırk yılı aşkın bir süredir kullandığı, ekip biçtiği, alınan uzman bilirkişi raporlarına göre de, krokide 1-a açık tarla olarak belirtilen 1.986,57 metrekarelik kısmın ve 1-b açık çayırlık olarak belirtilen 114,45 metrekarelik kısmın zilyetliğe uygun ekilip biçilebilir orman niteliğinde olmayan arazi niteliğinde olduğu, tarla vasfında olduğu, davacı yararına zilyetlik ile kazanım şartlarının gerçekleşmiş olduğu..." gerekçesiyle, 13.10.2015 tarihli rapora ekli krokide 1A-Açık rumuzu ile gösterilen 1.986,57 metrekare ve 1B-Açık rumuzu ile gösterilen 114,45 metrekare olmak üzere toplam 2.101,02 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 14.06.2008 - 14.07.2008 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen, 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun'la değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın çekişmeli bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki; en eski tarihli olan 1954 yılı hava fotoğrafında orman bilirkişilerce gösterimi yapılan dava konusu taşınmaz hakkında, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının sağlanıp sağlanmadığı hususunda kadastro tespit tarihi olan 2008 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafı (geoportal sorgusunda ayrıca 1972 ve 1973 yılı hava fotoğrafları mevcut) çakıştırmasının yapılmadığı, usule uygun çakıştırma yapılarak tereddüte mahal vermeyecek şekilde taşınmazın konumunun gösterilmediği ve komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler getirtilmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, UYAP sisteminden yapılan araştırmada, karar tarihinden sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartma işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır. Karar tarihinden sonra meydana gelen bu hususun değerlendirilerek, oluşan yeni sınırlara göre, çekişme konusu yerin yeniden belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varabilmek için İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve karar tarihinden sonra 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmaya ilişkin tüm işe başlama, çalışma, iş bitirme tutanakları ile sonuçlarının ilanına ilişkin askı ilan tutanaklarının, taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösteren 2/B madde uygulama harita örneklerinin orijinallerinden çekilmiş renkli fotokopileri ile bunların yanında komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince verilen, "dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.986,57 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine" dair 06.04.2016 tarihli kararın yalnızca davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmesine karşın, İlk Derece Mahkemesince davalılar lehine oluşan usulî kazanılmış hakkın ihlal edilerek, 2.101,02 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi de hatalıdır. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalılar Orman İdaresi ve Hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a95a32c1c2c3b0a4 d63678908b9d3093
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5349 E., 2025/1105 K. (13.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5349
- Karar No
- 2025/1105
- Karar Tarihi
- 13.02.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5839 E., 2025/1116 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4275 E., 2025/1068 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4270 E., 2025/1070 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4744 E., 2025/1031 K. 12.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4743 E., 2025/1032 K. 12.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3935 E., 2025/1054 K. 12.02.2025