7. Hukuk Dairesi 2024/5143 E. , 2025/513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/224 E., 2024/85 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 131 ada 1 ve 131 ada 2 numaralı taşınmazların 1927 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığını, müvekkilinin söz konusu taşınmazlardan 1 parsel sayılı taşınmazın 2.996,00 m²'si ile 2 parsel sayılı taşınmazın 1.590,00 m²'sini imar-ihya edip tarım arazisi olarak yaklaşık 45 yıldır zilyetliğinde kullandığını, ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına 20.06.1995 tarihinde 657 parsel numarası ile tescil edildiğini, taşınmazın imar uygulaması görmesi ile 1 ve 2 parsel numaralarını aldığı, TMK'nın 713/1. maddesinde yer alan kazanma koşullarının gerçekleştiğini belirterek 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2.996,00 m²'si ile 131 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1.590,00 m²'lik kısımlarının davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının zilyet olmadığını, TMK'nın 713. maddesindeki koşulların oluşmadığını, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkeme ilk kararında; 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar vermiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2018/14907 Esas, 2020/2772 Karar sayılı ilamında özetle, TMK’nın 713/1.maddesine dayanılarak tespit dışı bırakılma tarihinden Hazine adına tescil tarihine kadar olan sürede davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu ileri sürülerek tapu iptal ve tescil talep edildiğinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, işin esasına girilerek iddia, savunma, toplanan ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ziraat bilirkişisi tarafından imarın 1970 yılında başlandığı, imar-ihyanın ise 1975 tarihinde tamamlandığı tespit edilmiş ise de; hava fotoğrafları incelendiğinde dava konusu 365 ada 6 ve 365 ada 7 parsel içerisinde bulunan (A) ve (B) harfi ile gösterilen alanların 1972 ve 1976 tarihli hava fotoğraflarında, çay etki alanı içerisinde kaldıkları, herhangi bir imar-ihya çalışmasının olmadığı, keza 1992 tarihli hava fotoğrafında da, "Ham toprak" niteliğinde oldukları tespit edildiğinden 1976 tarihli hava fotoğrafına göre 1995 tarihine kadar taşınmazın kullanım süresinin yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; İskenderun 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/335 Esas sayılı dosyasındaki 1976 tarihli hava fotoğraflarının işbu dosya için de değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişi orman yüksek mühendisi raporunun 1.sayfasında hava fotoğraflarının doğru yorumlanması, stereoskopik inceleme için ardışık ve bindirmeli iki adet hava fotoğrafının gerektiği belirtilmesine rağmen tek resim üzerinden de inceleme yapmanın olanaklı olduğu tespitine yer verildiğini, Raporun 2. sayfasında, Hazine adına tescil tarihi olan 1995 yılına en yakın 1992 tarihli hava fotoğrafı üzerinden rapor düzenlendiği belirtildiğinden 1992 yılı üzerinden aleyhe değerlendirme yapılmasını kabul etmediklerini, Narenciye ağaçları dikilmeden önce de dava konusu taşınmazların tarım alanı olarak kullanıldığı, Hava fotoğraflarının harita mühendisi ya da jeodezi veya fotogrametri mühendisi bilirkişiye incelettirilmesi gerekirken orman mühendisinin hazırladığı tek kişilik rapor ile sonuca varıldığını, Taşınmazda toprak etüdü yapılması, toprağın hangi tarihten itibaren tarım arazisi olarak kullanıldığının keşif yapılarak tespitinin yapılması gerektiğini, belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, TMK'nın 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılması ve tapu siciline tescil edilmeleri mümkün değildir. Ancak Devletin hüküm ve tassarrufu altındaki yerlerle ilgili düzenlemeye yer veren Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun 715. maddesinin son fıkrasında, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel kanun hükümlerine tâbi olduğu açıklanmıştır. Nitekim 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu (KK)'nun 17. maddesinde imar ve ihya kurumuna yer verilmiş ve bu yolla taşınmaz kazanılması imkânı getirilmiştir. 3402 sayılı Kanunu'nun "ihya edilen taşınmaz mallar" başlığını taşıyan 17. maddesi: "Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14'üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz." hükmünü içermektedir. Anılan madde gereğince, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, aynı Kanun'un 14. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi hâlinde imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi, aynı Kanun'un 33/3. maddesi gereğince genel hüküm niteliğinde olup, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmazlar hakkında da uygulanır. Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. Makilik ve fundalık yerler orman toprağı ise imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Zira kanun koyucu Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerini gözeterek ormanların imar ve ihya ile kazanılmasını yasaklamıştır. Aynı ilkenin bir sonucu olarak, 3402 sayılı Kanun7un 16/A maddesinde belirtilen hizmet malları, 16/B maddesinde belirtilen orta malları, yollar, meydanlar ile 16/C ve 16/D maddelerinde belirtilen taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Bunun yanısıra, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılması mümkündür. Buna karşılık aktif nehir, çay yatakları etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir (HGK'nın 02.10.1996 tarihli ve 1996/20-429 Esas, 1996/643 Karar; 18.02.1998 tarihli ve 1998/4-122 Esas, 1998/138 Karar sayılı kararları). Taşınmazın imar ve ihya ile edinilebilecek yerlerden olma niteliği yanında, tapu sicilinde kayıtlı olmaması da gerekmektedir. Tapuda Hazine ya da gerçek ve tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir. Ayrıca il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar da imar ve ihya ile kazanılamazlar. Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarfedilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmazın emek ve masraf sarfı ile tarım arazisi hâline getirilmesi hâlinde imar ve ihyadan söz edilebilir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır. Emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki, taşınmazın daha verimli hâle getirilmesi gibi çalışmalar imar ve ihya sayılmaz. Bu tür yerlerin imar-ihyaya gerek olmaksızın, TMK'nın 713/1 ve KK'nın 14. maddeleri gereğince kazanılmaları mümkündür. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin emek ve para sarf edilerek tarım toprağı hâline getirdikten sonra güçlendirmek amacıyla yapılan işlemler ihya olgusu içinde kabul edilmelidir. Taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşlar, meydana getirilen eserler KK'nın 17. maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemez. Maddi olgu olan imar ve ihya, her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre, yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller imar ve ihyanın kanıtlanmasında kullanılabilir. İmar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki yollama gereğince aynı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekmektedir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır. Öte yandan; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hâllerde zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Somut olaya gelince; eldeki dava, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacıların murisi dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 1927 yılında kadastro sırasında dere yatağı olarak tapulama harici bırakıldığını, 1995 yılında da dereden ihdas ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazı uzun yıllardır kullandığını, imar-ihya ettiğini belirterek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Mahkemece, ziraat bilirkişisi tarafından imarın 1970 yılında başlandığı, imar-ihyanın 1975 tarihinde tamamlandığı, 1995 yılına kadar 20 yıllık sürenin tamamlandığı tespit edilmiş ise de; orman yüksek mühendisi bilirkişisine ait raporda davacı tarafından imar ihya edildiği belirtilen (A) ve (B) harfi ile gösterilen alanların 1972 ve 1976 tarihli hava fotoğraflarında, çay etki alanı içerisinde kaldıkları, herhangi bir imar-ihya çalışmasının olmadığı, keza 1992 tarihli hava fotoğrafında da "Ham toprak" niteliğinde oldukları tespit edildiğinden 1976 tarihli hava fotoğrafına göre 1995 tarihine kadar taşınmazın kullanım süresinin yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bu haliyle dosya kapsamında aldırılan ziraat ve orman yüksek mühendisi bilirkişilere ait raporların birbirleriyle uyumlu olmadığı, imar ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve süresi hakkında çelişkiler barındırdığı, hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanınca incelenmediği ve dosyayı aydınlatacak sayıda hava ve uydu fotoğraflarının temin edilemediği anlaşılmaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına alınmalıdır. Belirtilen eksikler tamamlanıp dosya keşfe hazır hale geldikten sonra mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılarak dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 adet hava fotoğrafları ile ortofoto ve uydu