7. Hukuk Dairesi 2025/415 E. , 2025/4238 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1631 E., 2024/1784 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/422 E., 2021/729 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin devraldığı ... ili, ... ilçesi, ... Köyü 3195 parseldeki taşınmazı üzerinde dava dışı ... 'nun borcu için davalı tarafından 08.09.2004 tarihinde 30.000,00 TL ve 12.09.2007 tarihinde 70.000,00 TL olmak üzere toplamda 100.000,00 TLye kadar davadışı ... ve davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacaklar nedeniyle üst limit ipoteği konulduğunu, taşınmazın müvekkili tarafından ipotekle yüklü devralındığını, dava dışı ...'nun "Eczane Devir Senedi" ile eczanesini stokları ve portföyüyle birlikte devredip, tasfiye etmiş ve ticari hayatını sonlandırmış olup davalı Şirket ile de bu tarihten sonra ticari ilişkilerinin olmadığını, tüm ticari ilişkilerden kaynaklı bakiye alacağın davalı tarafından 06.08.2007 tarihinde takip dosyasıyla icraya konduğunu, ancak dosyanın davalı tarafından takip edilmemesi üzerine alacağın zamanaşımına uğraması sebebiyle ipoteğin dayanağı olan borç eksik borç niteliği kazanmış olup borçluyu ifaya zorlama yollarının kapandığını, hukuki sebepten yoksun ipotek şerhinin yolsuz tescil niteliğinde olup tapu kaydından terkini gerektiğini ileri sürerek; taşınmazdaki ipoteğin yolsuz tescil nedeniyle kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ipotekli bir gayrimenkulün satın alınmasının, satın alan kişi adına, borcun olmadığı ya da ortadan kalktığı iddialarını ileri sürme hakkını sağlamayacağını, aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ipotekle teminat altına alınmış bir alacağa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 864. maddesi uyarınca zamanaşımı işlemeyeceğini belirterek; öncelikle davanın aktif husumet yokluğundan, kabul edilmemesi hâlinde ise 4721 sayılı Kanun'un 864. maddesi uyarınca davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...TMK'nun 864. maddesi uyarınca rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra, teminatını sağladığı alacak için zamanaşımının işlemeyeceği, bu durumda, mahkemece alacağın zamanaşımına uğramayacağı, borçlunun borcunu ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığı ve rehnin fekki için gerekli yasal şartların da oluşmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz dilekçesinde de ileri sürdükten sonra ilave olarak; icranın zamanaşımı nedeniyle geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra, bu karara karşı davalı tarafından itirazen 7 gün içerisinde hukuki sürecin başlatılmamış olması sebebiyle 17.02.2021 tarihinde borcun zamanaşımına uğradığı hususunun kesinleşmiş ve borcun eksik borca dönüşmüş olduğunu, sonradan gelen bu sebeple ipoteğin ise yolsuz tescile dayandığını, davalının ikrarda bulunduğu İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/1088 Esas sayılı dosyasının Mahkemece celbedilmediğini, davalı tarafın ipoteğe konu borç ilişkisinin işlemden kaldırılan icra dosyasından ibaret olduğu yönünde anılan dosyada ikrarının bulunduğunu, delillerin toplanmadığını, İcra iflas Kanunu'nun 153. maddesi kapsamında ödeme yapmak zorunluluğunun eldeki dava ile alakasının olmadığını, eksik borç sebebiyle alacağın talep edilemez hâle gelmesinden sonra ipoteğin devamına ihtiyaç kalmayacağını, 4721 sayılı Kanun'un 1024. maddesi uyarınca bağlayıcı olmayan hukuki sebebe dayalı tescilin yolsuz olduğunu ve terkini gerektiğini, öte yandan borcun ticari ilişkiden ve özellikle kambiyo takibine (bono,çek) dayalı olması sebebiyle ticaret hukuku hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için; rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin 4721 sayılı Kanun'un 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği hâlde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Somut olayda; incelenen ve ipotek akdinin çerçevesini tayin eden resmî akit tablosu içeriğinden ipoteğin ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Bu hâliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. 4721 sayılı Kanun'un 8 51... . maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde, alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. 4721 sayılı Kanun'un 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1989/11-294 Esas, 1989/378 Karar ve 24.05.1989 tarihli kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde, alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O hâlde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken, akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra “bu meblağa ilaveten” denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Diğer taraftan taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. Bütün bu açıklamaların sonucu doğrultusunda Mahkemece yapılması gereken iş; ipotek, azami meblağ (üst sınır) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, alacağı ispat yükü davalıdadır. Mahkemece, tarafların tüm delillerinin toplanması bu kapsamda taraflardan alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıp yapmadığını sorup saptamak, icra takibi varsa bu dosyayı getirtmek, ipoteğin dayanağı olan alacağın mevcut olup olmadığını belirlemek, resmî akit tablosundaki "sözleşme" hükmü gözetilmek suretiyle alacaklının ipotekle teminat altına alınan anapara alacağını taraflardan delillerini isteyip toplayarak bulmak, anapara dışında istenebilecek gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek duyulursa bilirkişiye hesaplatmak, alacağın varlığının belirlenmesi hâlinde bunların toplamını ipotek akit tablosunda gösterilen limiti aşmamak koşuluyla alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümü kütüğün "düşünceler sütununda" gösterilmesine karar vermek olmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 373/1 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0c1a32a7389a36c7 1a6dfe64bd75f656