7. Hukuk Dairesi 2025/2775 E. , 2025/3482 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/29 E., 2025/15 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 431, 545, 2614, 3552, 3841, 3909, 4190, 4357, 4920, 4921 ve 4922 parsel sayılı taşınmazlarda davalılar ile paydaş olduklarını, taşınmazların davalılar tarafından kullanılması nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıklarını, 28.02.2012 tarihli ihtarname ile taşınmazlardan yararlanma isteklerini davalılara bildirdiklerini; ancak kullanamadıklarını ileri sürerek davalılar tarafından yapılan el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazları kullanmadığını, davalı ... ise taşınmazları davacılarla yapılan kira sözleşmelerine dayanarak kullandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.10.2014 tarihli ve 2012/111 Esas, 2014/374 Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, davalı ... yönünden ise davacılar tarafından verilen muvafakatnameler ve kira kontratına göre, 01.01.2010 ve 31.12.2012 tarihleri arasında dava konusu 431 ve 545 parsel sayılı taşınmazlar haricindeki taşınmazların davalı ...'in ekim ve biçimine muvafakat verildiği, 431 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının da davacılar tarafından kullanıldığı gerekçeleriyle bu parseller yönünden davanın reddine, 545 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.10.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.10.2017 tarihli ve 2015/4432 Esas, 2017/5887 Karar sayılı kararıyla mahkemenin davanın reddine dayanak yaptığı, dava konusu 2614, 3552, 3841, 3909, 4190, 4357, 4920, 4921 ve 4922 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 05.08.2009 tarihli muvafakatnamelerin sahte olduğu iddiası ile davacıların Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2015 tarih ve 2015/197 No.lu iddianamesi ile davalı ... hakkında anılan muvafakatnamelerin sahte olduğu iddiası ile dava açıldığı, anılan muvafakatnamelerin davacıların eli ürünü olup olmadığının tespitinden sonra toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. 3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.01.2019 tarihli ve 2018/9758 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararıyla davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/181 Esas ve 2015/778 Karar sayılı dosyası incelemesinde; müştekilerin davacılar olduğu, sanığın ise davalı ... olduğu, dava konusu muvafatnamelere ilişkin "özel belgede sahtecilik" suçundan yargılama yapıldığı ve neticesinde sanığın beraatine karar verildiği ve işbu kararın kesinleştiği, dava konusu muvafatnamelere ilişkin imza-yazı incelemesi neticesinde tanzim edilen kriminal raporda; müştekiler ve sanığın eli ürünü olduğuna dair tespit yapılamadığının belirtildiği, söz konusu kriminal raporda dava konusu evraklara dair irdeleme yapılmış olması ve yeterli değerlendirmeyi muhtevasında barındırması nazara alınarak tekrardan imza- yazı incelemesi yaptırılmadığı, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalının söz konusu taşınmazlarda paylı malik olduklarını ve davacılar rızası doğrultusunda taşınmazları kullandığını belirttiği, her ne kadar muvafakatnamelerdeki imzaları davacılar inkar etmiş ise de; yapılan yargılama neticesinde davalı ... hakkında beraat kararı verildiği, dava tarihi itibarıyla sahteciliğe dair iddia ve şikayette bulunulmadığı (03.12.2014 şikayet tarihi, 26.03.2012 dava tarihi), davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ...'nun davacılarla imzalanan muvafakatname ve kira sözleşmesinde isim ve imzasının bulunmadığı, murisleri babalarından intikalen gelen dava konusu taşınmazların erkek kardeşi diğer davalı ... tarafından kullanıldığına dair beyanı, diğer davalının bu durumu kabul etmesi ve keşif esnasında bu hususun tespit edilmiş olması nazara alınarak davalı ...'ya karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kira sözleşmesinin altındaki imzaların ...’ya ait olmamasının müvekkillerine ait olduğu anlamına gelmeyeceğini, sözleşmede yer alan ...’nun imzasının o tarihte kısıtlı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, bu durumun ... tarafından da bilindiğini, dava açıldıktan sonra el atma sona ermesine rağmen mahkemece eksik incelemeyle karar verildiğini, dava açılış tarihindeki haklılık durumuna göre de davacılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle sorununu çözümlemesi gerekmektedir. Somut olayda, tarafların dava konusu taşınmazlarda paydaş olduğu, taşınmazların davalılardan ... tarafından kullanıldığı, dosyaya sunulan muvafakat altındaki imzanın davacılara ait olmadığı ve geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu durumda dava konusu taşınmazların davacıların iznine dayalı kullanıldığı iddiasının ispat yükü davalı tarafa aittir. Bu durum ispat edilse dâhi, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi davalarında dava açılmış olmakla muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. Öte yandan davacılar vekili temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmaza el atmanın sona erdiğini belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e9e45b6f5f9d99b9 dcbc941035faead1