Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/2563 E., 2025/3716 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2563 E., 2025/3716 K. (18.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2563
Karar No
2025/3716
Karar Tarihi
18.09.2025

7. Hukuk Dairesi 2025/2563 E. , 2025/3716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/138 E., 2025/72 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu 107 ada 308 parsel numaralı taşınmazda müvekkilinin paylı maliklerden biri olduğunu, malikler arasında yapılan sözlü taksim anlaşması neticesinde her bir paydaşın taşınmaz üzerindeki yerinin belirlendiğini ve paydaşların kendi alanlarını kullandığını, davalıların taşınmazda paydaş olmamalarına rağmen dava konusu taşınmazdaki müvekkiline ait kısmı kullanarak haksız menfaat sağladıklarını ileri sürerek müdahalenin men'ine, hesaplanacak ecrimisil bedelinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda sözlü taksim sözleşmesinin olduğunu paydaşların geçmişten bu yana kendi yerlerini kullandıklarını, müvekkillerinin dava konusu taşınmazda yaklaşık 11 dönüm hissesi olan ...'ün izni ve muvafakati ile ...'e ait hisseyi kullandıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli kararında; davacı tarafın dava konusu taşınmazda tüm paydaşları bağlayacak bir fiili taksim bulunduğunu usulünce ispat edemediği, payına karşılık çekişmesiz yer kullanan davacının el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunamayacağı, davacının kendi payından az yer kullandığını iddia etmesi nedeniyle kesin çözüm getiren ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli ve 2023/975 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 13.05.2024 tarihli ve 2024/2562 Karar sayılı ilâmında; tefhim edilen hüküm sonucunda da "davanın reddine" karar verildiğinin belirtilmesine rağmen; gerekçeli kararın hüküm sonucunda, "davanın pasif husumet yokluğundan reddine" ifadesine yer vermek suretiyle tefhim edilen hüküm sonucu ve gerekçeli kararın hüküm sonucu arasında çelişki yaratıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı taraf dava konusu taşınmazda tüm paydaşları bağlayacak fiili taksim bulunduğunu usulünce ispat edemediği, payına karşılık çekişmesiz yer kullanan davacının el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunamayacağı, davacının kendi payından az yer kullandığını iddia etmesi nedeniyle kesin çözüm getiren ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz nedenlerinde; davalılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, taşınmazın tamamı üzerinden tamamlama harcı alınmasının yasaya aykırı olduğunu, müdahale edilen kısmın değeri üzerinden harç alınması ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalıların ...'ün hissesine binaen taşınmazı kullandıklarını ispat edemediklerini, taşınmazda fiili taksim yapılmış olmasına rağmen hangi hissedarın nereyi ve ne kadarlık kısmı kullandığının tam olarak tespit edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 18510a3869a2b4db a997316b025c2218

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı