7. Hukuk Dairesi 2024/5072 E. , 2025/552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1987/1484 E., 1989/1766 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; 1. Dava konusu 95 parselin kadastro tespitinden itibaren tedavüllü kayıtlarının dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda tam olarak bulunmadığı belirlenmiştir. Bu itibarla, dava konusu 95 parselin kadastro tespitinden itibaren tedavüllü kayıtlarının tam ve eksiksiz olarak ilgili Tapu Müdürlüğünden istenmesi gerekmektedir. Dava dosyasında 95 parsele ilişkin olarak önceden temin edilen tedavüllü kayıtlar arasında, 95 parselin 605 parsele dönüşmesine esas evrakların bulunmadığı anlaşıldığından bu iki parsel arasındaki irtibatı gösterir evrakların özellikle ve eksiksiz olarak istenilmesi gerekmektedir. Ayrıca yine dava dosyasında önceden temin edilen tedavüllü kayıtlar arasında, 13341 ada 126 parseldeki davalılar adına olan payların kamulaştırılmasına ilişkin evrakların da bulunmadığı anlaşıldığından, anılan evrakların da özellikle ve eksiksiz olarak istenilmesi gerekmektedir. 2. Ayrıca Mahkeme kararının, temyiz yoluna başvurmayan dahili davalı ...'ye, MERNİS'te kayıtlı adresi esas alınmak suretiyle doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesindeki usule göre tebliğ edildiği görülmüştür. Oysa ki 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'la değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu kanun değişikliğine göre muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun’un 21/2 nci maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanun’un 10 uncu maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanun'un 20 ve 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliği’nin 29 uncu maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir. Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran merciye geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanun’un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2 nci maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanun’un 21/2 nci maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2 nci maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2 nci maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36 ncı maddesine ve Tebligat Kanunu'nun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; gerekçeli karara ilişkin tebligatın dahili davalı ...'nin bilinen en son adresine çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerekirken, ilk seferde doğrudan Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapılması usulüne uygun olmadığından, adı geçen davalının adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde kararın tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklendikten sonra veya kararın süresinde temyiz edilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesinde belirtilen usuli işlemlerin yapılması ve temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi suretiyle belirtilen usuli işlemlerin tamamlanması gerekir. Tebligata ve tapu kayıtlarına ilişkin açıklanan eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/5072 E., 2025/552 K. (06.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5072
- Karar No
- 2025/552
- Karar Tarihi
- 06.02.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1395 E., 2025/607 K. 10.02.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2216 E., 2025/576 K. 06.02.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/542 E., 2025/593 K. 06.02.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4884 E., 2025/557 K. 06.02.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1987 E., 2025/566 K. 06.02.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1487 E., 2025/567 K. 06.02.2025