7. Hukuk Dairesi 2024/1487 E. , 2025/567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/389 E., 2023/1242 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/17 E., 2022/213 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1744 ada 33 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazda 27.08.1927 tarih ve 171 sayılı ... lehine 0.01 TL'lik ipotek kaydı bulunduğunu, taşınmaz hakkında kamulaştırma işlemi başlatıldığını, acele el koyma kararı verildiğini, bu kararda kamulaştırma bedelinin tapu kaydı üzerindeki takyidatlar bedele yansıtılarak hissedarlara ödenmesine karar verildiğini, ipoteğin kaldırılması için ilgili makamlara başvuruda bulunduğunu, ancak sonuç alamadığını ileri sürerek, taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin belirlenerek tediye mahalline yatırılması sonrasında ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; ipoteğe konu taşınmaz veraset ile intikal gördüğünden tüm mirasçıların katılımının sağlanması gerektiğini, dava konusu ipoteğin edinme sebebi kısmında Hazineye ait taşınmazın taksitli satışı üzerine satış bedelinin güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla kanuni ipotek tesisi yolu ile konulduğunun görüldüğünü, bu satış bedelinin ödendiğini gösterir herhangi bir kayıt mevcut olmadığı gibi davacının dava dilekçesinde, yapacağı ödemeye mukabil ipoteğin kaldırılması yönündeki talebi dikkate alındığında ipotek tesisinin yolsuz olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Karşı dava dilekçesinde ise; dava konusu ipotek borcunun ödendiğine dair bir kayıt olmadığını, bu nedenle mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın taksitle satışı neticesinde satış bedelinin güvence altına alınması amacıyla kurulan kanuni ipoteğin ipotek/satış bedelinin günün koşullarına uyarlanarak vade tarihine kadar kanuni faiz, vade tarihinden sonra ödeme tarihine kadar 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tapu maliklerinin görülmekte olan davaya muvafakat ettiklerine ilişkin dosyaya dilekçe göndermiş oldukları, dava dosyasında mevcut kaldırılması talep edilen ipoteğin dayanağı akit tablosu ve tapu kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, dava konusu ipotek Hazineye ait taşınmazın taksitli satışı üzerine satış bedelinin güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla konulduğu, kesin borç ipoteği olduğu, dava konusu ipoteğe ilişkin icra takibi yapılmadığının bildirildiği, tapu kaydında ipotek alacaklısı ... lehine 0,01 TL tutarlı, 1927 tarihli ve 171 sayılı ipotek mevcut olduğu, taşınmazda tesis edilen bu ipoteğin karşılığı borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, 0,01 TL ipotek bedelinin daha sonraki yıllarda Türk parasından 6 sıfır atıldığı da gözetilerek yasal faizi ile birlikte uzman bilirkişiye hesaplattırıldığı, ana para ve işlemiş faiz tutarının toplam 0,03 TL olduğu ve belirlenen değerin davacı tarafça depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına, karşı davada ise; alacağı (taşınmaz rehni) ipotekle teminat altına alınan taraf, ipotek borçluları aleyhine bu yola mahsus takip yoluyla ipoteğin paraya çevrilmesini ve alacağının tahsilini icra dairesinden isteyebileceği, ayrı bir alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davacı tarafından açılan ipotek bedelinin uyarlanmasına ilişkin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6100 sayılı HMK'ya 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile ilave edilen Ek Madde-1 hükmü uyarınca yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında kesinlik sınırının 2022 yılı için 8.000,00 TL olduğu, HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri 8.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararların kesin olup, HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi İlk Derece Mahkemesince reddedilebileceği gibi HMK'nın 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği, somut olayda asıl davada ve karşı davada dava konusu ipotek bedelinin HMK’nın 341/2.maddesi gereğince karar tarihinde yürürlükte olan 8.000,00 TL kesinlik sınırının altında kaldığı, davalı/karşı davacının istinaf başvurusuna konu ipotek bedelinin 1,00 TL olduğu gerekçesiyle davalı/karşı davacı Hazine vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1-b maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik nedeniyle ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; ipoteğin yasa gereği alacak ödenmediği takdirde hak sahibine rehin konusu taşınmazı sattırarak bedelinden alacağını elde etme yetkisi veren bir tür taşınmaz rehni olduğunu, taşınmaz rehninin sona erme sebeplerinin (TMK. m.858) ipoteğin sona ermesi bakımından da geçerli olduğunu, ipoteğin her şeyden önce bahse konu hakkın terkin edilmesi halinde sona ereceğini, terkinin de kural olarak ipotek hakkına sahip olan (rehinli) alacaklının yazılı terkin talebi (terkine muvafakat beyanı) üzerine tapu memuru tarafından gerçekleştirileceğini (TMK. m.1014), bunun için taşınmaz malikinin rızasının aranmayacağını, TMK. 858/II maddesinde kamulaştırma halinde taşınmaz rehninin sona erip ermeyeceği hususunda özel kanun hükümlerinin saklı tutulduğunu, ipotek hakkının kamulaştırma bedeline geçeceğinin düzenlendiğini, taşınmaz kaydında yer alan ipotek bedelinin ödenmediğinin gelen belgelerden açık olduğunu, ipoteğin yolsuz olmadığını, bu nedenle asıl davanın reddi gerektiğini; karşı dava yönünden ise Hazineye ait taşınmazın taksitli satışı üzerine satış bedelinin güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla kanuni ipotek tesisi gerçekleştirildiğini, dosyaya sundukları belgelerden satış bedelinin ödendiğini gösterir herhangi bir kayıt mevcut olmadığı gibi davacının dava dilekçesindeki yapacağı ödemeye mukabil ipoteğin kaldırılması yönündeki talebi dikkate alındığında ipotek bedelinin güncellenerek 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı ile Hazineye ödenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın taksitle satışı neticesinde satış bedelinin güvence altına alınması amacıyla kurulan kanuni ipoteğin bulunması halinde ipoteğe esas sözleşme akit tablosu ve ilgili tüm bilgi belgelerin celbi ile ipotek/satış bedelinin günün koşullarına uyarlanarak vade tarihine kadar kanuni faiz vade tarihinden sonra ödeme tarihine kadar 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51 inci maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı ile tahsiline karar verilmesini İlk Derece Mahkemesinden talep ettiklerini, ipotek bedelinin günün koşullarına uyarlanması taleplerinin kabulü gerekirken mahkemece eksik araştırma ile karşı davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl dava ipoteğin kaldırılması, karşı dava ipotek bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 01432ab3f70dcc41 af11284a93baf31b