7. Hukuk Dairesi 2025/1126 E. , 2025/2630 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/35 E., 2024/345 K. Mahkeme kararı asıl dava davacıları-birleştirilen dava davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili; müvekkillerinin annesi ... ile davalıların babası ... arasında ... 10. Noterliğince düzenlenen 25.02.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile 2 numaralı bağımsız bölümün satış vaadinin gerçekleştirildiğini, sözleşme uyarınca 110.000,00 TL satış bedelinin murisleri tarafından ...’a ödendiğini, bu sözleşmeden sonra 08.09.2014 tarihinde sözleşmenin tarafları olan ... ve ...’nin evlendiğini, evlenme nedeniyle sözleşmede ... olarak görünen alacaklının soyadının değişerek ... olduğunu, ... ve ...'ın müvekkillerinin aynı zamanda babaları olan ... tarafından 03.11.2014 tarihinde vurularak öldürüldüğünü, ... ve ...’nin aynı anda ölmeleri nedeni ile birbirlerinin mirasçısı olmadıklarını, geride ...'ın mirasçıları olarak davalıların, ... mirasçıları olarak ise davacıların kaldığını, satış vaadi sözleşmesi uyarınca tapuda işlem yapılamadan tarafların ölmüş olması nedeni ile öncelikle sözleşmeye konu taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkillerinin miras payları oranında adlarına tesciline, bu talebin mümkün olmaması hâlinde satış bedeli olan 110.000,00 TL’nin faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-birleştirilen davada davacılar vekili; merhum ... ile ...’nin gayri resmî ilişki yaşadıklarını, bu ilişki nedeniyle ... ve ...’nin ilk eşlerinden boşanarak 08.09.2014 tarihinde evlendiklerini, taraflar arasında evlilik öncesi ... 10. Noterliğinin 25.02.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümünün satışının vaad edildiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihte tarafların sevgili olduklarını, sözleşmede her ne kadar bedel ödenmiş gibi görünse de gerçekte bedelsiz gerçekleştirildiğini, tarafların yaşadıkları gönül ilişkisi nedeni ile ...’nin kira bedelinin dâhi merhum babaları tarafından ödendiğini, alım gücü bulunmayan sözleşme alacaklısının belirtilen bedeli ödemesinin mümkün olmadığını, muris ...’nin sözleşmeye konu taşınmazını banka kredisiyle aldığını ve kredi taksitlerini ödediğini, satın aldığı tarihten itibaren henüz 45 gün geçmişken taşınmazını satması için haklı ve geçerli bir nedeninin bulunmadığını ileri sürerek; mal kaçırma kastıyla hareket eden murisin yapmış olduğu sözleşmenin muvazaa nedeniyle iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. 2.Davacı-birleştirilen davada davalılar vekili; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararı ile davaya cevap dilekçesinde ileri sürüldüğünü, Mahkemece bu iddialara itibar edilmeyerek sözleşme uyarınca müvekkillerinin alacaklı olduğuna karar verildiğini, Özel Daire tarafından hükmün talep aşılarak karar verildiği gerekçesi ile bozulduğunu, dolayısıyla işin esasının Yargıtay incelemesinden geçtiğini ve dosyanın karar düzeltme aşamasında olduğunu, davanın kötüniyetle açıldığını, satış vaadi sözleşmesinin tüm unsurları ile geçerli olduğunu savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen ilk kararda; “davanın taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası olduğu, yargılama aşamasında sözleşmeye konu taşınmazın ... 7. İcra Müdürlüğünün 2015/4027 Esas sayılı takip dosyasında yapılan ihale ile 29.02.2016 tarihinde satıldığı, icra dosyasının incelenmesinde ihale tarihindeki değerinin 210.000,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre davacıların edimin imkânsızlaştığı ihale tarihi itibariyle taşınmazın tespit edilen değerini davalılardan isteyebileceği, somut olayda tarafların murisleri arasında usulüne uygun şekilde sözleşme yapıldıktan sonra taşınmazın icradan satılması nedeni ile ifanın imkansız hâle geldiği, hâl böyle olunca alacaklının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre uğradığı müspet zararı isteyebileceği, zararın tayininde ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki rayiç değere göre karar verilmesi gerektiği, icra dosyasına göre taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 210.000,00 TL olduğu” gerekçesi ile bu bedelin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince; “davacılar satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talebinde bulunmuş, dava değerini 110.000,00 TL göstererek bu bedel üzerinden harç yatırmışlar, ancak Mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine, taşınmazın rayiç bedeli üzerinden belirlenen 210.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilerek harçlandırılmayan değer bakımından talep aşılarak karar verilmiştir. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken, taleple bağlı kalınarak harçlandırılan değer olan 110.