7. Hukuk Dairesi 2025/412 E. , 2025/3829 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2006/169 E., 2006/2171 K. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, taşınmazların yaylak niteliğinde bulunduğunun Hukuk Genel Kurulu kararıyla belirlenmiş olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacaklarını, taşınmaza ev yapılmış olmasının kadim yayla özelliğini ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek; tapu iptali ve yayla vasfı ile sicile kaydedilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, yayla, otlak olmadığının, orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, eski tarım arazisi ve kültür arazisi konumunda olduğu, yaylak olarak bilinen yerlerden olmadığının belirtildiği, öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılanma ve yerleşme alanı hâline getirilen ve özel mülkiyete konu hâle getirilen bu yerin teknik bilirkişi raporlarına değer verilerek yayla olmadığı kanaatine varılmaması gerektiğine, dava konusu yer ... yaylası ismi ile maruf ve meşhur yerlerden olan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kamunun yararlandığı yayla niteliğindeki kamu mallarından olduğu, özel mülkiyete konu edilemeyeceği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın ½ paydaşı olan müvekkiline karşı dava açıldığını ancak taşınmazın tümü üzerinden karar verildiğini, diğer ½ paydaş aleyhine açılan davada husumetten red kararı verildiğini ve kararın temyiz dilekçesi ekinde olduğunu, kararın esas itibarıyla da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, yayla siciline tescil istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688. maddesi; “Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur.” düzenlemesini ihtiva etmektedir. İlgili madde uyarınca paylı mülkiyette her bir paydaş maddi olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup bunun sonucu olarak somut olayda olduğu gibi dava konusu taşınmazda davalı dışında ... isimli şahıs da paydaş olduğundan görülmekte olan davanın bu paydaşa da yöneltilmesi zorunlu olup taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemce re’sen gözetilmesi gerekmektedir. 2. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinde yapılan tanıma göre; yaylak, çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir. Dava konusu taşınmaz Pozantı ilçesi, ... Beldesinde bulunmaktadır. Burası ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı "... Yaylası" olarak anılmaktadır. Ancak, mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, yayla, otlak olmadığının, orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, eski tarım arazisi ve kültür arazisi konumunda olduğu, yaylak olarak bilinen yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinin de şahıs taşınmazı olduğu, orman sayılmayan, toprak yapısı itibariyle kadim tarım toprağı vasfında olduğu bildirilmiştir. 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde 20.06.2007 tarihli ve 26558 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30.06.2007 tarihli ve 5685 sayılı Kanunla değişiklik yapılmış; "Belediye ve mücavir alanları sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediyeye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikleri taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır. Birinci fıkrada; nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak veya rayiç bedellerinini toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri hâlinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir" hükmü getirilmiştir. 09.03.1988 tarihli ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa ve düzenleyici hüküm o Yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 sayılı Kanunla 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. madde de yaptıgı değişikliklerin uygulanıp uygulanmayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir. Buna göre dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylak yerlerden olduğu saptanırsa olayda hükmü aynen yukarıya yazılan 4342 sayılı Kanun'un Geçici madde 3, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalı, başka bir anlatımla yaylak olduğu saptanarak Yasa uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan kanun gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulması gerekmektedir. 3. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmaz Pozantı ilçesi, ... Beldesinde bulunmaktadır. Burası Ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı "... Yaylası" olarak anılmaktadır. Ancak, mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, yayla, otlak olmadığının, orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, eski tarım arazisi ve kültür arazisi konumunda olduğu, yaylak olarak bilinen yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinin de şahıs taşınmazı olduğu, orman sayılmayan, toprak yapısı itibariyle kadim tarım toprağı vasfında olduğu bildirilmiş olup Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, bilirkişi raporlarıyla çelişecek şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi; öncelikle taşınmazda paydaş olan dava dışı kişiye de dava yöneltildikten sonra 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. madde hükümlerinin dava konusu olaya uygulanıp uygulanmayacağı tartışılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeplerle hüküm bozulmuştur.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d7cf323632c40dfd fd66c97da724b598