Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/4457 E., 2025/1742 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4457 E., 2025/1742 K. (04.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4457
Karar No
2025/1742
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/4457 E. , 2025/1742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/91 E., 2022/102 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 115 ada 14 parsel numaralı taşınmaz, 13.741,14 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğiyle ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili; .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davalı taraf lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediğini ve imar ve ihya şartlarının bulunmadığını, evveliyatının orman olduğunu ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, .. İli .. ilçesi ... Mahallesi 115 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/8600 Esas, 2020/5517 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; " taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidinin seri bazda yapıldığı, kural olarak, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı, zira 3116 sayılı Kanunun sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngördüğü, bu nedenle; seri bazda, herhangi bir belde ya da ilçe sınırı esas alınmadan yapılan orman kadastrosu bulunduğundan, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı Kanunlar ile 05.11.2003 gün 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle;dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığının belirlenmesi için seri bazda yapılan orman tahdidinin dışında kalmasının yeterli olmayacağı, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları incelenerek taşınmazın evveliyatında orman olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, hükme esas alınan raporda ise çekışmali taşınmazın eski tarihli (tarih belirtilmeyen) memleket haritasında beyaz renkli alanda kaldığının belirtildiği; rapor eki memleket haritasında taşınmazın kısmen yeşil renkli ve çalılık simgeli alanda bulunduğu, memleket haritasının dayanağı en eski tarihli hava fotoğrafının ise hiç incelenmediği,ayrıca taşınmazın eğiminin de klizimetre ile ölçülerek belirlenmediği,bu sebeplerle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri kapsayan en eski tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafları ,kadastro paftasının ilgili yerlerden getirtilip, önceki fen ve orman bilirkişilerine verilerek ek rapor alınmak sureti ile çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve kadastro paftası ölçeği eşitlendikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli tüm taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ek rapor alınması, kadastro tesbit tarihinden 15-20 -25 yıl önceki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun belirlenmesi, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak, eğimin %12’yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceğinin gözetilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında davacının kardeşleri olan ... ve ... asli müdahil sıfatı ile davaya katılmış, taşınmazın murisleri ...'e ait iken murislerinin sağlığında bu taşınmazı kendilerine verdiğini ama davalının kadastro sırasında taşınmazı kendi adına yazdırdığını belirterek adlarına tescil kararı verilmesini istemişlerdir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin 21.02.2022 tarihinde ibraz edilen ek bilirkişi raporuna ekli krokide (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü, kalan kısma yönelik davasının reddi ile kadastro tespitinin iptali; 21.02.2022 tanzim ve havale tarihli haritacı bilirkişi ek raporunda (K-5) harfi ile gösterilen 2.726,71 m²'lik kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, müdahil davacı ...'ın ek bilirkişi raporuna ekli krokide (A-1) ve (K-1) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü ile 2.028,88 m²'lik bu kısmın müdahil davacı ... adına, ..'in (B-1) ve (K-2), (K-3), (K-4) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü, (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının reddi ile (B-1) ve (K-2), (K-3), (K-4) harfi ile gösterilen 8.985,90 m²'lik kısmın müdahil davacı ... adına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalı ...'in taşınmazın (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı ...'in "A-1, B-1, K-1, K-2, K-3, K-4" ile gösterilen kısımlara yönelik temyiz itirazları bakımında; Dava konusu taşınmazın öncesinin davalı ve asli müdahillerin kök murisine ait olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak taşınmazın mirasçılar arasında yöntemince taksim edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmamış; taşınmaz üzerinde kimin hangi tarihten beri hangi hukuki nedene dayalı olarak zilyet olduğu hususlarının kesin olarak belirlenmemiştir. Dinlenen tanık beyanları soyut ve çekişmeli taşınmazın taksim edilip edilmediği hususlarını açıklamaya yetersizdir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, taşınmazın bulunduğu yerde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın maliki olan kök muris ... tarafından ölümünden önce tespit malikine bağışlanıp bağışlanmadığı, bağışlanmamış ise kök murisin terekesinin murisin ölüm tarihinden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yöntemince mirasçılar arasında yöntemince yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı ve mirasçılar arasında pay satışları olup olmadığı, taksim veya pay satışları yapılmış ise hangi tarihte, hangi mirasçılar arasında ve ne şekilde yapıldığı, taksim yapılmışsa her bir mirasçının miras payına hangi taşınmazların düşüp bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taksimde taşınmaz almayan mirasçıların miras paylarına karşılık olarak ne aldıkları ayrıntılı ve olaylara dayalı olarak sorulmalı, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı ...'in dava konusu 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (K-5) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle; dava konusu 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda "A-1, B-1, K-1, K-2, K-3, K-4" harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d3472aa4990ef1b9 48aee9776a2d8839 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2022/4457 E. , 2025/1742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/91 E., 2022/102 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 115 ada 14 parsel numaralı taşınmaz, 13.741,14 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğiyle ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili; .