fotoğraflarının incelenmesi, taşınmaz bölümlerinin imar-ihya gerektirip gerektirmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise başlangıç ve tamamlanma tarihlerinin belirlenmesi, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı tespit edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Temyiz incelemesine konu İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.04.2024 tarihli 2020/224 Esas, 2024/85 Karar sayılı kararı, Dairemizin 05.02.2025 tarihli ve 2024/5143 Esas, 2025/513 Karar sayılı kararında; "(...) Dosyayı aydınlatacak sayıda hava ve uydu fotoğraflarının temin edilemediği anlaşılmaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına alınmalıdır. Belirtilen eksikler tamamlanıp dosya keşfe hazır hale geldikten sonra mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılarak dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 adet hava fotoğrafları ile ortofoto ve uydu fotoğraflarının incelenmesi, taşınmaz bölümlerinin imar-ihya gerektirip gerektirmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise başlangıç ve tamamlanma tarihlerinin belirlenmesi, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı tespit edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir...." ş"(...) Dosyayı aydınlatacak sayıda hava ve uydu fotoğraflarının temin edilemediği anlaşılmaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilerek dosya arasına alınmalıdır. Belirtilen eksikler tamamlanıp dosya keşfe hazır hale geldikten sonra mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılarak dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 adet hava fotoğrafları ile ortofoto ve uydu fotoğraflarının incelenmesi, taşınmaz bölümlerinin imar-ihya gerektirip gerektirmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise başlangıç ve tamamlanma tarihlerinin belirlenmesi, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı tespit edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir...." şeklindeki gerekçe ile ve çoğunluk görüşü ile bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, 22.02.2022 tarihli 6 no'lu celsede "Harita Komutanlığına müzekkere yazılarak dava konusu taşınmazın bulunduğu mahaldeki 1995 yılından 15-20-25 yıl geriye doğru tarihine kadar olan hava fotoğraflarının (3 adet) mahkememize gönderilmesinin istenilmesine,..." şeklinde ve yine 19.01.203 tarihli 9 No.lu celsede "Mahkememizce, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümün bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenerek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmasına,..." şeklinde ara kararı oluşturulmuş, yani bozma kararının gerekçesine konu araştırmalar yapılmıştır. Mahkeme ayrıca Orman Yüksek Mühendisi bilirkişiden rapor almıştır. Orman Yüksek Mühendisi ...tarafından hazırlanarak mahkemeye sunulan 22.10.2022 tarihli raporda özetle; 1972-1992 yıllarına ait hava fotoğraflarının gönderilmediği, İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/335 Esas sayılı dosyasına gönderilen 1976 tarihli hava fotoğrafından yararlanıldığı, yine Hazine adına tescil tarihi olan 1995 yılına en yakın 1992 tarihli hava fotoğrafının bilgisayar ortamında aplike edildiği belirtildikten sonra, dava konusu 2986,01 m2 ve 1540,61m2'lik taşınmazların 1972 ve 1976 tarihli hava fotoğraflarında çay etki alanı içerisinde kaldıkları, her hangi bir imar-ihya çalışmasının olmadığı, 1976 tarihli hava fotoğrafına göre 1995 tarihi itibariyle arazi kullanım süresinin yeterli olmadığı belirtilmiştir. Bozma kararına gerekçe olan 1976 tarihli hava fotoğrafı başka bir dosyaya getirtilmiş, bilirkişi tarafından bu hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmiştir. Yeniden istenilecek hava fotoğrafının farklı bir fotoğraf olması ihtimali bulunmadığına göre, bu hava fotoğrafı esas alınarak düzenlenen rapor hüküm kurmaya yeterlidir. Davacı, imar-ihya olgusuna ve zilyetliğe dayalı olarak görülmekte olan davayı açmıştır. Taşınmazların evveliyatının dere yatağı olduğu bizzat davacı vekili tarafından dava dilekçesinde belirtilmiş olup, zaten taraflar arasında ihtilaflı bir konu değildir. Bilirkişi raporuna göre, 1976 tarihli hava fotoğrafında imar-ihya çalışmasının olmadığı belirtilmiş olup, bu husus, raporda yer alan krokilerden de anlaşılmaktadır. Taşınmazın imar ve ihya edildiği bir tarafa, her şeyden önce kazandırıcı zilyetlik süresi dolmamıştır. Sonuç olarak; mahkemenin araştırması yeterli olup, başkaca bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olup, kararın onanması gerektiği kanaatindeyiz. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.