7. Hukuk Dairesi 2025/107 E. , 2025/3836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1641 E., 2024/2761 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVALARDA İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/250 E., 2023/55 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleştirilen davada davalı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin kamu hizmetinde kullanıldığını, gelir elde edilmediğini, bu nedenle ecrimisil talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve birleştirilen davada vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; asıl dava yönünden istinaf başvurusunun esastan, birleştirilen dava yönünden ise istinaf başvurusunun hükmedilen ecrimisil miktarı itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığından usulden reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava ve birleştirilen dava, ecrimisil istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesinde; "istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar" düzenlemesi mevcuttur. Aynı Kanun'un 366. maddesi ise; "Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 3 49... . maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. Miktar veya değeri istinaf kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun’un 341/2 hükmü uyarınca istinaf edilemez. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 346/1 hükmü uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 341. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un Ek 1/2 hükmünde yer alan “hükmün verildiği” ibaresi “davanın açıldığı” şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmî Gazete’de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulanma” kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkânının bulunmadığı kuşkusuzdur. 1. Dosya içeriğine göre asıl dava yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yeni düzenlemenin eldeki davaya uygulanma imkânı olmadığından asıl dava yönünden hükmedilen ecrimisil miktarının 19.940,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle 2024 yılı temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Birleştirilen davada istinaf dilekçesinin usulden reddine dair karar yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; İlk Derece Mahkemesince 24.02.2023 tarihinde nihai kararın verildiği ve bu tarih itibarıyla usul işlemlerinin tamamlandığı, 7550 sayılı Kanun'la getirilen "davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına" ilişkin düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, yeni düzenlemenin eldeki davaya uygulanma imkânının bulunmadığı, kesinlik sınırının tespitinde kararın verildiği 2023 yılındaki 17.830,00 TL değerindeki parasal sınırın esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemeye ve dosya içeriğine göre; Mahkemece reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın 11.670,00 TL olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin karar verdiği tarihteki kesinlik sınırının altında kaldığı, istinaf dilekçesinin reddine dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme ve gerekçe bölümü 1.bentte açıklanan sebeple asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla REDDİNE, 2. Değerlendirme ve gerekçe bölümü 2. bentte açıklanan sebeple asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Asıl ve birleştirilen davalar ecrimisil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; asıl dava yönünden istinaf isteminin esastan reddine, birleştirilen dava yönünden ise dava değeri olan 11.670,00 TL kararın verildiği 2023 yılı itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında olduğu için istinaf isteminin kesinlikten reddine karar verilmiş, davalı vekilinin bu kararı temyizi üzerine Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından asıl dava yönünden hükmün temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine, birleştirilen dava yönünden hükmün onanmasına karar verilmiştir. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda; asıl dava yönünden hükmedilen 19.940,00 TL'nin temyiz kesinlik sınırı altında olması nedeniyle temyiz dilekçesinin miktardan reddine yönelik karara katılmakla beraber, birleştirilen dava yönünden davanın açıldığı 2022 yılında istinaf kesinlik sınırı 8.000,00 TL olduğundan onama yönündeki karara katılmak mümkün değildir. Şöyle ki; 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Açıklanan gerekçeyle, birleştirilen davada miktar yönünden dava tarihi itibariyle istinaf incelemesi mümkün hâle geldiği için Bölge Adliye Mahkeme kararının işin esasının incelenmesi yönünde bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.