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davalı taraf lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediğini ve imar ve ihya şartlarının bulunmadığını, evveliyatının orman olduğunu ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, .. İli .. ilçesi ... Mahallesi 115 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/8600 Esas, 2020/5517 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; " taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidinin seri bazda yapıldığı, kural olarak, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı, zira 3116 sayılı Kanunun sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngördüğü, bu nedenle; seri bazda, herhangi bir belde ya da ilçe sınırı esas alınmadan yapılan orman kadastrosu bulunduğundan, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı Kanunlar ile 05.11.2003 gün 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle;dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığının belirlenmesi için seri bazda yapılan orman tahdidinin dışında kalmasının yeterli olmayacağı, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları incelenerek taşınmazın evveliyatında orman olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, hükme esas alınan raporda ise çekışmali taşınmazın eski tarihli (tarih belirtilmeyen) memleket haritasında beyaz renkli alanda kaldığının belirtildiği; rapor eki memleket haritasında taşınmazın kısmen yeşil renkli ve çalılık simgeli alanda bulunduğu, memleket haritasının dayanağı en eski tarihli hava fotoğrafının ise hiç incelenmediği,ayrıca taşınmazın eğiminin de klizimetre ile ölçülerek belirlenmediği,bu sebeplerle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri kapsayan en eski tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafları ,kadastro paftasının ilgili yerlerden getirtilip, önceki fen ve orman bilirkişilerine verilerek ek rapor alınmak sureti ile çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve kadastro paftası ölçeği eşitlendikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli tüm taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ek rapor alınması, kadastro tesbit tarihinden 15-20 -25 yıl önceki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun belirlenmesi, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak, eğimin %12’yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceğinin gözetilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında davacının kardeşleri olan ... ve ... asli müdahil sıfatı ile davaya katılmış, taşınmazın murisleri ...'e ait iken murislerinin sağlığında bu taşınmazı kendilerine verdiğini ama davalının kadastro sırasında taşınmazı kendi adına yazdırdığını belirterek adlarına tescil kararı verilmesini istemişlerdir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin 21.02.2022 tarihinde ibraz edilen ek bilirkişi raporuna ekli krokide (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü, kalan kısma yönelik davasının reddi ile kadastro tespitinin iptali; 21.02.2022 tanzim ve havale tarihli haritacı bilirkişi ek raporunda (K-5) harfi ile gösterilen 2.726,71 m²'lik kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, müdahil davacı ...'ın ek bilirkişi raporuna ekli krokide (A-1) ve (K-1) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü ile 2.028,88 m²'lik bu kısmın müdahil davacı ... adına, ..'in (B-1) ve (K-2), (K-3), (K-4) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının kabulü, (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik davasının reddi ile (B-1) ve (K-2), (K-3), (K-4) harfi ile gösterilen 8.985,90 m²'lik kısmın müdahil davacı ... adına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalı ...'in taşınmazın (K-5) harfi ile gösterilen kısma yönelik temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı ...'in "A-1, B-1, K-1, K-2, K-3, K-4" ile gösterilen kısımlara yönelik temyiz itirazları bakımında; Dava konusu taşınmazın öncesinin davalı ve asli müdahillerin kök murisine ait olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak taşınmazın mirasçılar arasında yöntemince taksim edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmamış; taşınmaz üzerinde kimin hangi tarihten beri hangi hukuki nedene dayalı olarak zilyet olduğu hususlarının kesin olarak belirlenmemiştir. Dinlenen tanık beyanları soyut ve çekişmeli taşınmazın taksim edilip edilmediği hususlarını açıklamaya yetersizdir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, taşınmazın bulunduğu yerde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın maliki olan kök muris ... tarafından ölümünden önce tespit malikine bağışlanıp bağışlanmadığı, bağışlanmamış ise kök murisin terekesinin murisin ölüm tarihinden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yöntemince mirasçılar arasında yöntemince yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı ve mirasçılar arasında pay satışları olup olmadığı, taksim veya pay satışları yapılmış ise hangi tarihte, hangi mirasçılar arasında ve ne şekilde yapıldığı, taksim yapılmışsa her bir mirasçının miras payına hangi taşınmazların düşüp bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taksimde taşınmaz almayan mirasçıların miras paylarına karşılık olarak ne aldıkları ayrıntılı ve olaylara dayalı olarak sorulmalı, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı ...'in dava konusu 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (K-5) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle; dava konusu 115 ada 14 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda "A-1, B-1, K-1, K-2, K-3, K-4" harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d3472aa4990ef1b9 48aee9776a2d8839 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı