8. Hukuk Dairesi 2022/3620 E. , 2025/527 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespite itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Orman İdaresi yönünden davanın reddine, müdahil Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi temsilcisi ile davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında; ... ili Mazıdağı ilçesi ... köyünde bulunan 155 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 492,06 m², 686,01 m² ve 546,31 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Kadastro Mahkemesinin 2008/40 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle vasıf ve malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi, ... köyünde 5304 sayılı Kanun'la değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilana çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan dava konusu taşınmazların da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, "kadastro tutanak asılları dosya içine alınıp, tespit tutanaklarında yazılı hak sahiplerinin bir kısmı davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitine itiraz davalarının taşınmazın zilyetlerine açılabiliceği" gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi zilyetleri adına tapuya tescillerine dair ilk karar, davacı ... İdaresi ve davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2010 tarihli ve 2010/6779 Esas, 2010/10633 Karar sayılı ilamı ile "yörede 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4/3 maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 ve 3402 sayılı Kanun hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 26/4 maddesi gereğince henüz olumlu tesbit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11/1 maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Çevre ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işlemin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle bu davada husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği ya da davaya konu taşınmaza zilyed olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel yada tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden red edilmeyip, Kadastro Mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tespit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenerek Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği, tesbit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması gerektiği ve bu arada tespit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyasıyla birleştirip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devam edilerek tespit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkilinin sağlanmasından sonra 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduktan sonra, dava konusu 155 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilerek yargılamaya devam olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "mahalli bilirkişilerin, dava konusu yerlerin daha önce kimse tarafından ekilip biçilmedigini, davalıların ev yapmadan evvel burayı kullanmadıklarını belirttikleri, orman bilirkişisinin raporuna göre de taşınmazların tamamının 6831 sayılı 1 inci maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle Orman İdaresi tarafından açılan davanın reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne, taşınmazların tespitinin iptali ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi temsilcisi ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanun'la değişik 3402 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca asıl davanın reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi yasal şartları davada mevcut olup dava dilekçesi ile davalı gösterilen ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davada taraf olmaları gerekirken tefrik kararından sonra taraf sıfatının kaldırılmış olması ve karar başlığında gösterilmemiş olması hatalıdır. Öte yandan hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1/2 maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda Karalani köyünün tüzelkişiliği kalmadığından 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve sınırları içinde yer aldığı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re'sen gözetilmelidir. Davanın esasına ilişkin olarak ise, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ekindeki en eski hava fotoğraflarının denetime elverişli olmadıkları, memleket haritasında taşınmazların yeşil renkli ormanlık alanda, hava fotoğrafında ise kıraç ve hali arazi yapıda olduğu belirlenmiş ise de, bu farklılığın nereden kaynaklandığına dair sorunu giderici bir açıklama yapılmadığı gibi, rapor ekindeki 1952 yılı hava fotoğraflarının denetime elverişsiz, çözünürlüğünün ve ölçeğinin düşük olduğu anlaşılmış olup, böylelikle hava fotoğrafıyla bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğundan, söz konusu çelişki giderilmek suretiyle, taşınmazların durumunun büyük ölçeklendirilmiş ve çözünürlüğü yüksek hava fotoğrafında gösterilek taşınmazların orman sayılan veya orman sayılmayan yerlerden olduğunun denetime elverişli olacak şekilde belirlendiği rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olduğu gibi, parsellerin üzerinde tespit edilen yapıların ne zaman yapıldıkları, anılan yapılar yapılmadan evvel davalıların veya bayiilerinin zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı (alınan bazı beyanlarda geçen bayiinin parselleri arpa ekmek suretiyle kullandığına dair olgunun yeterince araştırılmadığı) hususu da tam anlamıyla aydınlatılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, davaya dahil edilenlerin açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı, kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı; bundan sonra yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20-25 öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir inşaat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki yapıların ne zaman yapıldığı, ev ve müştemilatların bina yaşları ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, çekişmeli yerlerin binalar yapılmadan evvel kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise öncesinde ne amaçla kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, binalar yapılmadan evvelki vasfını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03. 07. 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... İdaresinin ve davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3620 E., 2025/527 K. (23.01.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3620
- Karar No
- 2025/527
- Karar Tarihi
- 23.01.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4043 E., 2025/547 K. 23.01.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6519 E., 2025/490 K. 23.01.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1241 E., 2025/550 K. 23.01.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3615 E., 2025/525 K. 23.01.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1396 E., 2025/549 K. 23.01.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4035 E., 2025/433 K. 22.01.2025