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen ikinci kararda “asıl davaya konu satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkânsız hâle gelmesi nedeniyle tazminat isteminin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi; birleştirilen davada her ne kadar muris muvazaası nedeniyle satış vaadi sözleşmesinin iptali talep edilmiş ise de davacıların dayandıkları delillerle muris muvazaasını kanıtlayamadıkları, birleştirilen davanın Yargıtay bozma ilâmından sonra 31.07.2018 tarihinde açıldığı, hâl böyle olunca verilen hükmün icrasına engel olmak için kötüniyetli olarak açıldığının kabul edilmesi gerektiği, diğer yandan birleştirilen davada ileri sürülen satış vaadi sözleşmesinin iptali nedenlerinin asıl davada cevap olarak ileri sürüldüğü ve iddiaların ispat edilemediğine karar verildiği” gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 110.000,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince; “birleştirilen satış vaadi sözleşmesinin iptali davasının Dairenin bozma ilâmından sonra 31.07.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak açıklama ve ispat hakkını da içerir (HMK md. 27). Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir (HMK md. 189/1). Birleştirilen davada ispat yükü üzerinde olan davalılar-birleştirilen dava davacıları dava dilekçesine yemin deliline, delil listesinde tanık deliline dayanarak tanıklarının isimlerini bildirmiştir. Davalı-birleştirilen dava davalılarının gösterdiği tüm deliller toplanmadan, bildirdiği tanıklar dinlenilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulmasına karar verilmiştir” gerekçesiyle karar bozulmuştur. ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2021/256 Esas, 2021/437 Karar sayılı kararı ile önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Karara karşı davalı-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Hukuk Genel Kurulunca: “her iki tarafın da iddia ve savunmalarına dayanak delillerini bildirdikleri, Mahkemece davacı-birleştirilen dava davalılarının dayanmış oldukları tüm delillerin toplandığı, buna karşılık davalı-birleştirilen davacıların göstermiş olduğu delillerin muris muvazaasının ispat edilemediği ve davanın kötüniyetli açıldığı gerekçesiyle toplanmadığı, davacı-birleştirilen davalıların annelerinin yararına yapıldığı anlaşılan sözleşmenin gerçek yönünün duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması, ispat yükü üzerinde bulunan davalı-birleştirilen davacıların bildirdikleri tanıkların dinlenilmesi, dava dilekçesinde yemin deliline dayandıkları gözetilerek gerektiği takdirde davanın çözümüne ilişkin vakıaların ispatı yönünden bu delilden de faydalanılması suretiyle inceleme yapılması, toplanan tüm delillerin birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi sonucunda oluşan sonuç uyarınca bir karar verilmesi, Mahkemece eldeki muvazaa davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılan davalı-birleştirilen dava davacılarının gösterdiği tüm deliller toplanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle davalı-birleştirilen davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “asıl dosya davalılarının muris ... mirasçıları olduğu, asıl dosya davacılarının ise ... mirasçıları olduğu, ...'ın davacıların murisi ...'ın ikinci eşi olduğu, davaya konu ... 10. Noterliğince düzenlenen 25.02.2014 tarihli 3536 yevmiye No.lu satış vaadi sözleşmesi ile sözleşmeye konu 2 No.lu bağımsız bölümün muris ... tarafından ...'a satışının vaad edildiği, taşınmazın muris ... tarafından ... bankasından aldığı kredi ile bedelini ödeyerek ... ... adlı kişiden 03.01.2014 tarihinde satın alındığı, taşınmaz üzerine ... Bankası tarafından ipotek tesis edildiği, kredi sözleşme tarihinin 02.01.2014 olduğu, muris ...'ın ... ile 08.09.2014 tarihinde resmi olarak evlendiği, ...'ın davalıların annesi ...'dan 01.07.2013 tarihinde boşandığı, boşanmadan önce ... ile duygusal birlikteliklerinin bulunduğu, resmi olarak evlendikleri, 08.09.2014 tarihinden önce görüştükleri, birlikteliklerinin bulunduğu ...'ı güvence altına almak için satış vaadine konu taşınmazı 03.01.2014 tarihinde satın aldıktan sonra davaya konu 25.02.2014 tarihli satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği, satış vaadi sözleşmesinin davalılardan mal kaçırma kastı ile muvazaalı olarak düzenlediği, ...'ın herhangi bir bedel ödemediği, ...'ın birlikte olduğu ve daha sonra resmi olarak evlendiği ...'a ekonomik yönden güvence sağlamak ve davalı çocuklardan mal kaçırma kastı ile satış vaadi sözleşmesi ile maliki bulunduğu taşınmazı ...'a devrettiği” gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın muris muvazaasına dayalı olarak kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl dava davacıları-birleştirilen dava davalıları vekili temyiz dilekçesinde; birleştirilen dava davacıları tanığının dâhi lehlerine olduğunu, birleştirilen dava davacılarının murisi olan babalarının mal kaçırma kastı olmadığını, üzerine kayıtlı evi murislerine devretmediği gibi aracını da devretmediğini, aracını satarak borçlarını ödediğini ve çocuklarına borç bırakmadığını, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat; birleştirilen dava satış vaadi sözleşmesinin muris muvazaası nedeniyle iptali talebine ilişkindir. 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhaemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz karar harcının yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.