Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/135 E., 2025/3843 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/135 E., 2025/3843 K. (24.09.2025) – Nafaka

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/135
Karar No
2025/3843
Karar Tarihi
24.09.2025
Konu
Nafaka, Miras

7. Hukuk Dairesi 2025/135 E. , 2025/3843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1731 E., 2024/1766 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/215 E., 2022/275 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın 21.11.2019 tarihinde öldüğünü, geriye tarafları mirasçı bıraktığını, murisin ...2. Noterliğinde 08.06.2009 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamede vasiyet eden ve tanıkların imzasının bulunmadığını, vasiyetnamede işleme katılan tanıkların tanıklık şartlarını sağlamadığını, vasiyetname düzenlenirken murisin iradesinin sakatlandığını ve vasiyetnamenin aynı zamanda davacının saklı paylarına da tecavüz ettiğini belirterek, ...2. Noterliğinin 08.06.2009 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesinin iptalini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; önceki beyanlarını tekrarla, davalıların cevap dilekçesinde saklı payın dava konusu olmadığını beyan ettiklerini, ancak vasiyetnamenin iptalinin mümkün olmaması halinde terekenin hesaplanması sonucunda murisin tasarruf nisabını aştığının anlaşılacağını ve bunun sonucu olarak müvekkilin saklı payına yapılmış olan tecavüzün yargılama neticesinde tenkisinin gerekeceğini belirtmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamede imzaların tam ve eksiksiz bulunduğunu, vasiyetname tanıklarının vasiyetname esnasında tanıklık yapmaya engel hâllerinin olmadığını, murisin iradesinin sakatlanmadığını, saklı pay ihlalinin vasiyetnamenin iptali değil tenkis davasının konusu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Vasiyetnameye katılan tanıkların tanıklık şartlarını sağlamadıklarını ve bu hususta Mahkemece araştırma yapılmadığını, 2. Murisin iradesinin sakatlandığının sabit olduğunu ve tanık Kamil'in beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, 3. Muris saklı payı ihlal ettiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve saklı payın ihlaline dayalı terditli tenkis istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 hükmü ''(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' şeklinde düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı maddelerinde düzenlenen tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez. Tenkise tâbi sağlararası kazandırmalara ilişkin 4721 sayılı Kanun’un ilgili 565. maddesi şöyledir: "3. Sağlararası kazandırmalar a. Tenkise tâbi kazandırmalar Madde 565 - Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar." Mutlak olarak tenkise tâbi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlâl kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken 4721 sayılı Kanun'un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. Diğer taraftan; tenkis davalarında ileri sürülen iddia gizli bağış (para bağışı) niteliğinde ise, bir başka ifade ile miras bırakan tarafından davalıya kayda dayalı bir devir yapılmamış ise, miras bırakanın davalıya para bağışladığı gözetilerek, elden bağışlanan bu paranın miras bırakanın ölüm tarihinde ulaşacağı miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilmesi ve tespit edilen bu değer üzerinden tenkis hesabının yapılması gerekmektedir. Zira murisin bedel vermek suretiyle temlikte bulunduğu hâllerde davalıya kazandırılan malların bedelleri de tenkise tâbi olacaktır. Ancak, bu hâlde tenkise tâbi tutulacak miktar, miras bırakan tarafından davalılara verilen paranın, mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerdir. Miras bırakan tarafından davalıya mal alınırken verilen paranın miktarını saptamak, bu paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değeri, paranın satın alma gücündeki değişimleri usulünce belirli kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplamak, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişiden rapor almak, bu yolla belirlenen değerin tenkis hesabında dikkate alınacağını gözetmek (H.G.K.'nın 30.11.2005 gün ve 2005/2-581 Esas, 2005/672 sayılı Kararı ) bu şekilde davalı yararına yapılan kazandırmaların mirasın açıldığı tarihteki değerlerini doğru olarak tespit edip, bu değerler dikkate alınarak tenkis edilecek bedeli bulmak ve bu bedele taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek dava tarihinden itibaren faiz uygulamak gerekir. Öte yandan, davacılar tarafından davalıya kazandırıldığı iddia olunan payın akitte gösterilen bedelden daha yüksek bir bedel ödenerek temlik alındığı hususu iddia ve ispat edilmediği sürece akitte gösterilen satış bedelinin dikkate alınması, murisin ölüm tarihinde ulaşacağı miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespit edilmesi, tespit edilen miktar üzerinden tenkis raporunun alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Somut olaya gelince; davacı taraf, dava dilekçesinde şekle aykırılık ve irade fesadı nedeniyle davaya konu ...2. Noterliğinin 08.06.2009 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesinin iptali ile birlikte bu vasiyetnamenin saklı payı ihlalinden bahsederek iptal isteminde bulunduğunu belirtmiş, cevaba cevap dilekçesinde de iptalin mümkün olmaması halinde saklı payına yapılan tecavüz nedeniyle tenkisinin gerektiğini bildirmiştir. Ancak Mahkemece sadece vasiyetnamenin usul ve kanuna göre iptalinin mümkün olup olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Dilekçelerin teatisi sürecinde açıklanan tenkis talebiyle ilgili olarak Mahkemece araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ile yazılı şekilde verilen karar doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 85c605b61866ed2d dbe932b73c7f7302

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı