Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2022/1396 E., 2025/549 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1396 E., 2025/549 K. (23.01.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1396
Karar No
2025/549
Karar Tarihi
23.01.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/1396 E. , 2025/549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki Genel Mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'in ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/37 Esas ve ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/6 Esas sayılı dosyalarda açtığı ve görevsizlik ile devredilen davalarının reddine, ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/20 Esas sayılı dosyasında açtığı ve görevsizlik ile devredilen davalarının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 2006 yılında arazi kadastrosu çalışması yapılmış olup, yapılan çalışmada dava konusu Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 285 parsel sayılı taşınmaz 4135,63 m² ve tarla olarak senetsizden 03.05.2006 tarihinde ... Oğlu ... ... ve Mustafa kızı ... ... adlarına eşit hisse ile tespit edilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/37 Esas sayılı dosya davacısı ... 17.11.2006 tarihli dava dilekçesi ile; doğusu dere, kuzeyi İbrahim, güneyi ..., batısı yol olan tarlanın evvelinde ...evladı ...'a ait iken ölümünden sonra tek mirasçısı ... tarafından Kadızade ... ...'na satıldığını, ... ...'nun da 1958 yılında taşınmazı kendisine satarak zilyetliğini devrettiğini, satın aldığı tarihten itibaren taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunu belirterek niza konusu taşınmazın adına tescilini istemiştir. Davacı ... Sadık mirasçıları 24.06.2005 tarihli dava dilekçesi ile; asıl dosyada davacı olan ...’in dava konusu taşınmazı haksız olarak işgal ettiği gerekçesi ile ... aleyhine müdahalenin meni davası açmış, açılan dava sonucunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.06.2007 Tarih, 2005/20 Esas ve 2007/13 Karar sayılı ilam ile; her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dava dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/37 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/6 Esas sayılı dosya davacısı ... 07.02.2013 tarihli dava dilekçesi ile; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/37 esas sayılı dosyası üzerinden ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... ... aleyhine dava açıldığını ancak dava devam ederken davalılardan ... ...’un dava açılmadan önce ölü olduğu anlaşılınca bu şahsın mirasçılarının davaya dahil edildiğini, yapmış olduğu usulü işlemin hatalı olduğunu, ölü kişiye karşı dava açılamayacağından ve açılmış bir davaya teşmil yoluyla üçüncü şahısların davalı olarak dahil edilmesi mümkün olmadığından dava konusu yer ile ilgili olarak açmış olduğu davada ölü olduğu anlaşılan ... ...’un mirasçıları aleyhine zorunlu olarak işbu tapu iptal ve tescil davasını açtıklarını, açılan davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/37 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiş, Mahkemece 30.05.2013 tarih, 2013/6 Esas, 2013/60 Karar Sayılı ilam ile; dava dosyasının 2006/37 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Davalılardan ..., ..., ... ... ile bir kısım davalılar vekili Av. ..., ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/37 Esas sayılı dosyaya verdikleri cevaplarda özetle; nizalı taşınmazın 21.06.1951 tarih n. 40 tapu ve geldi kayıtlarının kapsamında kaldığını, bu tapu kaydı uyarınca tespit malikleri adına tescilin yapıldığını, davacının satın aldığını iddia ettiği tarihte fiil ehliyetine sahip olmadığını, 15 yaşı içerisinde bulunduğunu, davacının niza konusu parseli haricen satın almasının değerinin bulunmadığını, yapılan tespitin doğru olduğunu belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.06.2013 tarih, 2006/37 Esas, 2013/66 Karar sayılı ilamı ile; davanın, kadastro tespiti sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve tescil isteğiyle açıldığı, çekişmeli taşınmaza ait tapu kayıt örneğinden, tespit tutanağının 21.07.2006 tarihinde kesinleştiği ve davalı ... sadık ... ve ... ... adına tapu kaydı oluştuğu, ne var ki, çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının düzenlendiği 03.05.2006 tarihinden önce, davalı ... Sadık ... mirasçıları tarafından, çekişmeli taşınmaza yönelik olarak davacı ... aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde men'i müdahale davası açıldığı ve birleşen 2005/20 Esas numarasına kaydedilen davanın tespit gününde ve halen derdest bulunduğu, kadastro tespit tarihinden önce, çekişmeli taşınmaz hakkında açılmış ve derdest bir dava bulunduğuna göre çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, tespit tutanağının kesinleştirilmiş olmasının, hukuken bir sonuç doğurmayacağı, uyuşmazlığın çözümünde Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması gerektiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş, hükme karşı davacı ... tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 31.01.2014 tarih, 2013/11124 Esas ve 2014/468 Karar sayılı ilamı ile; “kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize dilekçe ile başvurması halinde, dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi Kadastro Mahkemesine Gönderilmesine,” yerine “Kararın kesinleşmesine müteakip dosyanın re'sen Kadastro Mahkemesine gönderilmesine” ibarelerinin yazılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, düzelterek onama kararı sonrası dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve mahkemenin 2014/4 Esas sırasına kaydedilmiştir. ... Kadastro Mahkemesi'nin 26.12.2014 tarih, 2014/4 Esas, 2014/14 Karar sayılı ilamı ile; tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının ya da diğer dayanak belgelerin hudutlarında okunan "... ..., ocak oğlu ... ve ibrahim tarlaları ile harman" ifadelerinin çekişmeye yer vermeyecek, taşınmazların geçmiş malikleri ile irtibatı sağlanacak şekilde nizalı taşınmazın çevresine uygulanamadığı ve uygulanmasının mümkün olmadığı, taşınmazın kullanım durumuna dair beyanlar ve davacı ...'in doğum tarihi de dikkate alındığında ...'in dayandığı 1958 yılına tarihlenen harici senedin de niza konusu taşınmaza ait olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacı ve davalı tarafça dayanılan Şubat 1299 n.14, 20, 21.06.1951 n.39 tapu kayıtları ile davacı tarafın dayandığı 1958 yılına ait harici senedin ya da dayanak diğer kayıtların nizalı taşınmazı kapsamadığı, kaldı ki ...'in Şubat 1299 n.14 tapu maliki ile akdi ya da irsi bağını ispatlayamadığı, 3402 Sayılı Kanun'un 20 inci maddesinde belirtilen usule göre taşınmaza ait olduğu iddia edilebilecek tapu ve vergi kaydının ya da harici senedin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın evvelinde tespit maliklerinin murisi ... ailesine ait olduğu, niza konusu taşınmazın tespit maliklerinin murisleri tarafından kullanıldığı, sonrasında kullanımın tespit malikleri ... ... ve ... ...'a geçtiği, tespit malikleri ile murislerinin bir süre ekip biçmek, bir süre de ceviz ağaçlarından yararlanmak sureti ile çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatı ile dava tarihinden önceki süreçte yirmi seneyi aşkın süre kullanarak nizalı taşınmazın mülkiyetini kazandığı, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit malikleri lehine kazanma koşullarının oluştuğu, davacı ...'in, ... ailesinden satın aldığı 1958 yılına ait harici senede konu taşınmazın çekişme konusu parsel ile ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki hukuki işlem tarihinde 15 yaşında olduğu, davacı ...'in niza konusu taşınmazda kazanımı sağlayacak süre ve şekilde taşınmazda yirmi seneyi aşkın, kesintisiz, çekişmesiz zilyetliğinin bulunmadığı, dava tarihinden sonraki 3-4 senelik kullanımının mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği, nizalı taşınmaz üzerinde davacı ... lehine kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, Davacı ...'in davasının reddine, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/20 Esas sayılı dosya davacılarının davasının kabulüne, taşınmazın tespit malikleri ... ... ve ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, davacı - birleşen dosya davalısı ...'in Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 285 parsele müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı ... tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2019 tarih, 2016/12257 Esas, 2019/2286 karar Sayılı ilamı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5, 26, 27 ve 30/2 nci maddelerinde kadastro tespit tarihinden önce dava konusu olan taşınmazlar hakkında ne gibi işlem yapılacağının gösterildiği, somut olayda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale ve zilyetliğe dayalı olarak tapu kaydının iptali davası olduğu ve dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredildiği, davada 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/2 koşulları mevcut olduğundan gerçek hak sahibinin Mahkemece resen araştırılıp doğru sicil oluşturulmasının zorunlu olduğu, 3402 Sayılı Kanunun 27, 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devamla, çekişmeli taşınmaz sınırında orman olması nedeniyle Hazine ve Orman Yönetiminin davaya dahil edilip, husumetin yaygınlaştırması, usulünce orman araştırması yapılması, 3402 sayılı Kanunun 30/2 nci maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile Mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilamı doğrultusunda orman araştırması yapıldığı, Mahkeme gözleminde taşınmaz içerisinde ağaç bulunmadığı, tarımsal faaliyetin bulunmadığı, kısmen küçük ve orta büyüklükte taşların olduğu ve taşınmazda toprak yapısının egemen olduğunun belirtilmiş olması, davalı taşınmazın eski tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve amenajman haritalarına göre de orman sayılmayan yerlerden olduğunun 04.01.2020 tarihli orman bilirkişi raporundan anlaşıldığı, raporun bilimsel olup karar vermeye elverişli olduğu, dosya muhteviyatına da uygun düştüğü ve neticeten taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun Mahkemece kabul gördüğü, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının ya da diğer dayanak belgelerin hudutlarında okunan "... ..., ocak oğlu ... ve ibrahim tarlaları ile harman" ifadelerinin çekişmeye yer vermeyecek, taşınmazların geçmiş malikleri ile irtibatı sağlanacak şekilde nizalı taşınmazın çevresine uygulanamadığı ve uygulanmasının mümkün olmadığı, taşınmazın kullanım durumuna dair beyanlar ve davacı ...'in doğum tarihi de dikkate alındığında ...'in dayandığı 1958 yılına tarihlenen harici senedin de niza konusu taşınmaza ait olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacı ve davalı tarafça dayanılan Şubat 1299 n.14, 20, 21.06.1951 n.39 tapu kayıtları ile davacı tarafın dayandığı 1958 yılına ait harici senedin ya da dayanak diğer kayıtların nizalı taşınmazı kapsamadığı, kaldı ki ...'in Şubat 1299 n.14 tapu maliki ile akdi ya da irsi bağını ispatlayamadığı, 3402 sayılı kanunun 20 nci maddesinde belirtilen usule göre taşınmaza ait olduğu iddia edilebilecek tapu ve vergi kaydının ya da harici senedin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın evvelinde tespit maliklerinin murisi ... ailesine ait olduğu, niza konusu taşınmazın tespit maliklerinin murisleri tarafından kullanıldığı, sonrasında kullanımın tespit malikleri ... ... ve ... ...'a geçtiği, tespit malikleri ile murislerinin bir süre ekip biçmek, bir süre de ceviz ağaçlarından yararlanmak sureti ile çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatı ile dava tarihinden önceki süreçte yirmi seneyi aşkın süre kullanarak nizalı taşınmazın mülkiyetini kazandığı, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit malikleri lehine kazanma koşullarının oluştuğu, davacı ...'in, ... ailesinden satın aldığı 1958 yılına ait harici senede konu taşınmazın çekişme konusu parsel ile ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki hukuki işlem tarihinde 15 yaşında olduğu, davacı ...'in niza konusu taşınmazda kazanımı sağlayacak süre ve şekilde taşınmazda yirmi seneyi aşkın, kesintisiz, çekişmesiz zilyetliğinin bulunmadığı, dava tarihinden sonraki 3-4 senelik kullanımının mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği, nizalı taşınmaz üzerinde davacı ... lehine kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; Davacı ...'in davasının reddine, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/20 Esas sayılı dosya davacılarının davasının kabulü ile davacı - birleşen dosya davalısı ...'in Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 285 parsele müdahalesinin önlenmesine ve tespit maliklerinin mirasçıları adına tapuya tesciline, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davcı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mevkisi ve hudutlarının, davalının dayanak olarak dosyaya sunmuş olduğu Şubat 1299 tarih, 20 nolu tapu kaydının mevkii ve hudutlarına uymadığını, zira, sunmuş oldukları tapu kaydının hudutları hark, ... ... ve ... olduğu halde bilirkişinin taşınmazın kuzey sınırından hark geçtiğini beyan etmesine rağmen taşınmazın güney, batı ve doğu sınırlarını gösteremediğini, diğer bir ifade ile üç yönden açık sınır bulunduğunu, kaydın dava konusu yere ait olduğunu varsaymak için dayanılan kaydın en azından üç sınırının arz üzerinde mevcut olması gerektiğini, bilirkişinin müvekkilin sunmuş olduğu Şubat 1299 tarih 14 nolu tapu kaydında belirtilen mevkii ve hudutları tarif ederken doğusunda dere, batısında yolun bulunduğunu beyan ettiğini, tarif edilen hudutlardan en azından ikisinin müvekkiline ait tapu kaydına uyduğunu, dava konusu taşınmaz 2006’dan beri nizalı olduğu halde 2011 yılında yapılan keşifte yerel bilirkişi ... ve davalı tanıklarının taşınmazın 2 seneden beri davacının elinde olduğunu beyan ettiklerini, bu hususun bile davalı tarafından kendilerine ne öğretildi ise ona göre beyanda bulunduklarını gösterdiğini, bilirkişi ...’in 15 yaşında yöreden ayrıldığını beyan etmesi karşısında beyanlarının hükme esas alınmasının doğru olmadığını, keşifte dinlenen davalı tanığı ...’in (... oğlu), bu yerin 2 seneden beri müvekkil ... tarafından kullanıldığını beyan ettiğini, buna karşın aynı ...’in (... oğlu) ... Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 06.08.2004 tarih ve 2004/2 sayılı karar dosyasında tanık olarak vermiş olduğu ifadede her iki yerin ... tarafından kullanıldığını ve imar ettiğini, ceviz kesili olan yerdeki kavak ağaçlarının ... tarafından 20-25 yıl öncesinden kesildiğini beyan ettiğini, bu ifadeye göre müvekkilinin 20 yıldan fazla dava konusu taşınmaza zilyet olduğunun anlaşıldığını, davalı tanığı ... oğlu ...’in keşifteki beyanına göre, davalı çopurların 30 seneden beri dava konusu yere gelmediklerini beyan ettiğini, kendi tanıklarının beyanına göre ...’ların zilyetliğinin de bulunmadığını, çelişkili beyanlara bakıldığında davalı tarafın hem ...’e menfaat veya vaat sağlayarak keşifte farklı beyanda bulunmasını, hem de yerel bilirkişi ...’e bir şekilde etki ederek veya menfaat sağlayarak doğru olmayan beyanda bulunmasını sağladığını, mahalli bilirkişi ... ise, dava konusu taşınmazın mevkiini ... olarak bildiğini, müvekkilin sunmuş olduğu tapu kaydına uygun olarak doğusunda dere, batısında yol olduğunu beyan ettiğini, davalının sunmuş olduğu tapu kaydının uygulanmasında ise sadece kuzeyinden geçen harkın hududa uygun olduğunu beyan ettiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin özellikle bilirkişi ...’in beyanlarını dikkate alarak gerekçe oluşturduğunu, bilirkişinin taraflı olduğu ve tarafsız bir bilirkişi vasıtasıyla keşif yapılması gerektiği taleplerinin değerlendirilmediğini, Yargıtay bozma ilamından sonra, mazeret vermiş olduğu bir duruşma gününde müvekkilinin duruşmaya katıldığını, duruşma gününden hemen bir gün sonraya keşif günü verildiğini, duruşmanın hemen ertesi günü yapılan keşiften vekil olarak haberinin olmadığını, yeniden keşif yapılması durumunda mahalli bilirkişiye yemini tahtında yeniden dava konusu yer ile ilgili bildiklerinin sorulması ve buna göre yeniden karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı